- Kategori
- Çalışma Yaşamı
Sömürünün katmerlisi mağazalarda ve restoranlarda

İçi seni de yakar, beni de
70’li yıllarda ülkemizde en büyük grevler ve gösteriler sanayi işçileri tarafından yapılırdı. Bu, endüstrileşmiş ülkelerde de böyleydi, zira bu sınıf hem en ağır çalışma koşulları altındaydı, hem de emekçiler arasında en örgütlü kesimdi.
Zaman değişti… Hâlâ alınacak bir hayli mesafeler olsa da, işçi sınıfı örgütlendi, insanca yaşam ve çalışma hakları konusunda ileri adımlar atıldı, mesai saatleri makul seviyelere düştü.
İnsafsız çalışma koşulları bu defa yer değiştirdi; mağaza, market, restoran gibi perakende satış noktalarına ve alışveriş merkezlerine (AVM) kaydı. En ünlü mağaza zincirlerinden, seçkin restoranlara kadar hemen her yerde gencecik insanlar hiç de insani olmayan koşullarda çalışmak zorunda. Üstelik bu gençlerin tamamına yakını iyi eğitim almış, epey bir kısmı üniversite mezunu ve iyi yabancı dil konuşuyor.
Sabahın köründe işe başlıyorlar, gecenin bir vaktine kadar, günlük mesailerinin büyük bölümünü ayakta geçiriyorlar. Hele indirim dönemlerinde ve yeni sezon açılışlarında neredeyse yirmi saat kesintisiz çalışmak zorundalar ve daha doğru dürüst uyuma ve dinlenme fırsatı bulamadan ertesi sabah yeniden işbaşı yapıyorlar.
Cumartesi ve pazarları yok… Bayram, yılbaşı, resmi tatil onlara uygulanmıyor… Yemek molaları ancak hızlı yemeğe (fast-food) izin veriyor… Çay-kahve molası Hak getire… Yıllık izinleri çoğunlukla “gargaraya” getiriliyor ya da yıllık izne hak kazanamadan işten çıkmak zorunda kalıyorlar.
Bir mağazanın iş ilanı aynen şöyle: “Hafta sonu ve bayramda iznin var mı? Ne zaman dinleneceğim? gibi sorular soracaksanız, bu iş size göre değil…”
Biri ikisi değil, tamamının mantığı bu. Tam bir sömürü çarkı. Zalimane…
O zaman insanlar da oralarda çalışmasın diyeceksiniz. Haklısınız. Ülkemizde işsizlik sıfırın altına düştü… İş gani… Üniversite mezunları dilediği işe rahatlıkla giriyor… Memleketimiz o kadar gelişti ki, yakında dünyanın en büyük on ekonomisinden biri olacağız. E, ileri demokrasi de var, hakkını istediğin gibi arayabiliyorsun…
Biz de ne diye cak cak ötüyoruz sanki!