- Kategori
- Türkiye Ekonomisi
Son 11 yılın ekonomi tablosunun anlattıkları...

SÖZCÜ GAZETESİNDEN ALINMIŞTIR.
Gelin son 11 yılın bir muhasebesini yapalım, bakalım evdeki hesap çarşıya uymuş mu?
Yaratılan ekonomik mucize(!)den kimler yararlanmış?
Halkın alım gücü artmış mı?
Arttıysa kimlerin artmış?
Bildiğiniz 2ibi 2002 yılının 3 Kasımında yapılan Erken seçim sonrası AKP iktidar oldu ve ülkeyi yönetmeye başladı. O günden bu güne köprünün altından çok sular aktı ve ülkede bir sürü ekonomik mucize(!) yaratıldı!
O zamanlar Türkiye’de net asgari ücret 226 lira idi, bugün ise 803.68 lira. Gördüğünüz gibi asgari ücret epey artmış! 2002 yılında asgari ücretle 2 liralık beyaz peynirden 113 kilo alınabiliyordu, bugün ise sadece 80 kilo alınabiliyor.
11 yıl önce bir asgari ücretli net maaşı ile 2 bin 511 adet yumurta alabiliyordu, bugün ise bin 606 adet alabiliyor. Dünyanın en pahalı benzininin kullanıldığı Türkiye’de 2002 yılında benzinin ortalama litre fiyatı 1.48 lira idi. Temmuz ayında bir hafta içerisinde benzine iki kere zam yapıldı. Toplam 19 kuruşluk zam 97 oktan benzinin pompa fiyatını 5 liranın üzerine taşıdı. Döviz kuru ve uluslararası petrol fiyatlarındaki değişimlerin etkisiyle her geçen gün el yakan benzinin litre fiyatındaki artış bu süreçte yüzde 237’yi buldu.
Mazot fiyatlarındaki artış da çiftçinin belini büktü. 2002’de 1.1 lira olan mazot litre fiyatı, 4.40 liraya çıktı.
O zamanlar ülkemizin nüfusu 67.8 milyondu. Bu gün ise 75.6 milyona çıktı.
Her fırsatta ‘IMF’ye olan borcu sıfırladık’ diye övünen hükümet 130 milyar dolarlık dış borcu 11 yılda 350 milyar dolara çıkardı. Bunlara iş borcuda eklediğimizde 1 trilyon lirayı çoktan aştık.
Elektrik ve doğalgaz birim fiyatlarına da zam üstüne zam geliyor. 11 yıl önce konutlarda kullanılan elektriğin birim fiyatı (kw) 11 kuruştu. Bugün ise 28 kuruşa kadar çıktı ve zam oranı yüzde 154 oldu.
Doğalgazın metreküp birim fiyatı da 37 kuruştan 91 kuruşa kadar çıktı. Yüzde 146 oranında artış yaşandı.
PROF. Dr. Esfender Korkmaz ülkenin yetiştirdiği önemli ekonomistlerden birisidir. Ona göre, ülkenin refah düzeyindeki artışı anlamak için milli geliri dolar üzerinden değil, TL olarak hesaplamak gerektiğini söylüyor. Ve Korkmaz şöyle konuşuyor. “2003 yılıyla bugün arasında milli gelirde büyüme 3 kat değil, yüzde 53’tür. 2008 yılında bir gecede milli geliri yüzde 30 artırdılar. Patagonya’da milli gelir yüzde 50 arttı. Gelişmekte olan ülkelerde son 11 yılda fert başına milli gelir yüzde 65-70 düzeyinde arttı. Ayrıca milli gelirdeki artış tek başına refah düzeyindeki iyileşmeyi belirlemez. Gelir dağılımına da bakmak gerekir. Bu büyümeden işçi, memur, çiftçiye pay verilmedi. Zengin daha çok zenginleşti fakir de daha fakirleşti” diye konuşuyor.
Gördüğünüz gibi yaratılan ekonomik bir mucize yok!
Sizin anlayacağınız evdeki hesap çarşıya uymuyor:
2002 yılında 275 milyar dolar olan milli gelirimiz, 2012 yılı sonu itibarıyla 920.6 milyar dolara çıktı. Ama ne yazık ki milli gelirdeki artışla Türkiye’deki gelir dağılımı uçurumu kapanmıyor.
Sizin anlayacağınız 11 yıl önceki sofradaki ekmekle bu günkü ekmeği kıyasladığımızda, hiç de Sayın Başbakan’ın Kastamonu’da yaptığı konuşma gibi olmadığını görüyoruz.