Son istasyon / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '07

 
Kategori
Anılar
 

Son istasyon

Son istasyon
 

Gidiyordu…Gideceği saati ve yeri, ortak arkadaşlarımızdan öğrenmiştim. Belki de son defa görmek için onu, saatinden çok once istasyona geldim. Trenle gidiyordu. Oysa trenle yolculuk yapmasını benim kadar sevmezdi.

İstanbula yerleşmeye karar verdiğinde, onu Ankaradan trenle getirmiştim. Şimdi aynı şekilde terkediyordu istanbulu.. Unutmak istediği şeylerin üzerine gidip, onları tekrar en ince ayrıntısına kadar hatırlamak, içinden kazıyıp atmak, en belirgin özelliklerinden biriydi.

İstasyonun kalabalıklığına tutunmuş, onu beklerken, ayaklarımın dibine bıraktığı çantayla kaldırdım başımı. Onu gördüğüme niye şaşırmıştım bilmiyorum. Zaten onu bekliyordum. “Niye geldin” der gibi baktı yüzüme. Ertelenen bir infilaktı gözleri. Özensiz sürülmüş fazla renkli ruj, solgun yüzünü dahada soluklaştırmıştı.

“Engin söyledi gideceğini” dedim. Anladığını ifade eden gözlerini kapayıp açtı bir an.. Konuşmak istemiyordu.

Bu anın bir an once bitmesini isteyen tedirgin hali, tüm vucudunda hissediliyordu. Her an kalkıp gidecekmiş gibi, bankın ucunda dimdik oturuyordu. Birbirine yapıştırdığı dizlerinin üzerinde, elleriyle oynuyordu.

Bu tren niye gelmedi hala ? der gibi “saat kaç “ dedi. Garın ortasındaki kocaman saati gösterdim. Aramızdaki faili meçhul cinayetin, katilini gösterir gibi. Zaman, aramızda aşılması imkansız bir duvar gibi duruyordu. Trenin içimi yırtan o sesi duyuldu birden..

O martısız şehire gidecek olan tren girerken istasyona; son girdiği makas kesmişti, damarlarımdan birini.. Kan kaybediyordu gözlerim.. Eski bir gazete vardı elimde.. Gazetem kadar çabuk eskimiştim… Bardaklardan kalan, yuvarlak sarı lekeler, manşet atmıştı eski gazeteme; “aşk öldü” diye.. Küçük dudaklarının, kıpırtılarını sakladığı, büyük puntolarla…

"Son istasyonnnnnnnn.."

Kondoktör bağırıyor, benim için..Son istasyonumdan biniyor. Ben susuyorum, onun için.. Susmalarımız geliyor aklıma. İkimizede rahatsızlık vermeyen , her anını bir kelime gibi aldığımız, uçurum gibi derinleşen sessizlikler.. Ne kadar çok şey susuyorduk.

Gelenler, gidenler, seviçler, hüzünler, vedalar, kavuşmalar birbirine karışıyor, beynimi kemiren garın gündelik uğultusu, beni bir girdap gibi içine çekiyordu. Muallak adımlarım birbirine dolanıyordu. Tren hareket ederken, kesiliyordu bileklerimden dünyanın tüm sesleri, trenin penceresinde kalıyordu ellerim.

Uzun süre baktım, trenin arkasından...

Gardaki saatten kan damlıyor şimdi, kan çanağı gözlerime. Akrep ağır yaralı; yelkovan taşımaya çalışsada, geri kalıyorlar ona…

Ağır adımlarla, istasyonun önünden, bir taksiye biniyorum.Radyosunda parazitli bir şarkı..Daha yeni bıraktım, o istasyonda aşkı..

 
Toplam blog
: 21
: 549
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yaş 35 /İyi dost, herkesin bir dostu olmalıdır en azından... Aldanmak, aldatılmak, yalan söylenme..