​ SON'lu mevsimin filmi... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Eylül '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

SON'lu mevsimin filmi...

SON'lu mevsimin filmi...
 

Yine eteklerinde sararmış yapraklarıyla , içime dolan titreyişlerini nereye saklayacağımı bilemeden çıkageldi. Gözlerimi bulutlu göğe çevirdim; önce dizi dizi göçmen kuşlar terk eyledi . Sonra ensemden içeri bir rüzgâr doldu. Üşüten bir ayrılıktı zaman.

Çaresiz anladım; geldi hazanım. Ama aramız hep limoni, hoşgeldin diyesim yok. Nasıl iyi olsun ki? Yazın tatlı rüyasından ürperten yeliyle aydım. O uçarı mevsimin beti bereketinden, tiril tiril gömleklerden, balkonda tatlı tatlı esen rüzgârla bir çırpıda kuruyan çamaşırlardan toparlanamamışım, biraz dağınığım.

Ağzımın tadını ekşiyle bozmak istemiyorum da sanki, o yüzden alabildiğine kaçıyorum kendisinden Yine o sebepten bir yalancı bahar günü, ilk gözüme kaçan güneşi fırsat bilip dolaba attığım paltomun yüzüne bakmıyorum. Beni boğacak sanıyorum kahve tonlarında aldığım atkım, kırçıl kazağım, siyaha çalan kışlıklarla dolu gardrobum. Küsüm hepsine. Hele de beni yağmurlarda koruyacak şemsiyeme...

Ben atletle dolaşmayı istiyorum evin içinde. Gece boyu açık pencerem.Sabahları büzüşmüş halde uyanıyorum da, tınmıyorum yine. İnadım inat.Soğuk kış gecelerinde bir sevgili gibi sarındığım yorgan, düşman gibi görünüyor gözüme.

Bugünlerde her damlasını çekip içime; sevişiyorum güneşimle. Çok sürmez yağmur çamur bastırır. Bense ıslanmaktan nefret eden sokak köpeği misali dolaşıyorum avare. Ama heyhat.Boşuna benim direnmem.Yakındır, teslim bayrağını çekmem. Önce güneş eksilecek, günbegün azalacak ısısı. Sonra tümden çekip gidecek. Ve o cıvıl cıvıl renklerle bezeli tişörtlerim, havai gömleğim... bir cenaze merasimi gibi gömülüp dolaplara, bu koca kışın geçmesini bekleyecek.

Başlıyor gözümün önünde sonlu mevsimin filmi; daha başında SON yazıyor.

"Giriyoruz kara, soğuk bir mevsime."

Sanki kır düğünü yapılmış da bitmişçesine her yer ıssız, her yer sağır sessizlik...Toplandı toplanacak masalarda unutulmuş çay, kahve lekeleri, sahilde rüzgârla silinmiş ayak izleri ... Günbatımlarını seyre koyulmak için oturulan banklar bomboş... Eller ceplerde sadece sararan renklerin ortasında kalmışım birbaşına. Itırlı yaz bahçeleri apansız beliren gökkuşağı gibi doyamadan renklerine, yine aynı hızla uçup gitmiş.

Ben bitmiş bir mevsimin uzatmalarını yaşamakta diretirken şen şakrak mahalle düğünleri çoktan sustu bile buralarda. El ayak çekildi balkonlardan. Artık ne kadar sulansa nafile; dokununca soluyor saksılarda boyvermiş çiçekler. Her sabah biraz daha eksiliyor yaprakları ağaçların. Renkleri kaçıyor tabiatın. Fesleğenim son kokularını bırakıyor avuçlarıma.

Çıkıp balkona bakıyorum da, güneş battı mı oyun bile tatlı gelmiyor çocuklara. Okullar açıldı, silgi kalem kokusu burunlarında erkenceden evlerine kaçmak istiyor canları.Hani var, dokuz canlı yaramazın biri; ısrarla yazın hükmünü sürdürmek istiyor ben gibi. Belki de ne kadar çok ince giymekte diretirse o kadar uzun sürecek sanıyor bu havaları.

Sadece o mu?

Mahallenin kedisi de yazboyu miskinlik ettiği gölgelerden çıkıp kaçıyor güneşe, bir keyif bir keyif değmeyin gitsin. Kıstıkça kısıyor gözlerini. Yağmurlar gelecek, sonra kara soğuklar.Anlıyor olmalı bu sonlu baharı.

Görmüş geçirmiş yaşlılar, parklarda güneşe serilmiş, kemiklerini ısıtan günışığının tadını çıkarmaktalar. Nasılsa her güneşli gün ömürlerine kâr. Kaç sonbahar eskitmişler, eli şöyle bir sallayıp gürültüye getirirler. Asıl önümüzdeki bahara çıkacaklar mı, onun hesabındalar. Ne yaparsın. Hayat tatlı, yaşamak inadına güzel.

Çok sürmez bir deli yel eser. Bu son güneşler aniden söner.Yazdan çalınmış "son geceler" o gecelerin göğünde ay ışığının denize düşürdüğü son parıltılar ve gidenlerin-kalanların ardından son aşklar...

Demek geldin sonbahar. Bendeki de ne gam! Nasıl olsa yine baharı getireceğiz. Bu uzayan gecelerden geçip, yaşa yaşa bitmeyecek o uzun gündüzlere varacağız.

İler tutar yani yok. Madem geldin. Dağınıklığa bakma sen.

Benim her zamanki mahmur şaşkınlığım. Davetsiz de olsa hoşgeldin, hazanım.

 
Toplam blog
: 80
: 1644
Kayıt tarihi
: 02.12.06
 
 

..