​ Son Seans... :)) / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Eylül '09

 
Kategori
Deneme
 

Son Seans... :))

Merhaba…

“Adını hiçbir zaman söylemediğim…”

Her şey yavan bir merhabayla başlamıştı… Sessiz ancak bir o kadar da perişan, mecali kalmayan iki enkazdı bu merhabada saklı olan. Yitirilenler, terk edilenler, keşkeler ve pişmanlıklarla dolu sessiz ama haykıran merhaba… Yüreğin feryadı, usulca gönlünü okşayan, hoyratça seven…

Deli gibi merhaba!

Martıların kokusunu getirdiği adam… “Merhaba”

Evet, yine ve yeniden merhaba diyorum sana. Süslü ve kendini beğenmiş, felsefi o söylemlerini, ardı arkası kesilmeyen güzel sözlerini bir yana yığıp beynini uslandırıp yalnızca sözlerimi okumanı istiyorum artık senden… Şimdi yüreğimdeki sen, açtığın yaraya usulca dokun… Köhne ve masumane dokunuşlara hasret yüreğim ve beynimin en çelimsiz yanındaki o kurgusuz masalı kusmama izin ver.

“Yalnızca oku”

Seni tanımak hayatıma gökkuşağının bütün renklerini katmıştı… Kalbi kanatlarında dolaşan, küçük ve savunmasız bir kuş misali konmuştum yüreğine… “Yüreğine dokunup…”

Öylesine yavan bir dinginliktin ki zaman zaman şaşırırdı yüreğim. “Sessiz ve zor adam”

Hayal etmekten korkardım seni, sanki gecenin karası alıp götürecekti simanı. Sanki elimde sıkıca tuttuğum yarım yamalak bir adrestin. Belki de hiçbir zaman sazımda tıngırdatamayacağım notasını bilmediğim uçsuz bucaksız bir deli türkü. Savurdum sözleri dinledin mi? :

“Karlı dağların ardından turnam yâre selam söyle…”

“Mucize gibi…”

Ve mucizelerin tükendiğini, bir gün yerini ümitsizliğe bırakacağını bile bile zamanı katık ettim çaresizliğe. Mucizelerin büyüsü güçsüz yüreklere dayanılmaz sancı verir.

“Çok büyüktün, çok sancılıydı sana gebe geceler…”

Tanrı’m… Bu gözler, seni görmeyeli ne kadar da uzun zaman oldu… “Yıl belki…”

Sıra dışı bir aşktın işte… Hiçbir zaman sana dair hayallere yeltenemediğim bir hiçlik, bir girdap gibi… Tanrı’nın kusmuğundan öte kırbaçlayan, kamçılayan can yakan aşk…

“Aşkın rengi hep kara”


Aksine silik siman dağ eteklerindeki karlar kadar temizdi…

Varlığın bir dert yokluğun çıkmazdı… Uzandığım bütün yataklar sırtıma bıçak darbesi gibi batıyordu. Ve sol yanımda paramparça edilmiş bir uzuv.

Bitti koca adam, “oyun perde dedi”

Dingin söylemlerini yığ artık bir kenara, kabul et bir deli rüzgâr gibi gelip geçtin… Bu bizim en acı hikâyemiz değildi. Gelip geçtin işte. Acıyı bile yaşamayı bilmiyor yüreğin.

“Kaçmak, korkaklıktır kimi zaman”


Başkalaştın artık. Başkasıyım artık… Ve gülüşlerimi net simalarla paylaşacağım, acı çekmekten korkmayan yüce gönüllü, cesur simalarla…

Ve sen zihnimin derin mabetlerinde yıllanmaya bırakıldın… Kim bilir belki bir gün lazım olursan çıkaracağım seni mahzenimden. Acıyı öğrendiğin zaman avuçlarının arasından kayanları toparlamak için çok uzun vaktin olacak. Tüketeceksin yılları, kaybettiklerine yanarak.

Bitti koca adam, “oyun perde dedi”

Nihayet masalın sonuna geldik, başladığımız yere…

Artık eskisi gibi gülebiliyor gözlerim… “Hayata, dostlarıma ve yeni bir simaya…”

Benliğimdeki tüm savaşlarımla ve en METİS yanımla özür dilerim:

Bitti koca adam, “oyun perde dedi”

“ HOŞÇA KAL !”

<ı>Kemosmalist-2009

<ı>Cuma/Eylül 25.

 
Toplam blog
: 54
: 1219
Kayıt tarihi
: 31.07.08
 
 

Yasamanın ve varolmanın en güzel kanıtı olan ALLAH'ın yeryüzündeki en güzel yansımasıyım... İdeal..