- Kategori
- Deneme
Son

—İnsanlığından utanan insan
=İnsanlardan çok çekmiş ne yapması gerektiğini bilmeyen insan
=“Yıllarca onları kandırdın, kendine esir yaşattın cezasını çekeceksin!”
-“Ben hiçbir şey yapmadım bir köşede sessizce olacakları izledim ve kulağına ninnilerini fısıldadım, tek suçum bu olsa gerek…”
=“Aslında tek suçun bir boşluğa bağlanmayı sağlamaktı.”
-“O kadar aptal olmasalardı, herkesin düşünebileceği bir beyni var kimileri hücrelerini öldürür, hayati faaliyetlerine devam ederken düşünemez olur, acınacak duruma düşer, zavallılar.”
=“Bir insanın kötü bir duruma düşmesi seni nasıl mutlu edebilir!”
-“Bu benim mutluluğum! Bu benim umudum. İnsanlar küçük kurtçuklara benzer.
Küçük, kör ve değersiz... Onlara değer veren hak ettiği değeri bulamaz onlarla yaşamanın en önemli koşulu duygularından arınmış olmaktan geçer.”
=“Yani onlar aşağılık bir yapıdadır?”
-“Anlıyorsun… Biliyor musun aşağılık insanları tanımaktan daha kötü bir şey vardır; aşağılıklarla dost olmak, kendi aşağılığını hissetmek.”
=“Biliyorsun biz insanız.”
-“Utanıyorum, bunun için bütün gün uyuyorum.”
=“Uyumak, kaçış yolu bu mu?”
-“Evet, bu ama uyumaya çalışmaktan daha iyi bir şey varsa bu da herşeyi unutmaktır. Unutup boş bir zihinle kaybolmak, derinliklerde, beyninizin ölmüş hücrelerini farkında olmadan canlandırmak ve mutluluk için bir adım atmak… Fakat bu hiç de kolay değildir ne bir hafıza kaybı ne de yaşlılıktan doğan Alzheimer… Bu tamamen kişinin soyutlanıp nirvanaya ulaşmasıyla ilgili…”
=“Bir insanın yanında bulunduktan sonra ondan uzaklaşmak için nefsini de köreltmen gerekir; herşeyi bitirebilecek bir noktaya gelebilmek, insanoğlunun en aciz noktalarından birisi de bu! Önce sığınacak bir liman arayışı sonra gerçek bir insan arayışı… Tüm gerçekleri gördükten sonra hala yaşıyor olabilmek de başka bir kabiliyet ya sımsıkı kaparsın gözlerini ve aptal rolü yaparsın ya da gerçekten güçlüsündür ne sığınacak bir limana ne de gerçek bir dosta ihtiyaç duyarsın. Kendine yetmeyi öğrenirsin bir yerden sonra… Kendinle paylaşmayı. Ağlayacaksan bir omuza ihtiyaç duymazsın, kendi içinde kendi dert ortağınla ağlarsın bilirsin çünkü gerçek insan diye bir şey yok dışarıdaki boş insanlardan, boş muhabbetlerden ve bomboş geçen hayatlardan sıkılmış olursun sadece yalnızlık istersin, bir parça huzur.”
-“Ve bulamazsın huzur diye bir şey yoktur hayatta, manevi huzura erişebilen de… Bugüne kadar nirvanaya ulaşabilen de olmadı birkaç kandırmacadan ibaret. Bildiklerin kitaplarda yazar, düz bilgiler verirler hayat hakkında birine soracak olsan ‘niye’ diye ya susar, ya da Allah bilir der. Bu kadar basittir onlar için yaşamak bu kadar basittir. Geçmişte yaşanmış iki saniyelik sahte tebessümlerini hatırlayarak güç kazanır onlar içlerinden hiçbirisi doya doya gülememiştir. Ya arsızdır ya da vahşi tokadı o da yemiştir.”
=“Çok basitti yaşam, çok basitti yaşamak… Birini gördüm dün gece sahilde önce dalgaların karaya hırçın vuruşlarıyla irkildi… Ay ışığında düşerken ellinden şişesi düştü gözlerinden perdesi hayatı gördü çırılçıplak soyunmuş kahpe misali… Melodiler eşliğinde teslim ederken ruhunu aya şarkı bitti ve o öldü.”
-“Hepimizin sonu olacak bu, kıyamet nedir söylesene! Dağların pamuk olması mı? Dev dalgaların gelmesi mi? Cehennem ateşinin dünyanın dört bir yanını sarması mı? Biz tam da ortada duruyoruz. Çevremizi çığlık atan insan sürüsü sardı bizim sesimiz onların arasında kayboldu bile bağırsak yararı yok yaşıyor muyuz? Yaşayabiliyor muyuz? Biz çoktan beridir yaşan ölüyüz. Hesap günü geldiğinde sıraladığımız zaman geçmişi tek tek nedenlerini de sormaya hakkımız olacak… Bizse bunu sadece uykumuzda yapabileceğiz. Bağırdım insanlara sesimi duymadılar… Küçük bir tavsiye: Geçmişteki anılarla insafsızca boğuşup uyandığın bir rüyadan sonra yapabilinecek en önemli şey ışığı açmamak, yalnızlığın tadını çıkartmaktır. Işığı açtığında fark edersin ki aslında yalnız değilsin. Gölgen yanı başında eşlik eder kavgalarına…”
=“Kaçmak için ne yapmalı öyleyse bu işkenceye nasıl son verilebilir?”
-“Hala anlamadın mı bunun sonu yok… İstersen kaçıp gidersin uzaklara kimsenin olmadığı ıssız alanlara mutlu bir hayat sürdürebileceğini sanırsın. Nasıl ha nasıl söyle bana? Beynini nasıl bırakabilirsin ardında? Ölmenin iyi bir şey olduğunu düşündüğünde fark etmen gereken en önemli nokta güçsüzlüğündür. Sadece acizler ve güçsüzler yaşamlarına son verip sorunlardan kaçabileceğini düşünür. Sorunlardan kaçmak diye bir şey yoktur öldüğünde dâhil. Ruhunu teslim ederken karanlığa, aydınlığa çıkıp sonsuz hayat sürebileceğini mi sanıyorsun?”
=“Güçsüzlüğümü kabul etmek yeterince acı veriyor. Ama söyle, bunca zaman dayanabilmişliğin ödülü de mi yok! Yaşayarak uzak durmak insanlardan?”
-“Hayatındaki insanların ne yapacağına sana ne kadar müdahale edeceğine sen karar verirsin, ama azıcık merhamet varsa eğer yazık… Yazık olur sana da diğerleri gibi.”
=“Yaşamımda bunca gereksiz insan varken yapabileceğim tek şey?”
-“Sus…”
=“Susuyorum. Sadece, yaşamımdaki bunca gereksiz insanın gereksizliğini fark etmesi adına susuyorum…”