​ Sonbahar ürünü / Yetenekler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ocak '13

 
Kategori
Yetenekler
 

Sonbahar ürünü

Sonbahar ürünü
 

Sonbahar meyveleri (Foto:A.AK)


Zekâyı olaylar karşısında akıllı tavır almayı bilme kapasitesi ve hızıyla açıklayan düşünür “Zekâ -nar, ayva ve portakal gibi- geç renk ve koku kazanan bir sonbahar ürünüdür” diyen Ahmet Haşim ile çelişiyor mudur?.. Yoksa bire bir aynı vurguyu mu yapmaktadırlar?!

Kimdir bu düşünür?

Evet; zekânın, bir olayı kavrayış hızıyla ilgisi olduğunu ve yetenekle ilgisinin "bulunmadığını" ifade eden A.N. Whitehead “Dialogues-1954” adlı eserinde hayli iddialı bir tespitte bulunmaktadır.
*
İnternette forum arkadaşım Sevgili Sümer Tepe’nin naklettiği bir fıkra:
Bir papaz, bir sarhoş ve bir mühendis giyotinle ölüm cezasına çarptırılmışlardır, önce papaz infaz edilecektir…
Cellât, papaza sorar:
— İnfaz edilirken yukarı mı, aşağı mı bakmayı tercih edersin?
Papaz cevap verir:
— Yukarı bakmak isterim, en azından ölürken yüzüm tanrıya dönük olur.
Papazın isteği yerine getirilir, giyotin bıçağı havaya kaldırılır ve bırakılır.
Bıçağın hızı kesilir ve tam papazın boynuna santimetreler kala duruverir!..
Bu tanrıdan bir işaret olarak görülür ve papaz serbest bırakılır.
Sıra sarhoşa gelmiştir.
Bir umutla sarhoş da yukarı dönük olmak istediğini dile getirir.
Aynı şekilde giyotin bıçağı tam sarhoşun boynuna yaklaşmışken yavaşlar ve durur.
Bu da tanrının bir işareti olarak kabul edilir ve sarhoş da serbest bırakılır.
En son sıra mühendistedir, mühendis de yukarı dönük infaz edilmek istediğini belirtir.
Tam bıçak havaya kalkmışken mühendis bağırır:
— Durun bir saniye, bıçaktaki sorunun nerede olduğunu anladım!
*
Descartes'e göre akıllı olmak bir şey değil, önemli olan o aklı yerinde kullanmak...
Yine Sevgili Sümer'in naklettiği bir fıkra, bugünlerde İnternet'te dolaşıyor:
Arabasının lastiği tam tımarhanenin önünde patlayan adam, kenara zar zor yanaşır.
Sonraki işlem malûm...
Kriko, stepne, bijon anahtarı ve tekeri söker.
Ama söktüğü bijonların dördü de yuvarlanıp yağmur mazgalına düşer.
Mazgal açılır gibi değil!..
Bijonlar görünmüyor bile!
Adam bir sağına bakar, bir soluna bakar, çaresiz kaldırıma çöker.
Olayı en başından beri akıl hastanesinin demir parmaklıklı penceresinden izleyen bir deli, seslenir:
— Ula salaaak! Sen ne yapıyorsun orda öyle?
— Sorma birader, lastik patladı ve değiştirirken bijonları mazgala düşürdüm.
— Düşündüğün şeye bak, diğer lastiklerden birer tane bijon çıkar, hepsi 3 bijonlu olsun, seni lastikçiye kadar idare eder.
Adam hemen denileni yapar.
Ve akıl hastanesindeki deliye seslenir:
— Senin ne işin var tımarhanede?
Cevap müthiştir..
— Biz burada delilikten yatıyoruz kardeşim, salaklıktan değil!..
*
Aah Descartes, ah! ...
"Dehada az çok delilik bulunmalıdır" dememiş miydi Platon'un öğrencisi Aristoteles!..
Buna karşın Descartes'in, 1628'den itibaren, Batı düşüncesini altüst eden bir felsefe sistemi kurduğu bilinir.
Her şeyi birden büsbütün siler Descartes, tek bir şeyden emindir; "düşüncenin varlığı". Buradan hareketle, evrenin açıklamasını yapar.
Metot üzerine hep karmaşıktan basite inerek, gerçeği kuşatmaya yarayacak kuralları bir bir sayar. "Sağduyu dünyada en iyi bölüştürülmüş şeydir" diyerek, her tür araştırmanın pratik niteliği üzerinde ısrarla durur.
Ona göre en önemli bilimlerden mekanik; insanlara yardım edecek makineleri yapma sanatı,
Tıp; vücudu ve ruhu tedavi etme sanatı,
Ahlâk; mutlu yaşama sanatıdır.
*
Bir düşünmekte yarar yok mudur? 

 
Toplam blog
: 276
: 1102
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..