- Kategori
- Deneme
Sonbaharı anlatır, Mamak'ı anlatır
Bu şarkı nasıl bir şarkıdır. Bir yerlere götürüyor beni; tarifini yapamayacağım bir yere. Çocukluğuma uğruyorum giderken. Acı veriyor gülüşlerle karışık.. Heyecanlandırıyor karamsarlıkla karışık... Sonra maspushane avlusunda oradan oraya, bir çember içinde döner gibi dolaşan mahkumlara uğruyorum. Sıkılıyor içim. Esir olmayı, suç işlemiş biri olmayı hayal bile edemiyorum o an. Bir deniz oluyor bu şarkı; hem yüzüyorum dalgalarla oynarak hem de boğuluyorum su yutarak. Ama bir daha, bir daha dinliyorum. İnanması zor gelir başkasına ama kalbim atıyor bu şarkı içime her girdiğinde. Acaba çocukluğumda bir olay mı yaşadım bu şarkı eşliğinde diye düşünüyorum. Ama bulamıyorum. Çocukluğa yayılmış bir şarkı ama, tek bir olay üzerine çöküşü gelmiyor aklıma."Güneş altında tutsaklar/ geçen sonbaharabakıyorlar/ şirin mi şirin gecekondu evleri/ Samsun asfaltında otomobiller/ Negüzeldi yollarda olmak şimdi./ Mamak’a sonbahar geldi."
Mamak’ ta ev tutmuştum bir zamanlar. Sonbahar gelirken dökülen yapraklara söylerdim bu şarkıyı. Hem teselli eder bu şarkı onları hem de üzer. Soğuyan hava ve giden kuşlar gibi bu şarkı da hüzünlendirir onları. Kendime de söylüyorum ara sıra bu şarkıyı. Burkuluyor içim. Ne soğuyan havam var ne de giden kuşlarım. Ama burkuluyor işte içim. Ne güzeldi şimdi beni en çok rahatlatacak yerde olmak. Neresi ki orası? Güzel bir güneş doğar. Işığı dünyayı gezdikten sonra ve aştıktan sonra benim yıldız ağaçlarımı ve ceviz ağaçlarımı; odama dolar. Bir dere akıyordur bahçeme; komşu... Bir şarkı çalıyordur dereye eşlik eden. Kediler vardır boy boy renk renk... Ne bileyim vardır vardır da dünyadan süzüp buraya koyduğum her şey... İşte burası olsa gerek o yer. İçimde serseri gibi dolaşan duyguların dilden çıkmış serseri hali bu anlatılanlar.
Başladı yine o şarkı. Çevirip çevirip dinliyorum. Kollarım kanat olmuş, açılmış hasret gideriyor gökyüzüyle. "Geldiğimizde otlar yemyeşildi/ Ve kuzeydeydi güneş/ Mamak’a sonbahargeldi..." Doyamıyorum dinlemeye.