​ Sonsuz hayaller / Felsefe / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '10

 
Kategori
Felsefe
 

Sonsuz hayaller

Ölüm...

Ne kadar zor bir olgu değil mi?

Bilinçli bilinçsiz tüm canlı ve cansız varlıkların kabul etmesi imkânsız bir son.

Sadece canlı veya cansız varlığın bencilliği penceresinden bakıldığında değil, başkalarının pencerelerinden bakıldığında da acı verir ölüm.

Bir insanın annesi, babası veya sevdikleri; bir aslanın, timsahın hatta yılanın yavrusu...

Kaybedildiğinde hissedilen acı hep aynıdır.

“Giden artık yok olmuştur!”

Bunu bitkiler ve hatta bakteriler bile bilir.

Bir tek canlı bu olguyu kabul etmez:

- İnsan

Bilinç (kimilerine göre daha kutsal bir şey – ruh) ve kültür sahibi olduğu son elli bin yıldır insan, ölüm karşısındaki çaresizliğinin ve bu olgunun kendisinde yarattığı travmanın üstesinden gelebilmek için tabiri caizse elindeki en değerli varlığı, yani beynini, kullanarak yoğun şekilde mücadele vermiştir.

Çünkü ölüm olgusu insan için diğer canlılardan farklı olarak sorgulanabilen bir olguydu.

İnsanın bilinç yetenekleri çoğaldıkça hem bakış açısı hem de acı büyüyordu. Çünkü beyninde daha çok anı depolanabiliyor, düşüncelerinde daha çok derinlik oluşuyor ve iradesi dışında her şeyi sorguluyordu.

Ve bu acıyı, daha emekleme aşamasında olan bilinç sisteminde kabul edilebilir hale getirme savaşında ilk adımı kendini yücelterek yaptı.

İnsan, mükemmel bir canlıydı, her şeye hükmediyordu ve çevresinde ne varsa ona aitti.

Böyle mükemmel bir varlık ölemez, ancak rüzgâr olur, bulut olur, su olur veya şimşek olur ve o şekilde devam eder. Evet, tüm insanlar ölmeyen (o zamanki mantıkla) başka varoluş şekillerine dönüşür.

Çözüm budur!

Zaman ilerledikçe, insanlar çoğalmaya başladılar. Doğrular ve yanlışlar oluşturmaya başladılar. Yanlışı tercih eden insanlar çıktı.

Kötü insanlar.

Bu hesapta yoktu tabii. Daha mutlu bir varoluş düzeyine yanlışı seçenler, kötülük yapanlar ulaşamazdı. İyileri ödüllendirenler ile kötüleri cezalandıranlar oluşturuldu. Kötüler kötü şeylere gideceklerdi. Ateş, korkunç haşeratlar, vahşi hayvanlar.

Yine zaman ilerledi. Bu iyilere ödül, kötülere ceza olarak seçilen dönüşümlerin bir sistem dâhilinde olması gerektiği gerçeği çıktı. Bu vesileyle olgulara sahipler belirleme süreci başladı. Ateş tanrısı, rüzgâr tanrısı, güneş tanrısı, su tanrısı...

Kimi zaman bunlar insan oldular, kimi zaman görünmez, kimi zaman 2–3 kafalı varlıklar.

Zaman yine ilerliyordu. İnsan mantığı merkezileşme ilkesi rotasında giderken, bu kadar çok varlığı zamanla gruplandırmaya ve sayılarını azaltmaya girişti.

Bir şeyi daha hesaba katmamıştı insan. Artık ok yaydan çıkmıştı. Her ne kadar ölümsüzlük sistemi yönetimi tek merkez olmak zorunda ise de, insanlar tek merkezde değildi artık. Dolayısıyla elde edilen bilgiler üzerine sayıları artan, gruplara ayrılan insan ırkının her bir kolu farklı felsefeler inşa ediyordu.

Bu felsefeler, farklı zaman dilimlerinde (genelde yeni çıkan bir akımın baskı uygulamasıyla) değişime uğruyordu. Her değişim süreci öncesinde ve sonrasında hem eski felsefe ile yeni felsefe arasında, hem de diğer kollardan gelen felsefeler arasında kanlı mücadeleler oluyordu. İnsanlar birbirini öldürüyorlardı.

Ben insan ırkının düşünmeye başlamasından bu yana geçen zamanın elli bininci yılındaki bir üyesiyim.

Benim zamanımda bu felsefelerin hemen hemen hepsi, farklı kollardan tek merkeze indirgendi ve bu felsefeler arasındaki kanlı mücadeleler halen devam ediyor.

Bu felsefeler, artık ilk başlardaki gibi, insan gücünün yetmediği yerleri tamamlamıyor. Neyin doğru, neyin yanlış olduğuna karar veriyorlar.

Bilim yapanların elde ettikleri bulgular ancak bu felsefeler onaylarsa geçerli sayılıyor.

İnsanların hayatları, kültürleri, sınırları, kimin yaşayacağını, kimin öleceğini kısaca her şeyi belirliyorlar artık.

Dünyanın kalan ömründe en az 2 sefer daha bir toplu yok oluş öngörülüyor. Bu büyük olasılıkla bir meteor çarpması veya buna benzer bir olayla olacak.

-Ey bu yok oluştan sonra geçecek yüz milyon yılda ortaya çıkacak yeni bilinçli nesil!

Eğer gelecek nesillerinizin mutlu ve dostça yaşamasını istiyorsanız, lütfen; neyin ne olduğunu görüp düşünebiliyorsunuz diye, dünyadaki diğer türlerden kendinizi üstün görüp yeni bir saçmalıklar döngüsüne başlamayın.

 
Toplam blog
: 4
: 359
Kayıt tarihi
: 19.02.10
 
 

1978 Doğumluyum. Hayatımın çoğu hep seyahatle geçti. Dil bilimciyim. Daha çok çeviri ve redaksiyon i..