​ Sonunda anladım yada anladığımı sandım-2 / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '09

 
Kategori
Deneme
 

Sonunda anladım yada anladığımı sandım-2

Sonunda anladım yada anladığımı sandım-2
 

"BİTTİ" dedim. "BİTMEDİ" dedin. Israrla nerede kiminle olduğumu soruyordun. Oysa bu sorularla vakit kaybediyordun. "BİTMELİ" dedim. "NEDEN?" dedin. Çünkü ben böyle yaşayamazdım. Sana güven duymadan yapamazdım. Seni kontrol edemezdim. Bunları yaparsam ben ben olamazdım. Bunların hiç birini söyleyemedim sana. "BİTMELİ" diyebildim tekrar. Anlamıyorum seni dedin. İyice sinirlendin. Ağzından çıkanları kulakların duymuyordu. Sana hiç yakışmayan ve bana nasıl söyleyebildiğini düşündüğüm şeyleri var gücünle bağıra çağıra söylüyordun. Bense telefonun diğer ucunda seni dinleyip sadece ağlıyordum. Sesim çıkmıyordu. Kelimeler boğazımda düğümleniyordu...

Sonra sustun birden...Bana bir ömür gibi gelen bir sessizlik oldu..."Ağlama lütfen" dedin..."Neredesin söyle, yanında olmama, yanına gelmeme izin ver" dedin...Sanki 2 dakika önce bağırıp çağıran, kızan, söylemedik söz bırakmayan sen değildin...Mersindeyim dedim. Şaşırdın, ne işin var orada dedin? Bilmiyordum...Burada ne işim vardı, neden buraya gelmiştim, niye yanında değildim...hiç bir sorunun cevabını bilmiyordum. Konuşmamız gerek dedin. Konuşacak çok konumuz var ve üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbirşey yok dedin. Gerçekten birlikte üstesinden gelemeyecek hiçbirşey yokmuydu? Yanında olmam için, konuşmamız için bir fırsat ver diyordun. Nerede olduğumu soruyordun sürekli.

Nerede olduğumu söyledim. Yanıma geleceğini söyledin. Ben itiraz etmedim, edemedim. Bekliyorum dedim. 1 saate kalmaz yanındayım dedin. Sürekli bir delilik yapma, bir çılgınlık yapma lütfen diyordun bana. Ne sanıyordun acaba filmlerdeki gibi arabayı uçurumdan aşağımı sürerim veya kendimi denize mi bırakırdım... Kendini ne kadar büyük ve herşeyin merkezinde gördüğünü farkettim. Oysa hayat herşeye rağmen yaşamaya değerdi. "Korkma" dedim. "Hiçbirimiz vazgeçilmez değiliz. Aklından geçenlerin hiçbirini yapmayacağım. Gel konuşalım..."

Sen gelene kadar tüm yaşadıklarımız, 4 yıl film şeridi gibi, gün gün gözlerimin önünden geçti. Ne çok gülmüşüz seninle ve ne çok ağlamışım senin yüzünden. Hep hayatımın merkezinde olmuşsun. Senin için ne çok şeyden vazgeçmişim. Sevmek bumuydu? Sevmek böylemiydi?

Radyoyu açtım yine. "Ah be kardeşim başına ne geldi..." diyordu Yalın. Aşık oldum, sevdim... dedim. Sen gelene kadar sakinleşmek istiyordum. Yeniden bir ağlama krizine girmek istemiyordum. Karşında güçlü, kendine güvenen birini görmeni istiyordum.

Bir araba sesi duydum. Arabanın kapısını sertçe kapadın, benimse dizlerim tutmuyordu yine. Tüm vücudum buz kesilmişti. Camdan sana bakıyordum. Kapıyı açtın sertçe. Gözlerinden nefret akıyordu sanki. Kan çanağına dönmüştü gözlerin.

"Arabadan in" diye bağırdın. Bağırma lütfen dedim. Yanıma diz çöktün, ellerimi tuttun, başını dizlerime koydun, ağlamaya başladın... Seni hiç ağlarken görmemiştim. Şaşırdım, korktum, ürktüm, ne diyeceğimi ne yapacağımı bilemedim. Ağlama lütfen dedim. Başını dizlerimden kaldırdım, gözyaşlarını sildim.

Gözlerimin içine bakıyordun, hiç bana böyle baktığını görmemiştim. Sanki tüm ruhunu görebiliyordum gözlerinden. Sarıldın bana, beni sevdiğini söylüyordun ve ağlamaya devam ediyordun. Yapma bunu bize diyordun. Sakinleş, konuşalım lütfen dedim.

Kendime şaşırıyordum. Sanki 1 saat önce ağlama krizine giren, gün boyu ne yaptığını bilmeden dolaşan ben değildim. Çok sakindim. Sahile oturduk, ellerin ellerimde, gözlerin gözlerimde. Senden sakince beni dinlemeni istedim sadece. Çocuk gibi tamam dercesine başını salladın.

Ben sana korkularımı anlattım. Şu son 2 aydır yaşadıklarımı, öncesini, senin bilmediğimi sandığın ama bildiğim şeyleri... içimde onca zamandır biriktirdiğim herşeyi konuştum seninle. Ben konuştukça sen şaşırıyordun. Yüzün şekilden şekile giriyordu. Sanki konuşan ben değildim. Birisi benim yerime , 4 yıldır sustuğum herşeyi bir kitaptan okur gibi okuyordu ve ben sadece seslendirendim.

Bu ilişkiyi bu şekilde yaşayamam dedim. Sana güvenmeden yapamam. Seni takip edemem, sorgulayamam. Telefonunu, maillerini, eşyalarını kontrol edemem. Bu şüpheyle yaşayamam. Seni seviyorum ama bana ihanet etmene katlanamam. demekki sana yetmiyorum dedim.

Sustum sonra... Sen gözlerimin içine bakıyordun hala... Susuyorduk... Aslında birbirimizi seviyorduk veya tutkuydu aramızdaki. Sen başladın sonra konuşmaya. Hayatında ben yokken yaşadıklarını anlattın. Hergün iş çıkışında beni 1-2 dakika da olsa görebilmek için nasıl ofisimin oraya geldiğini, evimin oradan her akşam kaç kez geçtiğini, beni aramak için cesaretini toplayamadığını, ihanet ettiğini ve bunun ne büyük bir hata olduğunu kabul ettiğini, kaç gün uykusuz gezdiğini, benim 15 gün şehir dışına gitmemin seni nasıl yıktığını....vs bir sürü şeyi anlattın. Neden bu kadar geciktin gelmekte dedim... Cesaret edemediğini söyledin. Yıldönümümüzün ise sırf beni görmek için bir bahane olduğunu söyledin.

Söylediklerin içimi rahatlatmaya yetsede birşeyler vardı beni huzursuz eden. İhanet bu kadar kolaymı atlatılırdı? Gerçekten pişmanmıydı? Ben ne bekliyordum ki ne evliydik ne de nişanlı. Sevgilimdi, sevdiğim adamdı, bu bana yeterdi. Bir sıfatın olmaması ihaneti hafifletirmiydi?

Birden bire bana sarıldın, hiç böyle içten, böyle sıcak sarılmamıştın sanki. Seninle hiç böyle rahat konuşamamıştık. Sevgiliydik güya ama konuşamıyorduk uzun zamandır. Kopmuştuk. Üşüyordum, sarıldın bana. Beni kaybetme korkusunun seni nekadar korkuttuğunu söyledin. Bir daha yapmamamı söyleyip duruyordun. Bana biraz zaman ver dedim. Sana yeniden güvenmem için biraz zaman ver, yanımda ol destek ol dedim....birlikte aşalım bunları dedin. Seni seviyordum. Sana hayır diyemiyordum, ama evet demeye de dilim varmıyordu.

Sevgi bumuydu? Gece olmuştu, hava iyice serinlemişti. Dalgaların sesi ninni gibiydi. Yanımdaydın, ben omzuna yaslanmıştım, teninin sıcaklığında kayboluyordum. Sana sığınıyordum, sense elimi sıkıca tutmuştun ve uzaklara bakıyordun. Aklından neler geçiyor bilmek istiyordum. Gidelimmi dedin, sen git ben burada sabahlayacağım dedim. Ben nerede sen orada, sen nerede ben orada olacağız bundan sonra dedin. Gerçekmiydi bunlar?

Neden yemeğe gelmedin dedin? Sürekli beni ne kadar merak ettiğni söyleyip duruyordun. İçindeki çocuk çıkmıştı ortaya, seninde kaybetme korkun vardı ve ben bunu yeni görüyordum.

Arabana gittin sonra. Müzik açtın, ısınmam için ufacık bir ateş yaktın. Ateşin aydınlığında seni izliyordum. Herzamankinden farklıydın. Yanıma oturdun tekrar. Ellerimi avcunun içine aldın, öpücükler konduruyordun yanaklarıma ellerime, dudağıma....

Sonra birden bana döndün "EVLEN BENİMLE" dedin. Ben şaşkın şaşkın bakarken sen gülüyordun. Aslında bu akşam bu teklif için nasıl romantik şeyler planladığını anlatıyordun, bense hala şaşkındım ve sadece sana bakıyordum. İçinde bulunduğumuz şu ortamın planladığın onca şeyden çok daha romantik olduğu farketmiyordun.

İhanetini affettirmek için mi yapmıştın bu teklifi yoksa gerçekten benimle evlenmek için mi?

****devam edecek****

 
Toplam blog
: 26
: 846
Kayıt tarihi
: 19.10.08
 
 

77 yılında Adana' da doğdum. Üniversite, lise, ortaokul ve ilkokulu Adana' da okudum. Şimdi de Adana..