Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '19

 
Kategori
Kültürler
 

Sorun Çocukluğumuzda mı?

ACABA GERÇEKTEN TÜM SORUN ÇOCUKLUĞUMUZDA MI?

Psikolog denilince insanların aklına hep şu klişe cümle gelir çocukluğunuza dönün. Kimisi için saçma kimisi için komik olan bu cümle benim için o kadar doğru ki. Evet en ufak sorunda bile kişi çocukluğuna dönmeli çünkü orada bir şeyler yerine oturmamış ki, biz şu an da sorunlarla karşılaşıyoruz.

Her konuda olduğu gibi toplumumuzdaki kadın algısında ki yanlışlarda da, ben sorunu çocuklukta yani ailede, yetiştirilme tarzında ve bilinçaltında arıyorum. Alışılagelmiş şeyleri yapmak, yanlış olan şeylere karşı olmamış gibi davranmak kısacası bir şeylerin üzerini kapatmak, görmezden gelmek onun olmadığı ya da doğru olduğu anlamına gelmez. Biz toplum olarak önce bilinçaltımızla yüzleşip, sorunlarımızı kabul etmeliyiz.

Haydi gelin biraz çocukluğumuza dönelim ve kısacık, basit bir anıda bile ne yanlışlar yüklü görelim. Mahalledesiniz ve erkekler top oynuyor, kızlar evcilik. Top oynamak isteyen Fatma, pardon erkek Fatma da top oynuyor. Anneniz evde ev işleri ile meşgul, babanız iş yerinde. Akşam oluyor herkes evine gidiyor. Babanız yemek hazır olana kadar televizyon karşısına kuruluyor, yemekten sonra yine yerine geçiyor. Ablanız dışarı çıkmak için izin istiyor ama izin verilmiyor. Çünkü;hava karanlık oldu. Abiniz ise dışarı çıkacağını haber verip, soluğu dışarıda alıyor. Evin minik kızı bebeklerle, oğlu arabayla oynuyor. Şimdi günümüze gelelim. Kurguladığımız anıda hiçbir sıkıntı yoktu değil mi? Bir çoğumuzun zihninde yer etmiştir bunlar. Fakat şimdi şöyle bir değişiklik yapalım, bize verilen düşünme yetisini bu sefer, her şeyi olduğu gibi kabul etmek için değil de, biraz da irdelemek için kullanalım . Öncelikle şunu belirtmek isterim ki mahallede oynayan çocukların arasında, oynayacakları oyuna yönelik cinsiyet ya da başka bir ayrım olmamalı. Bir renge, bir cisme bakınca aklımıza tek bir cinsiyet gelmemeli. Mavi bir renktir ve evrenseldir, top oynamak evrenseldir. Sırf top oynamaktan hoşlandığı için, bir kıza erkek nitelendirilmesi yapılması onun bilinçaltını kirletmektedir. Diğer irdelenmesi gereken durum ise neden işten dönmesi için yollarını gözlediğiniz anneniz değil ve evden; "geç oldu annen gelecek" diye seslenen de babanız değil.

Aslında kadınları iş yaşamından geri çekmeye çalışarak en büyük kötülüğü erkeklere yapıyoruz. Böylelikle evi geçindirmek gibi büyük bir sorumluluğu sadece erkeklere yüklemiş oluyoruz . Bu ağır sorumluluk ,zamanla kişide mental sorunlara yol açacaktır . Belki de kişi ve kişiler aile içi şiddete, intihara kadar sürüklenecektir. Aynı zaman da evdeki onca işi de sadece kadına yüklemiş oluyoruz. Böylelikle sırf sorgulamadan yaşadığımız için nice ebeveynler mental ve fiziksel yorgunluk yaşıyor. Oysa ki tek yapmamız gereken şey iş bölümünü sağlamak. Ayrıca erkek çalışmak istemiyorsa çalışmamalı, kadın istiyorsa susmamalı. Kişilerin fikirlerinin önemli olduğu noktada bilinçaltımızdaki yanlışlar konuşmamalı.

Diğer bir durum ise kız çocuklarının ve kadınların gece dışarı çıkamaması, çıkarılmaması. Burada yine  klişeler karşımıza çıkıyor; “ben size değil sokaktakilere güvenmiyorum.”, ”Kadınlar belli bir saatten sonra dışarı çıkmamalı.“, “her ne sebepten olursa olsun (hastaneye gidecektir, okuldan geç çıkmıştır, arkadaşlarından ya da kütüphaneden dönüyordur…) gece dışarıda olan bir kadın her şeyi hak etmiş oluyor .”. Doğrudan kabullenmeyen, irdeleyebilen insanlar soruyor ; peki neden ?  Sokakta güvenilmeyen nedir; köpek? kedi? hırsız? katil? … Elbette bunlar değil , çünkü bunlar gündüz de sokaktalar ve bunlar erkeği de aynı şekilde etkiler. O zaman asıl korkumuz gece zihnen vahşileşen, bilinçaltı kirli insanlar. Burada hemfikiriz. Peki bu canilerden, korkulan insanlardan neden sadece kız çocuklarımızı koruyoruz? Onlar daha mı değerli ? Tabi ki de hayır. Elbette ki bir anne ve baba için tüm çocuklar eşit şekilde değerlidir. Ayrıca böyle bir koruma yönteminin etkili olması düşünülemez. Evimizin dışında varlığı inkâr edilemez olan bir hayat var. Bu hayattan çocuklarımızı soyutlayarak, evde saklayarak koruyamayız. Asıl korumak çocuklarımızın gözetim altında, güven verilerek, dışarıdaki kötülüklerin farkında olan bireyler olmalarını desteklemektir. Öte yandan dışarı da asıl korkulan kişiler bizim dışarıya gitmesine izin vermiş olduğumuz erkek evlatlarımız oluyor. Diğer aileler bizim oğlumuz dışarıda olduğu için kızlarını eve hapsederek koruma ihtiyacı hissediyor. Hiç bu açıdan düşünmemiştik değil mi? Hatayı sokaktaki insanda arayıp, kızımızı eve hapsetmekle sorunlarımızı çözmüştük.

Elbette ki kadınlarımıza yüklenen sorunlar bunlarla sınırlı kalmıyor. Bir kadının araba tamircisi ya da otobüs şoförüolmasını sırf tuhaf bir durum olarak gördüğümüz, araba cisminin sadece erkeklerin ilgi konusu olduğunu düşündüğümüz için kadınların bu alandaki istihdamlarını desteklemememiz gibi milyonlarca türetilebilecek, sorgulamadan doğruluğunu kabul ettiğimiz yanlışlarla yaşıyoruz.

Bu yanlışları yapmış olmak bir hata ise sorgulamadan nesilden nesile aktarmak bin hata olsa gerek. O yüzden ortada olan sorunlarla yüzleşip hatayı biraz da kendimizde aramalıyız ve bilinçaltımızdaki yanlışların yönlendirmesi ile değil olması gereken doğrular ile çocuklarımızı, geleceğimizi şekillendirmeliyiz. Ancak o zaman huzurlu ve güvenli bir yaşam ortamı elde edebiliriz.

 
Toplam blog
: 5
: 412
Kayıt tarihi
: 15.08.19
 
 

Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik bölümü son sınıf öğrencisiyim. Bir canlıya fayda sağlayacak her..