- Kategori
- Sosyoloji
Sosyal Medyada Toplumsal Etki

Neyi ne kadar biliyoruz ya da bilebiliriz?
Günümüze baktığımızda iletişim o kadar hızlı ilerliyor ki her şeyi bir anda öğreniyor ve tüketiyoruz. Bu bizde hızlı bir değişim yaratıyor. Çağımızın kaçınılmaz gerçekleri desek daha doğru olacaktır. Özellikle ülkemizde bu daha bir hızlı olmakla birlikte her an her şey değişebiliyor.
Bunun en güzel örneklerini ise sosyal medyada ister istemez görebiliyoruz. İnsanlar özellikle sosyal medyada gördüğü haberlere veyahut yanlış olan bilgi paylaşımlarına hemen inanıyor. Yoksa onları inanma ihtiyacı mı duyuyor bunu da araştırmak görmek gerekir. Geçenlerde sosyal medyada gezerken Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nün Science Dergisi’nde yayınlanan araştırmasına denk geldim. Araştırmada yanlış bilgi Twitter’da gerçeklere kıyasla 6 kat daha hızlı yayıldığını belirtiyor. Araştırma için incelenen haber içeriklerine göre ise gerçekler Twitter’da ortalama 1000 kullanıcıya ulaşabilirken sahte bir haber rutin olarak 10.000 kullanıcıya kadar ulaşabiliyor imiş. Burada toplumsal bir etki söz konusu olduğu gerçeği var. İnsanlar gerçekleri göz ardı ederek neden sahte haberlere itibar etmektedir bunun sosyolojik boyutları da toplum nezdinde gerçekten ele alınması ve irdelenmesi gerekir.
Sahte habere inanma derken aslında bunu Türkiye yani ülkemize uyarladığımızda çok defa denk geldiğimiz ve bu olayı yaşadığımız gerçeğini görmekteyiz. Özellikle sosyal medya üzerinden bunun etkili olması, bu haberlerin yayılması ve çokça paylaşılmasını hep ilginç bulurum. Belki de toplum gerçek haberleri sıkıcı bulmakta ve yalanlar bir nebze olsun daha çarpıcı gelmektedir. Fakat bu haberler paylaşıldıkça yalanları da gittikçe artıyor.
Geçmişte sosyal medya olmadığı zamanları düşünün… Kulaktan kulağa dönen efsaneler de aynı böyle idi. Abartma payı yükseldikçe daha çok yayılıyordu ve yayıldıkça yalanlar daha da abartılıyordu. Bu yaşanan durumları eski Türk filmlerinde de görebiliriz. Günümüzde de aynı durumu sosyal medyada yaşıyoruz. Toplum olarak da buna tepki verip anında paylaşım yapıyoruz. Benim tavsiyem yine de sosyal medyada bir haberi gördüğümüz anda teyit etmek için elimizden geleni yapmak gerekir. Ne kadar inandırıcı olsa bile en ince detayına kadar araştırmalı ve üzerinde düşünerek kaynağına bakmak lazım gelir. İnternette yani sosyal medyda içerisinde oluşacak dezenformasyon için kaynağın nereden geldiği oldukça önemlidir. Dezenformasyonu önlemek adına bu konuda bir şey biliyor muyuz ya da ne kadarını bilebiliriz diye düşünmenin faydalı olacağını bilmekte yarar var. Zaten kendini bilen neye nasıl itibar edeceğini de iyi bilmektedir.
Kitaplar yaşamın bir parçası olmalı…
Çok sevdiğim ve her zaman aklımda yer bulan bir söz var.
Frederick Pollock sözünde şöyle diyor; “Bir kitap okuyan kişi her şeyi bildiğini zanneder. İkinci kitabı okuyan kuşkuya düşer. Üçüncü kitabı okuyan hiçbir şey bilmediğini anlar.”
Ne kadar doğru ve yerinde bir söz olduğunu söylemeye gerek yok umarım. Elbette bu söz üzerine tartışmalar dahi yapılabilir. Şimdi o tartışmalara girmeye lüzum olmadığı gerektir.
Ben kitaplar hayatımızın bir parçası olmasının inancındayım. Çünkü kitap okumak o geçmişte yaşamış ya da günümüzde yaşayan yazarlarla bir araya gelmek ve birçok bilgiyi onlarla muhabbet içerisinde yaşamaktır. İster istemez kitap insanı hayatı anlamada bir oraya bir buraya sürükleyerek bir nebze de olsun hayatın gerçeklerini göstermektedir. Gelin hep beraber kitap okuyalım, kitap hediye edelim ve sevgimizi kitaplar ile gösterelim. Kitap okumaya vakit yok diyen bir milletiz ama sosyal medyadan, televizyon izlemekten ve boşa vakit geçirmekten de geri durmayan bir toplumuz. Bırakalım her şeyi en azından az da olsa kitap okuyalım. Zaten sizler okudukça hayatınızda neler değiştiğini ufaktan ufaktan fark edeceksiniz. İşte o zaman neler kazandığınıza kendiniz tanık olacaksınız.
Bu haftanın kitap önerisi…
Zamanında ders kitabı olarak hazırlanan ama yayımlama aşamasında büyük sıkıntılar çeken Nurettin Topçu’nun Ahlâk kitabı…
Hem felsefi hem de sosyolojik yönü ile gerçekten okunması gereken bir eserdir. Bir çırpıda bitirilebilecek bir Ahlâk kitabı keşke tüm öğretmenlerimiz derslerinde yer verse hatta bu kitap ile direk böyle bir ders konulsa çok güzel olur. Kitabı okursanız bunu daha iyi anlayacaksınız.