- Kategori
- Şiir
Söz

Şair Eşref Abdülhamid döneminin baskılarından bunalmış, ancak İttihat ve Terakki yönetiminin uygulamalarını da kendine özgü sivri diliyle şöyle hiciv etmiştir.
''Devr-i İstibdatta (Baskı devrinde) söz söylemek memnu (yasak) idi,
Söyler isen ağlatırlardı ananı,
Şimdi Devr-i hürriyetteyiz,
Önce söyletirler, sonra s...... ananı.''
Aradan koca bir asır geçti. Ancak değişen bir şey yok gibi. Hatta söylenenler bazen buzdolabında dondurulup yıllar sonra ortalığa servis ediliyor ki bu arada geçen sürede neler olduğu da ayrı bir bilmece. Demokrasilerin olmazsa olmazı olan kişinin düşüncelerini serbestçe söyleyebilme hakkı da böylece üstü kapalı olarak ''söyleyememe baskı'' sına dönüşüyor. Şair Eşref'in peşi sıra yetişen şairlerimizden Orhan Veli' de;
''Neler yapmadık şu vatan için,
Kimimiz öldük,
Kimimiz nutuk söyledik.''
diyerek durumu özetlemişse de devrinin büyük şairiTevfik Fikret'in şu tespiti bence en doğru olanıdır.
''Vatan senden hayat umar,
Sen yaşarsan o canlanır,
Vatan için ölmek te var,
Fakat borcun yaşamaktır.''
Yaşamak ve yaşatmak üstüne kurulu bir zihniyetin tüm insanlığın hafızasına kazınması dileklerimle...
Hayri EFE