09 Ocak '15
- Kategori
- Eğitim
Sözün gücü üzerine
Ramazan, yedinci sınıfta, ergenlik döneminin sivilceleriyle mücadelesine devam eden, bütün öğretmenlerin davranış anlamında oldukça beğendiği fakat dersleri çok başarılı olmayan, bu devlete ahlakı düzgün öğrencilerde lazım dediğimiz türden, yerine göre derse katılmaya çalışan, parmağını havaya kaldırdıktan sonra söz hakkı aldığında verecek çok fazla cevabı olmayan, oldukça sessiz, saygılı bir öğrencidir.
Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni sınıfa girdiğinde, bir şeyler kapmanın savaşı içinde olan Ramazan, o günün en ciddi bakışlarıyla öğretmenini süzer. Ancak Ramazan, dersi baştan sona dikkatlice takip eden öğrencilerden de biri değildir. Dersin kaçıncı dakikasında olduğunu bilmediği yerlerinden birinde, öğretmenin verdiği örnekler dikkatini çekmiştir.
“ Sevgili arkadaşlar, Afrika’nın en ücra köşelerinden birinde, teknolojiden uzak, bildiğimiz manadaki milenyumun getirdiği imkanlardan yoksun, kendi inançları doğrultusunda yaşamını devam ettiren pek fazla dış dünya ile alakası olmayan bir kabile vardır. Bu kabile karşılarına çıkan çok büyük ağaçları kurutup yok etmek için enteresan bir yöntem kullanıyorlarmış. Ortadan kaldırmak istedikleri ağacın etrafına toplanıp bütün kabile üyeleri el ele verdikten sonra hep birlikte ağaca küfrediyorlarmış. Aynı şekilde hasta bir ağacı iyileştirmek istediklerinde de ağacın etrafına toplanıp hep birlikte ağaca güzel sözler söylüyorlarmış.”
Ramazan, avını gören yırtıcı hayvan misali, sınıfın en arka sırasından gözlerini kırpmadan, kalp atışlarına hükmedecek derece sessizleşmiş, öğretmenin kulakların pasını silen ses tonuna ve söylediği her cümleye dikkat kesilmiştir. Öğretmen devam eder:
“Arkadaşlar, Japon bilim adamı Masaru Emoto “Suyun gizli mesajı” adlı kitabında, yapmış olduğu araştırmaları şu şeklide dile getirmiştir. Nasıl ki insanoğluna güzel sözler söylendiği zaman morali yerine geliyor ve olumlu işler yapıyor, kötü sözler söylendiğinde ise morali bozuluyor ve yaptığı işlere estetikkatamıyorsa, suyun da benzer biçimde hoş sözler karşısında kar tanelerine benzer, berrak ve çok güzel şekilde kristaller oluşturduğu, kötü sözler karşısında da bulanık kristaller oluşturduğu ya da hiç kristal oluşturmadığı gözlemlenmiştir. Hatta müziğin, sudaki kristaller üzerindeki etkisini çekmiş olduğu fotoğraflarla kanıtlamıştır. Suyun içinde, klasik müzik eşliğinde mükemmel güzellikte kristaller oluşurken, heavy metal ve rock türündeki müziklerle birlikte bulanık kristaller elde etmiştir.”
Ramazan, dersin sonunda öğretmenin vermek istediği mesajı pek çözememiş, verilen örneklerden sudaki kristallerle ilgili olandan da aslında pek de bir şey anlamamıştır. Ama öğretmenin söylediği, ağaçları küfrederek kurutan Afrikalı kabile olayını düşünüp durur. Bir süre kafa yoran Ramazan, olayı çözemez ve ‘hadi canım sende’ diyerek ağacın karşına geçer ve başlar ağaca küfretmeye. Bir teneffüs boyunca ağaca küfreden Ramazan, ağacın kurumadığını görür ve derste, sanki matematik öğretmenin çözemediği, matematik sorusunu çözmenin haklı gururunu yaşıyormuşçasına sevinir ve soluğu öğretmenin yanında alır.
-Öğretmenim, hiç öyle şey olur mu ?
-Ramazan, ne olur mu ?
-Öğretmenim, ben, bir teneffüs boyunca bizim bahçedeki ağaçlardan birinin karşısına geçip ağaca küfrettim ama ağaç kurumadı. Bu Afrikalılar yalan söylüyor.
Ramazan, smokiniyle merdivenleri gururla çıkan , kimlere teşekkür edeceğini, yazdığı kağıttan okumaya çalışırken, kelimeleri birbirine dolaştıran, gözünden yaşlar gelirken aynı zamanda kahkahalarla zafer işareti yapan Oscar ödülünü ilk defa kazanmış bir oyuncu kadar sevinçlidir. Çünkü Afrikalılar yalan söylemiş ve kocaman sınıfta bunun ilk farkına varan bizim Ramazan olmuştur. Öğretmen, Ramazan’a bakıp gülümser.
-Ramazan, neden hasta bir ağacı iyileştirmek yerine, ona küfredip kurutmayı seçiyorsun ?
Değerli insanlar! Bu yazıyı okuduktan sonra sizin amacınız sıcak bir yaz gününde, ağaçların gölgesinde oturup, onlarla birlikte şarkı söylemek mi olacak ? Yoksa amacınız Afrikalıları haklı çıkarmaya çalışmak mı olacak?
Hamza BOSTANCI