Spor muhabiri aranıyor! / Basın Yayın / Medya / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '06

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
 

Spor muhabiri aranıyor!

Spor muhabiri aranıyor!
 

Taşra spor muhabirliği için üç aday vardı: Birisi ''Edebiyatçı''.. Öbürü: ''Yazar''.. Diğeri de: ''şipşak fotoğrafçısı'' idi..İzmirdeki gazetenin spor şefi, üçünü de çağırdı ve maçı en güzel kim anlatırsa, onu muhabir olarak işe alacaktı.

O hafta taşrada doktorlarla,avukatların futbol karşılaşmaları yapılacaktı.Üçü de maçı izlediler.Yazdıklarını İzmirdeki şefe götürüp teslim ettiler. Şef, ilkten, edebiyatçının yazdıklarını okumağa başladı: ''Güzel bir ilkbahar günü..Her taraf günlük güneşlik.. Ağaçlar,bellerine kadar çiçek çiçek..Yaprak yaprak..Kuşlar tepelerinde gagaları ile selamlaşıyorlar çığlık çığlığa..Flört ediyorlar sereserpe.. Oh!..Kuş olmak varmış!...Sahanın yeşil çimenleri göz alıyor..Hafif bir rüzgar esiyor şimdi..Kale direklerinin arasına gerilmiş ağ,şehvetle gerilmiş rüzgardan .. Nerde kaldı şu futbolcular.Gelsinler artık.Sabırlar taşmak üzere şimdi...''Cümlenin burasında şef,okuduğu kağıdı buruşturup sepete attı.Diğerini okumağa başladı:

Tribünler iki ayrı kampa ayrılmıştı: Avukat ve doktor hanımları..Takımlar sahaya çıktığı halde,maç bir türlü başlıyamıyordu.Sebebi de,avukatlar,''Baro'' dan aldıkları kimlik belgelerini hakeme verdikleri halde,doktorların doktor olup olmadığına dair belgeleri var mıydı,yok muydu? Bunu soruyorlardı durmadan..Maç,doktorlarla avukatlar arasındaydı. Neyse ki tribünlerdeki ''Ebe okulu talebeleri'' güüür diye'' hepbirlikte ayağa kalkınca,mesele anlaşıldı.Doktorların da içi rahatladı..

Yirmişer dakikalık oyunun iddialı tarafı doktorlardı.''Ameliyat masasına yatıracağız onları'' diye ürkütmüşlerdi avukatları..Avukatlar,''gizli'' bir celse ile aldıkları karar gereği ,en kuvvetli adamlarını sahada açıklayacaklardı..

Avukatlarda ne şöhretler varmış meğer.Eşlerinin bile bundan haberleri yokmuş.Bir kere kalecileri Muharrem Kongo'da iken ''Kasavubu'' nun takımında çıplak ayakla gol bile atmış.Top bulunamadığı için,maç,''kuru kafa'' ile oynanmışmış!... Santraforları Galip,'' Çıplaklar Kampından yetişmişmiş..

Maç nihayet başladı..Avukatların takımı,bir anda doktorların yarı sahasına yerleşti. Aniden kale karıştı ve kaleyi korumakta olan Doğumevinin Başhekimi İhsan 'ın sıkıntıdan sancıları tuttu.Kaleci kıvranırken, atılan şut, üst direği yalayarak geçti. Ve Başhekim rahatladı..Bu arada da avukatlar onların sol açığını fena halde düşürdü. Oyun bir müddet için durdu.Ambulanscılar, sahaya koşturdu. Tribünler ayaktaydı. Hakem, savunma oyuncusu avukata sarı kart gösterdi.

Avukatlar: ''Takibat icrasını müstelzim fiillere ceza verilebilmesi için, kast-ı mahsusanın olması iktiza ettiği ,ol sebeple böyle bir durumun varit olmaması hasebiyle yüce hakemden tashihi karar talebinde bulunduklarını ve gösterilen sarı kartın ivedi olarak geriye alınması hususundaki müracaatlarını dermayan eylediler.(Yani,valla billa bizim günahımız yok.adam keyfi düştü demeğe getiriyorlar)

Hakem,yan hakemlerini yanına çağırdı.Kısa bir duruşma ile gereğini düşündü: ''Laf ebeliği yapan bu oyuncunun maçtan atılmasına oy birliği ile,temyizi kabil olmak üzere verilen karar , yüzlerine karşı alenen tefhim edildi...Ve avukatlar bir eksikle maça devam etttiler...''

Yazı devam ediyordu.Spor şefinin yüzünde bir tebesüm belirmişti .Diğer kağıda sadece baktı şöyle bir müddet...Şipşak fotoğrafçısınındı. O'nunkini çöpe atarken, demin okuduğu kağıdın sahibini,bekleme odasından çağırarak ''gazetemizin spor muhabiri sensin'' diyer görev verdi ona..

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..