- Kategori
- Güncel
Standart Sömürgeciliği

Standartlar modern dünyada var olma adına önemli bir devrim hatta belki de önemli bir güçtür. Öyle ki herkesin uyacağı kuralları belirleme gücünü ifade eder. Bu gücün sadece bilimsel, teknik gelişmeden ziyade konulan kurallara başkalarının da uymasını sağlamak için elbette ekonomik güç, teknik bilgi ikna yeteneği, hatta uymayanları uyduracak kaba güç gerektirir. Dünya’da yaygın olarak kullanılan üç tane standart vardır. Bu standartları koyan ve uygulayan, denetleyen ülkeler dünyada birçok gelişmeyi kontrol altında tutarlar.
Standartların öncelikle teknik bir yönü, sistemler arası uyum sağlama gibi bir görevinin yanı sıra, güvenliği sağlamak ve üretimde tüketimde birlik sağlama gibi bir görevi vardır bu masumane bir organizasyondur. Ticari açıdan standartları belirleyebilme yetkisinin birçok faydaları var olmalı. Düşünün ki üye kurumlardan alınan aidatlar sadece belli bir ülkenin firmalarının kazanabildiği bir sistem oluşmasına zemin hazırlıyor.
Dünyada priz ve şehir içi şebeke gerilimi seviyesinde standart belirleme gücüne sahip birkaç kuruluş vardır. Bunlar VDE, BS, IEC gibi kuruluşlardır. Örneğin bir priz ya EN normuna göre, ya BS normuna göre ya da Amerikan normuna uygun olmak zorundadır. Bu merdiveni çekme hareketinin ana sebebi olabilecek bir konudur.
On tane firmanın bulunduğu bir ihalede istenen firmanın kazanması nasıl temin edilebilir elbette standartları oluşturan firmalarla, standardizasyon kuruluşun bulunduğu ülke arasında sıkı bir bağ vardır. Örneğin Amerikan Elektronik İmalatçıları Derneği Amerika’da bir ihaleyi kendi ülkelerindeki hatta kendi üyelerinden birinin kazanmalarını sağlamayı düşünmekle haksız sayılmayabilirler. Ancak dünyadaki ihaleleri ve standartları belirleyebilme gücünü elde ettikleri zaman daima diğer ülkelerin firmalarına göre bir avantaj sağlamaları imkân dâhilindedir.
Teknik pencereden bakıldığında, uzunluk ölçümü için kimi toplumlar kilometre kullanırken kimileri inatla ve ısrarla inç, mil gibi birimler kullanır. Osmanlı İmparatorluğunda kullanılan uzunluk ve ağırlık birimleri hatta standartlar tamamıyla farklı bir karakter taşırdı. Avrupa veya medeni denilen ve bugün ne denli medeni olduğu ciddi bir şekilde insanları düşünmeye iten medeniyete batı medeniyetine uymakla doğru yapılıp yapılmadığı üzerinde soru dahi sormaya dahi cesaret edilemeyen bir konudur. Mevzu İngiltere veya ABD olunca ölçü sistemlerinden, basit bir elektrik tesisatına, şehir şebekesinin geriliminden trafik düzenine, direksiyonun pozisyonuna kadar her şey farklı olabilir ve aradaki farklar sorgulanmaksızın; standart koyma yetkisinin diğer ülkelere neler mal olduğu sorgulanmaksızın aslında geçiştirilir. Birçokları da tabulaşan birçok konuda olduğu gibi soru sormayı dahi suç sayar. Suç sayılan konular, sorulmazsa sorun biraz daha ötelenir ancak bu gerçeği değiştirmez.
Standart koymaya yetkili olmak; oyunun, ticaretin, sanayinin, eğitimin standartlarını koyabilmek demektir. Amerika ve İngiltere’nin durumu anlaşılabilir; ne de olsa bu devletler iki dünya savaşının da galipleridir de Almanlar aynı savaşın mağlubu olmasına rağmen nasıl Avrupa’da standart belirleme yetkisini elinde tutan bir ülke pozisyonunda olabilir.
Oyunun kurallarını koyabilen ülkeler kendi ülkelerinin şirketlerine ne tür avantaj sağlarlar ve bu standardizasyon kuruluşlarının yerleşik olduğu ülkelerin firmalarının diğer ülkelere ait şirketler üzerinde kurduğu hegemonya dolaylı veya doğrudan bir sömürü aracı değil midir? Rezerv para ile sömürülen ülkeler dünyada birkaç ülkenin koyduğu standartlar üzerinden ikinci kez sömürü aracına maruz kalmazlar mı?