- Kategori
- Siyaset
Stockholm Sendromu ve Türk Milleti

Stockholm Sendromu, CHP cephesinden AK Parti’ye oy verenlere yönelik bir betimleme olarak sunulmuştur. Türk Siyaseti’nin 3 dönem üst üste aynı siyasal parti ile yola devam etmesi, başarıdan öte, bir hastalık adı olan psikolojik durum ne kadar doğru(?) ne kadar yanlış(?) bunu irdelemek lazım.
Peki, nedir bu Stockholm Sendromu…
Psikiyatr Nils Bejerot tarafından adlandırılan sendrom, ismini 1973 yılında İsveç'in başkenti Stokholm'de yaşanan bir olaydan almaktadır. Banka soyguncusu tarafından altı gün boyunca rehin tutulan bir kadın, soyguncuya duygusal olarak bağlanır. Serbest kaldığında soyguncuyu savunmakla kalmaz, nişanlısını terk ederek kendisini rehin alan banka soyguncusunun hapisten çıkmasını bekler[1]. Sahiden bu benzetme doğru oldu mu? Türk milleti geçen 8 yılda istemeyerek, baştaki aktörün başarılarından ziyade bu sendroma mı bağlandı? CHP liderinin oy kazanma stratejisi böyle mi olmalı? Bu tür sorulara yönelik cevaplar milletimizin sağduyusuna kalmıştır elbet; ama bazı düzeltmeler de bulunmamız gerekir. Türkiye günümüz dış politikasına ilişkin kararlarda bu dönem aktif bir politika sergilemektedir. Son Suriye düzenlemeleri, Cumhurbaşkanı Gül’ün Esad’a yönelik önerileri dünya kamuoyuna yansımıştır. Ortadoğu’da düzene yönelik bir aktör olarak Türkiye istemeden de olsa seçilmiştir.
Türkiye Dış Politika da bu gelişmeleri yaşarken, İç Politika da Kürt Sorunu, Demokratik süreç ile ilgili çalışmaları sürdürmektedir. Cumhuriyet tarihimizden bu yana ülkemizin Kürt Sorununa ilişkin ya suskun tavırları ya da destekli adımların hep yarım kaldığı şüphesiz aşikârdır. AK Parti ve Türkiye İç siyasetinde yaşanan gelişmeler, Kürt Sorununu “benim sorunum” diyerek sahiplenmiş, bunun için bir anayasa düzenlemesi çalışmalarına gitmiştir.
AK Parti’nin siyasal başarısı, milletimize yönelik bu sert açıklamalar paralel tutulmalıdır. “Koyun”, “aptal” gibi hakaretlerin yanında, “Stockholm Sendromu” ileri boyutları almıştır. CHP ve diğer siyasal partilerin seçim sonucu aldığı bu “kuyruk acısı” yorumlar milletimizi yıpratmaktadır. Millet demokratik yollarla başkanını seçmekte ve kabineyi oluşturmaktadır. Bu işte bir terslik var diyerek: İsmet İnönü döneminde Dersim İsyanı ve katliamları sonucunda yaşamını kaybeden Alevi ve Kürt vatandaşlarımızın bilindiği halde; şu an CHP’ye oy verenlerin “Stockholm Sendromu”na mı yakalandığı söylemek gerekir? Bu tür açıklamaların CHP heyetinden gelmesi işin trajik komik durumudur. Ülkemiz ve milletimiz birliği bu tür seçim zamanlarında kaybetmemeli, ileriye yönelik gelişmede “muhalefet” muhalefetliğini, “iktidar” da iktidarlığını yapması gerekmektedir. Büyüyen ve gelişen Türkiye dileği ile…