- Kategori
- Güncel
Stratejiye Dair Değerli Bir Eser; Dolaylı Tutum
Aynı kapıya çıkan yollar aynı amaca hizmet eder. Ancak bazen dolaylı tutum denilen metot kullanılmak suretiyle aynı yola çıkan, aynı amaca hizmeti gizlemek üzere kullanılan bir yöntem olan bu yöntemler teorik olarak işte akıl kullanma tekniğidir.
"Yarısı su dolu bir bardağın", boş olarak ifade edip olumsuz bir hava yaratmak yerine dolaylı tutum sergilemek suretiyle bardağın yarısının dolu olduğunu ifade etmek arasında aslında bir fark yoktur. Ancak olumsuzluk olarak aynı anlamı ifade eder. Ülkeler arası satranç oyununda çok değerli hamleler olan dolaylı tutum örnekleri birçok savaşçının savaş metodu olarak kullanılmıştır. Psikolojik üstünlük kurmaya dayalı bu tür örnekleri günlük hayatımızda oldukça sıkça yaşayan biz Türk halkı genellikle bunların farkında olmayız. Yaşanmış bir olay; "Köylünün birisinin iki tırpancıya ihtiyacı var, bu işi yapabilecek güçte iki tırpancıya gidiyor. Derdini anlatıyor, ama tırpancılar çok işleri olduğunu dolayısıyla köyde onlardan başka tırpancı olmadığından listenin en altına onu ekliyorlar. Sırasını beklemesi gerektiğini söylüyor. Tabi köylü bu duruma çok bozuluyor. Beklese işe yaramayacak, iş işten geçmiş olacak. Aynı zamanda tırpancıların burnunda kıl aldırmayan tavırları da çok canını sıkıyor. Bunlara bir oyun oynamaya karar veriyor. Soruyor sizin yevmüyeniz ne kadar, diye. Adamlar yüz lira diyorlar. Peki, ben size günlük iki yüz elli lira versem olur mu? Hem benim işim biter, hem de siz gerçekte hakkınızı alırsınız. Adamlar tuzağa düşüyorlar. Bir hafta boyunca çalışıyor işi bitiriyorlar. Paralarını alıyorlar, ancak daha sonraki işlere iki yüz elli liradan aşağı işe gitmedikleri için tüm sezonu işsiz geçiriyorlar. Köylüye arkadaşı soruyor "fiyatları bir anda niye yükselttin?" Köylü fiyatları bir hafta yükselttim ama onları da bir yıl boyunca işsiz bıraktım diyor."
Devletler de bu taktiği çok sık olarak birbirlerine karşı kullanırlar. Nasıl mı? Şöyle ki, emeklilik yaşı henüz gelmemiş insanların çok çalıştıklarını ve çok yorulduklarını insanca yaşamanın çalışan insanların da hakkı olduğu yalanını ortaya atarlar. Çalışkan ve üretken iş gücü bir anda emekli olur, O söz konusu erken emeklilik vaadini yapan en kalifiye işçileri bir anda emekli eder. Elli yaşında emekli olan insan hem yapacak iş bulamaz, sıkılır. Hem de emeklilerin sayısı bir anda arttığından emekliye çok az maaş ödenebilir. Emekli hükümete devlete düşman olur. Çalışan kırk elli yaşında emekli olmuş insanlara kızar. Haklı olarak emeklileri çalışanların finanse ettiği bir ülkede nitelikli üretim gücü, sınırları koruyan silahlı gücünden daha etkin bir güçtür. Dolayısıyla devlet içten içe çatırdamaya başlar. Ekonomi bozulur, kargaşa artar, hırsızlık başını alır yürür gider. Milletin birbirine saygısı azalır. Devlet çöker. Hâlbuki söz konusu erken emeklilik sistemini ülkene dayatan devlette emeklilik yaşı altmış yedi, çalışmak ibadettir. Bu devlet örneğinde devleti çökertmek isteyen akıl dolaylı tutum segilemiş, yıllara yaymış ve düşmanın kendiliğinden yıkılmasını planlamıştır. Direk tutumda ise, tüm silahlarını düşmanına doğrultması düşmanı kendine getirebilir ve savaşma isteği doğabilirdi. Lakin galip devlet uykuda gelen bir ölüm misali yavaş yavaş düşmanının soluğunu kesmiştir. Görünmeden ve hedef dahi olmadan.
Dini İslam olan Müslümanlara iki günü aynı geçenin makbul Müslüman olmadığı, çalışanın ibadet olduğu, rızkın onda dokuzunun ticarette olduğu, insanın ölüm insanı alıp götürünceye kadar çalışması rızkını araması gerektiği falan Müslüman'a emir buyrulmamıştır. Değil mi?