​ Şu 'kapitalizm' meselesi... / Ekonomi - Finans / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mart '09

 
Kategori
Ekonomi - Finans
 

Şu 'kapitalizm' meselesi...

Şu 'kapitalizm' meselesi...
 

Kapitalizm, kendi ününü biraz da anti-kapitalizme borçludur..


Yoksa? KAPİTALİZMİN SONU MU GELDİ?(*)
Geleceğimizi görebiliyor muyuz?

Peki ya önümüzü?

Dünya halklarının tamamının bir Amerikalı gibi yaşayıp bir Amerikalı gibi tüketmesine doğa izin vermiyor. Dünya pastası artık büyütülemiyor. Kaldı ki bilgi toplumuna geçmekte olan A.B.D. ve diğer sanayileşmiş ülkeler, kendileri bilgi teknolojilerine ağırlık verirken, katma değeri nispeten küçük olan ve çevre kirliliği yaratan sanayi dallarını, başka ülkelere kaydırmaya başladılar. Böylece kendi ürettikleri yüksek katmadeğerli ürünler için, satınalma gücü olan pazarlar yaratmış olacaklar.

Düşünülen yeni dünya düzenin böyle olacağı anlaşılıyor(2) ... Fakat, her ne olursa olsun sanayi, hiçbir zaman bu günkü yoğunluğuyla tüm dünyaya yayılamayacaktır. Bu ekonomik ve kültürel sistemin dünya halklarının esenliği ve geleceği için bir çözüm olamayacağı bizzat sistemin kendi temsilcileri tarafından belirtilmektedir. A.B.D. eski Başkan Yardımcılarından olan Zbigniew Brzezinski, Kontroldan Çıkmış Dünya adlı eserinde, “Kendi kendimizi sınırlandırabileceğimiz yeni bir fedakarlık ahlakı ve kültürü yaratmalıyız” diyerek bu gerçeği işaret etmektedir.

İslâm dininde Allah’ tan bir şey dilerken veya bir işe girişirken “hayırlıysa olsun” deniyor. Aynı deyim kıtaya ilk gelen beyazlarca insan bile sayılmayan Avustralya yerlileri Aborijin’ler tarafından “herkesin, her şeyin ve tüm evrenin hayrına ise olsun” şeklinde söylenmektedir. Hinduların doğaya ve hayvanlara gösterdikleri şefkat ise pek ünlüdür.

Küçük çıkarlarımızın kendimiz ve başkalarınca anlamlı olabilmesi, bunların, insanıyla, doğasıyla, tüm yaşamın da çıkarına hizmet etmesine, hiç değilse zarar vermemesine bağlı. Üstelik, sosyal ve ekonomik çalkantılar sonucu her an işsiz ve çaresiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya olan insanın, doğadan başka sığınabileceği bir kucak ve karnını doyuracak bir ana da yok.

Artık, tam rekabet anlayışı yerine tam sorumluluk anlayışını benimseyip, tek tek bireyler olarak, çıkar ve mutluluk arayışlarımızı tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor. Bireylerin mutluluğu toplumun da mutluluğunu sağlıyor belki ama, özgür birey, toplum ve doğayla kaynaşmadan, tüm yaşamın hazzını duyumsamadan, bu mutluluğu asla yaşayamıyor... Üstelik, korkak ve başkalarına tutsak da oluyor. Çıkarlarımızı kollamakta haklı nedenlerimiz olsa da onları nasıl bir dünyada elde etmek istediğimizi de kendimize sormamız gerekiyor. Kurtsuz kuşsuz, aslansız kaplansız, yeşilsiz, zehirli hava solunan, kirlenmiş, balıksız denizlerinde yüzemediğimiz, dostluk, kardeşlik ve yardımlaşma yerine birbirimizin üzerine basarak yükseldiğimiz, birbirimize hava attığımız bir dünya da mı?

____________________
(1) Murat SEVGİ, "Yeni Bir İktisadi Sistem", Havacılık Teknolojileri Dergisi, Ocak 2002
(2) Yurdakul Ceyhun- M. Ufuk Çağlayan, “Bilgi teknolojileri Türkiye için nasıl bir gelecek hazırlamakta” Türkiye İş Bankası 1996 Yılı Toplum ve İnsan Bilimleri Büyük Ödülü, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 1997. (s:52. "Bilgi Toplumunun amacı, ‘toplumsal optimizasyona erişmek’ diye kısaca özetlenebilir. Sanayi toplumlarının genel niteliği olan seri üretim, aşırı tüketim, bolluk, ekonomik gücün belli kesimlerde yoğunlaşması gibi kavramlar, giderek anlamlarını yitirecek ve yerlerini “toplumun özkaynaklarının optimizasyonu” kavramına bırakacaktır. Teknolojik gelişme, paylaşımı, değişik işlevlerin bütünleşmesini ve verimliliği gerektirmektedir.")
* Enis Turan, "Nasıl Bir Yeni Dünya Düzeni"

 
Toplam blog
: 370
: 1092
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

1969 doğumlu. Tasarımcı, endüstriyel otomasyon sistemleri için yazılım geliştiriyor. Yüksek öğren..