- Kategori
- Sağlıklı Yaşam
Şu çiğ köfte dedikleri...

Harika bir çocukluk geçirdim. Bunda vakur Anadolu’mun payı büyük. Rahmetli babam çok maharetli bir adamdı. Damağına da pek düşkündü. Evimizin sucuğunu, pastırmasını ustalıkla kendi yapardı. Ben de -çırağı olarak- sucuk içini bağırsaklara doldururdum. Hem yırtmayacaktım hem de hava kalmayacaktı. Pastırmanın çemenini de ben sürerdim. Ve sonra da balkona asılırlardı kurumaları için. Annem de evimizin peynirini, tarhanasını, salçasını, sebze kurusunu yapardı. Gerekli malzemelerin alınmasında, sebzelerin ipe dizilme aşamasında da annemin çırağıydım. Büyük iş yaparmışçasına batırırdım yorgan iğnesini bamyalara, biberlere, patlıcanlara. Onlar da yerini alırdı balkonda.
Hafta sonu akşamları -yemekli- komşu, arkadaş ziyaretleri olurdu. Çiğ köfte ustası babamdı ve ben de soğan-maydanoz doğranmasından, baharatlardan ve terinin silinmesinden sorumlu çırağı tabii.
Vesselam, anne ve babam -huzur içinde uyusunlar- bana el verdiler. Elbette onlardan öğrendiklerimle alaylı kalmadım, eğitimlerini de aldım mutfak sevdamın. Peki, bu sevdanın biz otobur çifte bir faydası var mı, yok; ama dostlarımızı iyi beslediğimiz kesin:)
Son 15 yıldır sucuk-pastırma-sosis ve benzeri ürünleri tüketmiyorum. En doğal ve sağlıklılarını yiyebildiğim kadar yedim zaten, kırklı yaşlarda uzaklaşılmalı yavaş yavaş. Kırmızı eti ayda bir ya da iki kez tüketiyoruz; beslenmemiz sebze, tavuk ve balık dönüşümlü ve -her öğünde farklı- salata.
1977’de İstanbul’a döndükten sonra bir daha sucuk, pastırma yapmadı babam. Annem de peynir, tarhana, salça yapmadı, sebze kurutmadı. Büyükşehir bizi de kendine benzetmişti.
2006’da annem ve -yedi ay sonra- 2007’de de babam veda etti hayata. Doksanlı yıllara kadar ben yoğurdum çiğ köfteyi dostlara. İzlerdi babam da çırağını gururla. Bugünkü gibi etsiz değildi tabii; yağından ve sinirlerinden arındırılmış, üç kez çekilmiş dana but eti kullanırdım.
Dün zincir marketlerden birinde etsiz çiğ köfte paketini aldım elime. İçindekileri okudukça nabzım yükseldi.
Acılı ketçap suyu, glikoz-fruktoz şurubu, modifiye mısır nişastası, sirke, tuz, ksantan gum, domates salçası, biber salçası, bulgur, potasyum sorbat, sodyum benzoat, acı biber ekstraktı, nar aromalı sos, sitrik asit, nar suyu konsantresi, renklendirici karamel, soğan, ayçiçeği yağı, ceviz, pul biber, sarımsak, maya ekstraktı, sebze aroması, et aroması.
Tamam, et yerine ceviz kullanılsın da bunca katkı maddesinin işi ne! Tabii ki cevap: Uzun raf ömrü ve ürün görünümünün değişmemesi. Elimdeki paketin SKT’si 13 Ocak’tı, yani -ÜT için bir hafta da geri gidersek- üç hafta tazeliğini (!) koruyor(muş.) Oysa evde yapılan çiğ köfte ertesi gün dahi yenmez; şişer, acılaşır.
Yukarıdaki içeriğin çiğ köfte olduğunu iddia eden varsa beri gelsin! Bakın neler tıkıyorlar midemize:(
Glikoz-Fruktoz Şurubu
Tatlandırıcı olarak kullanılır. Glikoz şekeriyle fruktoz şekeri karıştırılarak elde edilir. Yüksek fruktozlu mısır şurubu sağlığımız için çok tehlikelidir. Peki üreticiler neden glikozun yerine tercih eder: Tamamen duygusal. Fruktoz şurubu glikoz şurubundan iki kat daha tatlıdır, bu da maliyet avantajı sağlar.
- Vücutta şeker oranını yükseltir, hormon dengesini bozar. Şeker hastalığı oluşmasında büyük etkendir.
- Kanserli hücreleri besler.
- Karaciğer büyümesine neden olur.
- Doyma hissi yaratmaz; vücutta yağ olarak depolanır, kilo alımına neden olur.
Modifiye Mısır Nişastası
Aracın modifiyelisini duymuşsunuzdur da nişastanın modifiyelisini duymuş muydunuz? İçine girmediği ürün yok. Kıvam artırıcı, stabilizör veya emülgatör olarak kullanılır. Donma, çözülme ve ısınma sırasında ürün niteliğinin bozulmaması hedeflenir:) Sıkı durun, bu masum nişasta aynı zamanda pulların arkasında ve zarfların arka kapağında yaladığımız yapışkan yüzey! Kilo alımına, yüksek tansiyona neden olur ve kanserojendir.
Ksantan gum-zamkı (E415)
Kıvam artırıcıdır. Midede şişkinlik ve bağırsak gazlarına neden olur.
Potasyum Sorbat (E202)
Küflenmeye ve bakteri üremesine karşı kullanılır. Gastrite, sinir bozukluğuna, karaciğer yıkımına, göz rahatsızlıklarına, gut hastalığına neden olur.
Sodyum Benzoat (E211)
Ürünün raf ömrünü artırmak için kullanılan koruyucu bir tuz türevidir. Doğada tabii olarak bulunmayan bir sentetik kimyasaldır. Kozmetik endüstrisinde de kullanılır ve Parkinson’a, Siroz’a, astıma, kansere, alerjiye neden olur.
Renklendirici Karamel (E150)
Kolada da kullanılan renklendirici. Kanserden başlayarak birçok hastalığın nedeni. Kullanımının tüm dünyada yasaklanmasına çalışılıyor.
Maya Ekstraktı (E621)
Ne kadar masum duruyor, değil mi; aslında o MSG (Monosodyum Glutamat), yani -lezzet artırıcı- namıdiğer Çin Tuzu. Bilinen zararları: Göz hasarı, yorgunluk, baş ağrıları, depresyon, kalp rahatsızlıkları, karaciğer ve böbrek tahribatı, vücutta uyuşukluk ve karıncalanma.
Et ve Sebze Aromaları
Köpek mamalarında da kullanılan lezzet artırıcıdır. Hormonal bozukluklara, Alzheimer’a, Parkinson’a, diyabete, göz ve böbrek rahatsızlıklarına, obeziteye neden olur.
İçerikteki biber ve domates salçası, ketçap suyu ve konsantreler de kocaman birer soru işareti. Kim bilir onların içinde de ne katkılar vardır!
Canınız çiğ köfte mi çekti; hazır paket alarak intihar da edebilirsiniz, internetteki tariflere göre -en sağlıklısını- kendiniz de yapabilirsiniz.
Elbette -sadece çiğ köfte değil- hazır gıdaların hemen hepsi bizi tez elden öte tarafa postalama derdinde de mümkün olduğunca dirensek fena mı olur?