- Kategori
- Gündelik Yaşam
Şu çılgın Türkler
Turgut Özakman’ın “Şu Çılgın Türkler” isimli kitabını nihayet bitirdim. Aslında yoğun medya desteği ile propagandası yapılan ve belli çevrelerin özellikle okunmasını tavsiye ettiği kitaplara pek ilgi göstermem. En azından okunacak kitaplar sıralamamda ön sıralarda yer bulmaları oldukça zordur.
Dİğer taraftan, Kurtuluş savaşı ile ilgili aman aman yeni bir şey bilmemi gerektirmeyecek kadar bilgi sahibi olduğumu da iddia edenlerdenim.
Bir de okullarda bedava dağıtılmaya başlanınca, “tamam” dedim okul kitabı formatında bir romandır herhalde bu. Benim kıymetli zamanımı 685 sayfalık bir okul kitabına ayıramazdım.
Kitaplığımdaki okunmamış bir kitabın beni tehdit ettiğini düşünmekten her zaman olduğu gibi kendimi alamadığımdan olsa gerek, bu kitaba başladım ve bitirdim nihayet.
Kurtuluş savaşı ancak bu kadar abartısız, iliklerimize işleyerek, anlaşılır bir dille, ve sezarın hakkını sezara teslim ederek anlatılabilir olduğunu gördüm.
Özakman, okullarda öğretilen kronolojik ve biçimsel savaş sürecine karşın, gariban Anadolu köylüsünden Mustafa Kemal Paşasına kadar, o dönemin koşullarına ilişkin insani olan ne varsa katmış, ve üzerinde yaşadığımız toprakların ne bedeller ödenerek bağımsızlaştırıldığını anlatmış romanında.
O kadar detaylıydı ki anlatımlar, kendimi kah bir savaş meydanında, kah cephe karargahında komuta heyeti ile aynı masa başında, ya da mermi taşıyan köylülerin çamura saplanan kağnısını iterken buldum.
İstanbul’dan Anadoluya silah kaçırdım. Sakarya’’yı birlikte savundum milli kuvvetlerle. Afyon’da yunan cephesini yarıp, İzmir’e en önde girenlerden oldum.
Bir okur olarak beni 1920’lere götürüp, olayları adeta içindeymişim gibi yaşatmayı sağladığı için Sn Özakman’a teşekkür borçluyum. Kitabın her sayfasını buradan yazmak isterdim ama bu mümkün değil.
Ancak yazarının sönsöz kısmındaki yazdığı şu sözleri sanırım hepimizin kulağına küpe olmalıdır.
“Milli Mücadele’ye hainlikleri ya da gafletleri nedeniyle karşı çıkanların büyük bölümü, Cumhuriyet’i benimsemiş, Osmanlı Devleti’nin külünden tam bağımsız yepyeni bir devlet çıkaran Atatürk’e saygı ve minnet duymuşlardır.
Yurt dışına kaçanların bir bölümü kinlerini hainliklerini sürdürdüler, Cumhuriyete karşı çeteler, cepheler kurdular, gazeteler çıkardılar, yalan ve iftira dolu kitaplar yayımladılar. Memlekette kalanlar susup yeraltına çekildiler. Fırsat kolladılar.
Cumhuriyeti yıkabilmenin ön şartının Atatürk saygısını sevgisini yok etmek, mili mücadeleyi küçültmek, önemsememek benimsememek olduğunu düşündüler.
Bu amaçla Atatürk ve Milli Mücadele karşıtı, baştan sona yalanlarla, iftiralarla saptırma ve çarpıtmalarla dolu cahilce insafsızca yazılar kitaplar yayımladılar. Genç insanların kulaklarına bu yalanları iftiraları fısıldadılar, saptırma ve çarpıtmaları gerçekmiş gibi benimsetmeye çabaladılar.
Bugün Türk gençliği, biri ötekine benzemeyeniki tarihe inanıyor. Biri bu romanın (Şu çılgın Türkler) aldığı, sağlıklı ve dürüst belgelere dayalı hepimize gurur veren gerçek tarih… Öteki Cumhuriyet’i yıkmak için çabalayanların uydurdukları yalanlarla dolanlarla dolu sahte tarih.
İstiklal savaşı, dünyadaki en meşru, en ahlaklı, en haklı en kutsal savaşlardan biridir. Emperyalizmi ve yamaklarını dize getiren, bir enkazdan yepyeni çağdaş bir devlet kurmayı başaran atalarınızla gurur duyun, şehit ve gazi atalarınızın onurunu yalancılara çiğnetmeyin.”
Bu kitabı lütfen okuyun, okutun tartışın.