Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Süflileşen arketip

Süflileşen arketip
 

Bir zamanlar gençlerin kahramanları vardı. Tuttukları yol doğruydu, yanlıştı tartışılır... Tartışılmayacak olansa onların derin kültürleri, birikimleri, keskin zekaları, mertlikleri, namusları, ülke sevgileri, yiğitlikleri idi. Kimisi pusuda öldü, kimisi darağacında. Ama gençler onları sevdi. Ülkedeki tüm duvarlarda yağlıboya ile onların adları yazılı idi bir zamanlar. Onlar ülke çocuklarının kahraman arketipi idiler. Kimisi Mahir’e özenirdi, kimisi Deniz’e...

Bütün bunlar Halkalı –Sirkeci banliyö treninde aklıma geliverdi geçenlerde. Bakırköy istasyonundan geçerken duvarda bir yazı görmüştüm: “Cino”, sonra Yedikule İstasyonu’nda da gördüm aynı yazıyı. Sonra üç ay sonra bu kez kentin öte yakasında Tuzla istasyonunda bekleme salonunun duvarında siyah sprey boya ile bir “Cino” daha. İçim sıkıntıyla karardı. Bu uğursuz adı anımsamıştım. Demek yeni kahraman arketipi bu süflî yaratıktı ha !

Bu, aynı zamanda ülkedeki aşağıya doğru hızlı düşüşün, pespayeleşmenin de simgesi idi adeta.

Cino adına bir kitapta rastlamıştım ilkin. Sokaklarda yaşayanlarla yapılan röportajların toplandığı, Oktay Güzeloğlu'nun Parantez Yayınları tarafından 1999 yılında basılan Yeni Sokak Mobilyaları adlı kitabıydı bu.

Kitaptan alıntılarla Cino adlı liderin nasıl birisi olduğunu görelim :

"-Cino’nun yanında kalıyordum. Cihangir’de her akşam kafası kıyak geliyordu. Herkese ben de dahil , ellerimize 60-70 tane sopa vuruyordu. Fatih diye bir arkadaşımız vardı. Para çaldı diye iftira attılar kafası gözü kırıldı, bana da aynı şekiller oldu. Hap atıyordu, esrar içiyordu, bira içiyordu. 30 kişilik çetesi vardı, herkesi dövüyordu. Öldürüyordu. Biz korkudan polise gidemiyorduk, bizi de öldürür diye korkuyorduk. Mağara gibi bir yerde kalıyorduk." (Murat A. 17 yaşında)

"- Ben de Cihangir’de Cino’nun yanında kaldım. Arada bir kaçtım yine yanlarına çağırdılar gittim. İmam Adnan Sokağı’nda kalıyordum, bir hamamcı abi vardı bana yemek veriyordu. Cino eğer Cihangir’e gelmezsen, seni geceleri yakalarsak döveriz, bıçaklarız diyordu. Mecbur kalıp gidiyordum. 3-4 kere dövdüler.Beni para götürmediğim zaman Cino dövüyordu, ses çıkaramıyorduk. Bu, Kansız diye bir adamı vardı , evden kaçmış küçük bir çocuk vardı ona sulandı öpmeye başladı, sırtını okşadı, bağırdım. Fakat beni dövdüler..." (Mustafa Z. 18 Yaşında)

"- 8 yaşında başladım. Arkadaşım Murat vardı, Fatih Yetiştirme Yurdu’nda kalıyordum. Annem babam ölmüştü, Murat tiner kokluyordu ver ben de içiyim dedim, verdi, başladım. Beyoğlu’na, Ağacami Sokağı2na geldim, Muarat Cino’nun yanında kalıyormuş. Cino beni gördü , kim bu dedi, Murat arkadaşım dedi, Cihangir’e götürdüler, bir gece orada kaldım, öbür gün kaçtım, gene yakaladı, bir daha gittim, sakallı çocuklar vardı, yani büyük, en küçük Murat’la bendim. Herkes ondan korkuyordu. Cino çocukları işe çıkarıyordu, oto teybi çalıyorlardı. Beni dilendirdi. Askere kadar orada kaldım, kaçan çocukları dövüyorlardı, bıçak yarası veriyorlardı. Cino, Batman’a memleketine gitti, evlendi paraları biz verdik Ben askerden izinli gelmiştim. 4-5 sene önce, Mecit diye bir çocuk vardı, Cino’nun akrabası vardı, o Mecit’e pislik yapmaya kalkmış, 4 çocuk onu öldürdü. Cino, sen de bu işin içinde varsın diye dizimden iki büyük yara verdi. Hastaneye götürmeseler ölücektim. Bu cinayet hiç bilinmedi, kapandı, herkes korkudan konuşmadı. Antepli, Mehmet Y. diye bir çocuk vardı, Cino onu zincire vurdurdu. 30 kişi sopalarla dövdüler, çocuk kan kustu , öldü. Bir kere de Cankurtaran’da Siirtli Arap vardı. Cino onu da ekmek bıçağıyla gırtlağına 4 kere soktu bıraktı, ben de yanındaydım, ben yapmadım. Öyle bıraktı onu, sonra duyduk adam ölmüş…" (Ahmet A. 23 yaşında)

"[…] Ben Cino’nun yanında kalıyordum, hap içiyordum o zaman (…). Kör Metin diye bir kötü insan vardı. Cezaevine para götürüyorduk ona. Sonra öldü, Puşt biriydi, bu Cino’lar iki arkadaşımızı öldürdüler …" (Fatih K. 18 Yaşında)

"-[…] Ben de Cino’nun yanında kaldım, mekânda “DAL YAKALANMA” yazıyordu, asılı zincirler vardı, hırsızlık yaparken yakalanırsan Cino oraya asıyordu, herkese dövdürüyordu. Bu Cino memleketi Batman’a gittiydi, bir Kör Metin vardı, sapığın biri, demiş ki ben bu Cino’nun kafasını kopartıcam, yerine geçicem demiş, bu laf Cino’nun kulağına gitmiş, Bir gece Cino onun kelebeğini aldı (sustalı bıçak) , Kör Metin’in karnına soktu, sonra yatanları kaldırdı, siz de vurun dedi, vurmayanı ben vurucam dedi, herkes korkusundan vurdu, en sonunda Y… diye bir çocuk vardı, en son o da kalbine soktu. Kör Metin su diye bağırıyordu ben bardağı doldurdum, getirdim. Cino beni dövdü, biz orda 4 kişi vurmadık. Cingöz, Urfa, Kansız , ben de… orada herkes vurdu, 20 kişi vardı, ondan sonra adam öldü. Bizim mekânın karşısında A… Abla vardı, iyi insandı, o bağırmaları duymuş , Karaköy Polisi’ne telefon açmış, daha polisler gelmeden Cino Kansız’a bıçağı al beni sırtımdan vur dedi.yani önce o vurdu sonra ben vurdum diyecek, Kansız Cino’nun sırtına iki tane soktu. Y…diye bir çocuk vardı Cino’ya sen suçu üstüne alma ben vurdum derim dedi, kelebeği aldı eline sonra, araştırmalar geldi Y… suçu üstüne aldı, gerçeği kimse söylemedi. Bu Cino sonra Mehmet S. Diye bir arkadaş vardı, onu öldürürken yakalandı. Bu Cino sonra Diyarbakır’lı diye bir çocuğu da öldürttü. Taksim’de boğazını kestirmiş…" (İlhan Ö. 19 yaşında)

Bu röportajlar Ekim 1998’de yapılmış. Aradan on yıla yakın bir zaman geçtikten sonra Cino, bu lânetli tip, bu pespaye ruh artık kahramandır. Adı duvarlara yazılmakta, hayranları bulunmaktadır. Cino aslında ülkenin ne durumda olduğunun ve nereden nereye geldiğinin de bir sembolü olmalıdır. Artık kahraman düşkünleşmiş, sefilleşmiştir. Lider modeli değişmiş, derin, bilgili, kültürlü, hümanist lider tipi tarihe karışmış yerini kaba, vahşi, kıyıcı, ilkel bir prototip almıştır.

Sanıyorum 12 Eylül darbecilerinin hedeflediği gençlik lideri sonunda yetişmiştir.

Avusturya –Macaristan İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğu’nun tasfiye sürecinde Avusturya hap kadar kalarak kurtulmuş, ama Osmanlı İmparatorluğu ne yazık ki halâ kurtulamamıştır. Mustafa Kemal Atatürk, oyunu ve hazırlanan modeli bozmuş ama ne yazık ki ölümü ile ülke yetersiz ve yeteneksiz olduğu kadar, iktidar hırsı ve şahsi ihtiraslarının tatminini her şeyin önünde tutan seviyesiz yöneticilerin elinde her geçen gün çıkmaza sürüklenmiş, mucizevî bir lider yetiştirmiş bu millet ne yazık ki ardından bir sürü Damat Ferit yetiştirmiştir. Kendisi için hazırlanmış, içinde çırpınıp durduğu ve her gün biraz daha hem de büyük bir iştahla gömüldüğü bataklığın sebebi budur.

 
Toplam blog
: 35
: 4404
Kayıt tarihi
: 07.09.06
 
 

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdikten sonra İstanbul'da 21 yıldır serbest avukat olar..