​ Sultan Ahmet Camiine hiç böyle bakmış mıydınız? / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mayıs '12

     
    Kategori
    Kültür - Sanat
     

    Sultan Ahmet Camiine hiç böyle bakmış mıydınız?

    Sultan Ahmet Camiine hiç böyle bakmış mıydınız?
     

    Sultan Ahmet Camii


    İsterseniz bir daha bakın, dikkatlice...

    Geçen hafta Cuma akşamı bir arkadaşımla birlikte Mısır Apartmanı’ndaki Galeri Nev’e gittik. Fransız sanatçı Jean-François Rauzier’nin ülkemizdeki ilk sergisinin açılışı.

    Yabancı ağırlıklı, sayısı fazla olmayan bir kalabalık. Sanatçının kendisi de orada, kendisiyle tanışma fırsatımız oldu. Tüm samimiyetiyle sorduğumuz sorulara çok iyi olmayan İngilizce’siyle cevap vermeye çalıştı. Fotoğrafa olan ilgisi küçük yaşlarda başlamış, 1976‘dan beri de bu konuda profesyonel olarak çalışıyor. Son 10 senedir de “hiperfotoğraf” diye adlandırdığı bir kavram geliştirmiş. Çektiği yüzlerce fotoğrafı bilgisayarda photoshop yardımıyla uzun saatler süren çalışmalar sonucunda bir araya getirerek zamansız dünyalar yaratıyor. Galeri Nev’deki sergisinde gördüğümüz ve diğer inceleme fırsatı bulduğum eserlerinde anıtsal mimari yapıların yorumlarını inşaa ederken insanın kent yaşamı içindeki yerini sorguluyor.

    Eserlerin önünde uzun uzun kalıp detayları incelemeye çalıştık. Gördüğümüz fantastik dünyalar cezbediciydi, örneğin Paris’teki “Belediye Sarayı Merdivenleri” eseri bunlardan biri. Sanki o merdivenlerden çıkıp sonsuzluğa doğru basamak basamak ilerliyoruz gibi, çok gerçek ve aynı zamanda da çok gerçeküstü görünüyordu. Bazı eserlerde ise kadar çok detay vardı ki, zaman zaman kendimizi kaybolmuş hissettik.

    Bizi etkileyen bir diğer çalışma ise hemen galerinin girişinde sağda gördüğümüz Sultan Ahmet Camii “Mosquee Bleue” - maalesef sergi kitapçığında Süleymaniye Camii olarak tercüme edilmiş -adlı eserdi. Sanatçı Camiin kubbelerinin ve tavan işlemelerinin üstüste, yanyana ve içiçe sonsuz gibi görünen çok büyük ve çok küçük boyutlardaki tekrarıyla hiperfotoyu inşaa etmiş. Camiin mimarisinin geometrisinden, simetrisinden ve kullanılan İznik çini bezemelerinden etkilendiği açık. Eserdeki pastel renk paletinin içinde mavi renk patlamaları dikkatimizi çekti ve bize Sultanahmet’in içindeymişiz hissini verdi. Tavan süslemelerinin sembolik ifade biçimi masalsı bir dünya yaratmış. Defalarca tekrarlanan formların çağrışımları ise kendileri gibi çok sayıda, örneğin içiçe geçmiş, birbirleri ile iletişim halinde olan paralel evrenler ve onların içinde bulunduğu sonsuzluk. Bir diğer çağrışım da minyatürde figürlerin üstüste yığılması gibi kubbe formlarının üstüste yerleştirilmesi. Eserin tek bir tabana oturması ise bizi farklı dünyalardan geri getirip bu evrende ve bu mimari yapının içinde bulunduğumuzu hatırlattı. 

    Serginin geri kalanında Harem, Yerebatan Sarnıcı, Hamam, Orangerie gibi çalışmalar vardı. Hepsinde sanatçının yarattığı kendine has ütopyaları hayranlıkla seyrettik. Biraz düşsel dünyalarda dolaşmak, biraz düşünmek, aynı zamanda da sonsuz detaylarla görselliğinizi sorgulamak isterseniz 9 Haziran’a kadar Galeri Nev’e uğrayın. Bakın, sonra bir daha bakın.

     

     
    Toplam blog
    : 1
    : 188
    Kayıt tarihi
    : 22.05.12
     
     

    Merhaba, Çocukken müziği çok sever, piyano çalardım. Sonraları Robert Kolej, Boğaziçi Bilgisa..