Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '08

 
Kategori
Futbol
 

Suni çimde suni Fener

Suni çimde suni Fener
 

Yaklaşan Porto maçı öncesi Fenerbahçe taraftarını endişelendirmeye devam ediyor.


Lige verilen milli maç arası Fenerbahçe'de sezon başından bu yana gözlediğimiz anomalinin tedavisi konusunda etkisiz kalmış. Şüphesiz ki, sarı-laciverli takım sakatlıklardan ciddi derecede muzdarip. Bunu bir handikap olarak kabul etmek gerekir ancak Hacettepe maçıyla birlikte Fenerbahçe'nin kısa dönemde bir düzelme gösteremeyeceğine dair kuşkuların da güç kazandığını belirtelim. Peki nedir Fenerbahçe'deki temel problem? Birincisi takım savunmasında yük, orta saha ve ileri uç arasında dengeli biçimde paylaşılamıyor. Top rakipteyken istisnai kabul edilebilecek bir futbolcu varsa o da Alex olmalı. Oysa Fenerbahçe takımı bilhassa rakibin ani geliştirdiği ataklarda en az 5 Alex'le oynuyormuş gibi. Üstelik defansın önünde çift ön libero kullanılıyor olmasına rağmen gerek Maldonado gerekse de Josico Fenerbahçe'nin ihtiyaç duyduğu tipteki orta saha oyuncuları değiller. Altını çizmemiz gereken ikinci arıza sarı-lacivertli takımın toplu halde hücuma çıktıktan sonra oyuncuların fazlasıyla yerlerini kaybederek oynadıkları yönünde. Sağ kanattaki Kazım ile sol kanattaki Uğur'un top rakibe geçtikten sonra beklere yardım getirmemeleri ciddi riskleri de beraberinde getiriyor. Nitekim Hacettepe önünde de bu aksaklık fazlasıyla hissedildi. Zaman zaman Gökhan Gönül ve Roberto Carlos'un da bu rüzgara kapılmaları hem tandemi hem de Volkan'ı iyiden iyiye zorluyor.

Maçın başında Fenerbahçe'nin 4-2-3-1'ine Hacettepe teknik direktörü Osman Özdemir 4-1-4-1 ile cevap verdi. Kağıt üzerinde Alex'in karşısına Tozo'nun gelişi hepimizde bir “adam markajı” hissi uyandırdıysa da Brezilyalı yıldızın 20. dakikada kaydettiği gole kadar Tozo alan savunmasında kaldı. Gol sonrası Tozo Alex'e yaklaşarak oynamaya başladı ve Fenerbahçe'nin hücum gücü bu dakikadan sonra düşüş gösterdi. Sezona adını ve renklerini değiştirerek giren Hacettepe göründüğü kadarıyla futbol mantalitesini hiç değiştirmemiş. Tıpkı geçen yıl olduğu gibi İbrahim Şahin'i ileride tek bırakıp, Sandro ve Serkan ile ona yardım getirmeye çalıştılar. Yukarıda bahsettiğimiz kanat zafiyeti sayesinde de Murat Kalkan, Lika, Sandro ve Orhan gibi isimler hücumda oldukça verimli oldular.

Maçı sadece gazetelerden takip eden ya da yalnızca özetleri seyreden futbolseverler Can Arat'ın Fenerbahçe'ye maçı kaybettirdiğini düşünebilirler. Sarı-lacivertlilerin yediği ilk golde topu uzaklaştıramayan, ikinci golde ters bir vuruşla Volkan'ı avlayan Can, maçın son dakikalarında da ofsaytı bozarak bir penaltıya sebebiyet verdi. Ancak maçtan sonra Can'ı idam sehpasına göndermek Fenerbahçe adına işin kolayına kaçmak olur. Takım savunması o kadar aksadı ki, tüm yük Yasin-Can tandemi üzerine bindi. Bana öyle geliyor ki, Lugano-Edu ikilisi sahada olsaydı bile Fenerbahçe'nin maçı lehine çevirmesi hiç kolay olmayacaktı.

Tabi bir de madalyonun diğer yüzü var. İleri ucunda 4 yıllık maliyeti yaklaşık 27 milyon Euro olan Güiza, sol kanatta yıllık 4 milyon Euro alan Roberto Carlos gibi lükslere sahip Fenerbahçe'nin yedek kulübesi hiç de sağlıklı değil. Geçen yıl Zico'nun rotasyonları Fenerbahçe'ye çok değerli puanlar kaybettirmişti bu yıl ise sakatlıklardan doğan zorunlu rotasyon, sarı-lacivertliler adına üzücü bir sonuç doğurdu. Demek ki, transfer döneminde atılan adımların tartışmaya açılması gerek. Örneğin Burak Yılmaz Beşiktaş'ta taraftara saç baş yoldurduktan sonra Fenerbahçe'de şans buldu ama bu haliyle bırakın Deivid'e, Kazım'a bile alternatif olması zor görünüyor. İşin kötüsü geçen sezon Avrupa'da hepimizin göğsünü kabartan Fenerbahçe, böyle giderse Şampiyonlar Liginde tüm ülkeyi üzeceğe benziyor.
 
Toplam blog
: 235
: 717
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Yazar 1976 yılında İstanbul'da doğdu. Tüm eğitim ve öğretim hayatını burada tamamlayarak, 1999 yı..