- Kategori
- Siyaset
Sürece karşıyım çünkü-4

Önce şu "Ne mutlu Türkiüm Diyene!" meselesini ve bu çerçevede asimilasyon konusunu söyleyeyim.
Bazıları bilmez.
Ne mutlu Türküm diyene! sözü ilk defa 1933 yılında söylenmiştir. Onuncu Yıl Nutku'nun son cümlesidir.
Yani...
Sevr Antlaşmasından 13 yıl sonra...
Lozan'dan 10 yıl sonra...
Seyh Sait İsyanından 8 yıl sonra...
Türkçülük prensibi üzerine kurulmuş olan Türk Ocağı Cemiyetinin kapatılmasından (yanlış okumadınız) bir yıl sonra.
Neden?
Türk siyasi kimliği altında yeni bir millet inşaası için,
Savaş'ın getirdiği yıkımın psikolojik etkilerinden kurtulmak için...
Yok olmaktan kurtulmuş bir milletin ve devletin yeniden tamir edildiğini göstermek için...
Milli birlik ve beraberliğe vurgu yapmak için... (Türk milleti millî birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmiştir.)
Vaktiniz varsa hemen Onuncu Yıl Nutkunu okuyunuz... Hiç bir yerinde Türk ırkından söz edilmez. Ama 16 defa Türk Milleti sözü geçer. Millet olmak ulusların vardığı son noktadır. Vurgu onadır.
Ne mutlu Türküm diyene sözü dağa taşa da yazılmamıştır hemen. Öyle derin etkiler falan da yaratmamıştır. Ama birileri gıcık olmuş olabilir. Ona yapacak bir şey yoktur. Çünkü Türkün gözünün üstünde kaşı vardır dersek ona da gıcık olacaklar vardır.
Asıl mesele şu, ne 1937 Dersim isyanının, ne sonraki isyan girişimlerinin sebebi Ne Mutlu Türküm Diyene sözüdür. Ancak bu söz sayesinde Türklük ve Türk Milleti düşmanları epey ekmek yemişlerdir. Hatta bir ara her yerden silmeye bile kalkışmışlardır.
Asimilasyon meselesine gelince:
Türkiye'de Kürtlere veya başka Türk olmayanlara karşı bir asimilasyon politikası uygulanmamıştır. Çünkü bu tür politikalar temelden yanlıştır ve başarısız olmaya mahkumdur.
Ortak remi dil öğrenmek her batandaşın görevidir. Çünkü birbiri ile anlaşma imkanı ortak resmi dil ile gerçekleşir.
Devletin bir resmi dili vardır. Çünkü sorunlar tek dil ile çözümlenir. Devlet denen mekanizma çok dilli olmaz, işler sarpa sarar, yürümez, problemler önü alınamz hale gelir.
Ortak dil açısından anlamsız, çirkin, ya da belli bir etnik vurgusu olan isimlerin kullanılmasına izin verilmemiştir. Çünkü bu tür isimlerin zaman içinde nasıl bir problem haline geleceğini kimse kestiremez.
,
Örneğin bir şahıs sadece isminden dolayı hangi fikre, ideolojiye, etnik unsura veya cemaate mensup olduğu anlaşılabilir; bu onun zarar görmesine sebep olabilir. Devlet çok dikkatle davranarak bunun önüne geçmiştiir.
Daha ne yapsın.
Kürt kimliğinin inkarı diye bir şey de söz konusu değildir. Devlet kimsenin kimliğini inkar da etmemiştir.
Onu da başka bir yazımda anlatayım. Anlatayım da görün bakın neler olmuş neler.
Bu defa da bu kadarcıkla yetinelim.