- Kategori
- Siyaset
Suriye üzerindeki akrabalık/komşuluk haklarımız…

Sevgili devlet büyüklerimiz de açıkladı; Suriye’deki olaylara müdahale hakkını akrabalığımızdan alıyoruz… Bunun böyle olduğunu bilmeyen yoktur sanırım… Fakat bunu dış dünya anlayamaz… Anlamalarını beklemek saçmalık zaten… Onlar öküzün altında buzağı aramakta ustadırlar… Yok Türkiye’nin hesapları var filan… Yahu saçmalamayın, ne hesabı kitabı… Biz bunca belaya akrabalık hatırına katlanıyoruz…
Bizim bir karşı komşumuz vardı… Adı Müstecep… Mahalledeki herkesin her olayına yardım ederdi… Gerçi hiç kimse memnun değildi onun yardımlarından… Hatta herkes yaka silkerdi… Ama olsun, o herkese yardıma koşardı…
Bir bayram günü (bizzat şahit oldum) kendi kardeşinin evinde yaptıklarını çok takdir etmiştim Müstecep’in… Epey kalabalıktık o bayram akşamı ve çay içiyorduk… Nurettin’in (Müstecep’in küçük kardeşi) iki çocuğu babalarından sinemaya gitmek için izin istedi… Galiba birazda harçlık…
Elbet bir amca olarak Müstecep olaya doğrudan müdahale etti… Önce birer tekme ile çocukları yere serdi… Sonra birer şamar ile burunlarından kan akıttı… Ve dedi ki; ‘’Başkalarının yanında babanızdan bir şey istememeyi öğrenin…’’
Sonrası epey karışık; Nurettin ‘’sen benim çocuklarıma karışamazsın, sana düşmez’’ deyince, iş iyice çığırından çıktı… Bir abiye karşı çıkılmaz gibi laflar duydum o ara… Fakat iki kardeş arasındaki kavga karakolda sonlanmıştı…
O geceden sonra Müstecep her akşam hem ağlar (galiba sarhoşken) hem bağırırdı: ‘’Yeğenlerime insanlık öğretemeyecek miyim ben?’’ diye… ‘’Akrabalık hakkına ne oldu’’ diye dövünürdü… İşte böyle diye diye mahvoldu gitti gariban… Önce felç geldi konuşamaz oldu… Karısı terk etti sonra… En sonunda o çocukların eline kaldı…
Fakat çok takdir ederim ben Müstecep’i… Tekerlekli sandalyede hastaneye giderken bile’’ yapacaksınız elbet bunları, bu benim akrabalık hakkım’’ diye bağırır gözleri…