​ Susuz kalacağımız günler çok uzak değil / Çevre Bilinci / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '07

 
Kategori
Çevre Bilinci
 

Susuz kalacağımız günler çok uzak değil

Susuz kalacağımız günler çok uzak değil
 

Yaz yaklaşıyor ve tam manasıyla geçiremediğimiz kış ayı ve tam manasıyla yaşayamadığımız yağmursuz ilkbahar susuz geçireceğimiz günlerin habercisi durumunda. Şimdiden İstanbul'da ve diğer büyük şehirlerde su kesintileri yapmaya başladılar. Bizler bu olayın bilincinde olup su kullanımını dikkatli yaparsak, yani doğal yollarla kendi kesintimizi kendimiz yaparsak belediyeler de bu kesintileri yapma ihtiyacı duymaz.

Hepimiz sabah kalktığımız andan itibaren ne kadar su harcadığımızı bir düşünelim. İlk iş banyoya gidip elimizi yüzümüzü yıkmak ve dişimizi fırçalamak oluyor, hatta bazılarının her sabah duş almak gibi alışkanlıkları var. Erkekler doğal olarak sabah su harcamasına bir de traş olarak katkıda bulunuyor. Sonra işi olanlar evi terk edip işyerine gidiyor. Evde kalanlar ise, özellikle ev hanımları başlıyor temizlik telaşına. Bulaşıklar yıkanıyor, çamaşırlar yıkanıyor, halılar, camlar siliniyor. Hatta hortumu açıp halı yıkayanlar oluyor. Bahçe sulanmaları var ki elbette çiçeklerin ihtiyacı, hortumda bolca sular akıtılarak sulanıyor. Çocuklar eve gelince el yüz yıkanıyor, banyo yapılıyor. Çalışanlar eve gelip mutfağa giriyor, salataları yıkıyor. Yemek bitince yine yarım dolmuş bulaşık makineleri çalıştırılıyor, ya da bol suda bulaşıklar yıkanıyor. Her akşam duş yapma alışkanlığı olanlar da var. İşin yorgunluğunu köpükle dolu küvetlerde giderenler veya duşun altında kıpırdamadan durarak giderenler var. Bir de su tesisatında problemi olanlar, damla damla su kaybı olanlar var ki onlarda banane ben ödüyorum su parasını deyip tamiri ihmal edebiliyor. Ya da evin dışındayken evinde olsa harcamayacağı miktar suyu kullanmaktan çekinmiyor. Parasını ben vermeyeceğim ki mantığıyla. Bu örnekler çoğalır da çoğalır. Bunlar benim herkesin yaptığı ilk aklıma gelen normal su tüketimi.

Bir de bunlara zevkimiz lüksümüz için tükettiğimiz suları eklersek işin içinden çıkamayız. Su sarfiyatının ne boyutlarda olduğu barajların durumundan belli aslında. Benim de dikkati çekmek istediğim küresel ısınma ve mevsimlerin değişmesi, kışı ve ilkbaharı tam manasıyla yaşayamamış olmamızın bilincinde olup da bunları bile bile yine eskisi gibi yaşamaya devam etmemiz. Sular kesildiğinde ya da yaz gelince bırakın duş yapmayı elimizi yıkayacak su bulamadığımızda mı aklımız başımıza gelecek?

Hepimizin artık yapması hatta yapmaması gereken şeyler var. Eskiden suyumuz çoktu bolca kullanıyorduk. Ama artık sınırlı miktarda var ve bunun hepimize yetmesi için kolları sıvamanın vakti geldi.

Öncelikle sabahları elimizi yüzümüzü yıkarken, dişerimizi fırçalarken mümkün mertebe normalde çeşmenizden akan su miktarının yarısı kadar açın suyu ve öyle kullanın. Hatta diş fırçalarken suyu kapatın malum dişler fırçalanırken suyun akması dişleri daha beyaz yapmıyor. Erkekler traş olurken mümkünse eski usul, bir kabın içindeki su ile traş olsa ya da suyu bir zahmet açıp kapatırsa daha az sarfiyat olmuş olur. Ev hanımları her gün halı yıkayıp silerek halılarını yıpratmak yerine en az haftada bir ya da onbeş günde bir yapsa bu işi hiç fena olmaz. Cam silme işi de sık sık tekrarlanmasa olur. Yaz geldi artık, yağmur yağıp camları kirletmiyor ki. Hem camsil denen bir ürün var. Daha temiz oluyor hem. Silme, durulama, kurulama derdi yok. Bir de ev hanımları bulaşık yıkarken makina yoksa elde yıkarken yıkama leğenleri içinde yıkasa, akan suyun altında yıkamasa, makinası olanlar makina tamamen dolduğunda çalıştırsa ( ki bazen bu yanlışı ben de yapıyorum, makina dolmadan yıkanıversin şunlar deyip çalıştırıyorum ve akşama bir daha doluyor onu da yıkıyorum falan) ne iyi olur. Apartman görevlileri su benim değil nasılsa deyip parktaki tüm arabaları yıkamaya koyulmasa ya da bahçedeki çiçeği, ağacı bol keseden ihtiyacından fazla sulamasa bu da bir katkı olur. Şu sabah akşam duş meselesini bir halletsek epey bir su kazancı sağlarız aslında. Hadi kimseye duş yapma denmez, o bir alışkanlıksa insan rahat edemez, insanları mutsuz etmenin anlamı yok, ancak duş sürelerini kısaltsalar, iki kere vücut şampuanı kullanmak yerine bir kere kullansalar, haftada bir kere küveti doldurup köpük banyosu keyfi yapsalar olmaz mı? Olur bence. Yoksa o alışkanlıklarına mecburiyetten, su kalmayacağı için, günlerce sularımız kesileceği için ara vermek zorunda kalacaklar. Banya yapma keyfine ara vermektense sürelerini ve su tüketimlerini aza indirgerlerse sorun kalmaz zaten.

Bu alınabilecek önlemler de yaz yaz bitmez. Siz benim ne demeye çalıştığımızı anladınız. Hep birlikte önlemimizi alalım ki hep birlikte susuz kalmayalım. Son bir şey de çocuklarla ilgili. Hani su savaşını çok severler ya, hepsinin rengarenk su tabancaları hatta tüfekleri vardır, işte bu yaz onlara da anlatsak da durumu biraz az oynasalar ya da çeşme suyu kullanmadan, deniz kenarında havuz kenarlarında oynasalar. Ne dersiniz? Çocuklarımızın da şimdiden çevre bilinciyle büyümeleri bizim elimizde.

Hepinizi duyarlı olmaya davet ediyorum. Yazın damacana su ile ellerimizi yıkayıp duş almak zorunda kalmadan bir şeyler yapalım. Etrafımızdaki insanları uyarmakla başlarsak çok daha iyi sonuçlar elde ederiz. Hepinize şimdiden teşekkür ederim, çünkü bu olaya duyarsız kalmayacağınızı biliyorum. Sevgiler, saygılar herkese...
 
Toplam blog
: 144
: 2928
Kayıt tarihi
: 30.10.06
 
 

İzmir Cumhuriyeti'nde yaşıyorum... Sarmaşık Sanat Atölyesi'nde ebru sanatı ile uğraşıyorum. En es..