- Kategori
- Haber
Suyun Karşı Yakasındakiler ve Ayvalık

Tarihi yerler pek çok Ayvalıkta.
Berberin solumazı, tellağın terlemezi nasıl makbulse, Rum dans ve ve ezgilerinin güzelliği de o kadar makbul oluyor günümüzde.
Şöyle bir etrafınıza bir bakın. Bu danslarla isim yapmış sanatçılar ve tavernalar görürsünüz İstanbul ve Ege’de. Rumların coşkusunun yanı sıra Yunan mutfağının zenginliği, ezgilerin içtenliği bizi cezbediyor. Bunun için her yerde yaygın olan bu yerlerde.
Ayvalığın karşısında Midilli var. Türkiye’de bu adaya “suyun öteki yakası” der. Ayvalıkta Pazar kurulunca, karşı tarafın irili ufaklı ada sakinleri, soluğu Ayvalık, Alibey Adası pazaryerlerinde alıyor. Üstüne üstlük, bir de geceleyin tavernada kurtlarını döküp öylesi dönüyor memleketine.
Eeee, bu kadar iç içe. Ama bayraklar ayrı, ama, kafa yapısı bir. Yemeklerimiz, içtiklerimiz, adetlerimiz, aşağı yukarı aynı.
Ali Bey Adasında rastladık. Buziki’ler çalıyordu. anladık burasının taverna olduğunu. İsmi “Hoş Kokulu” olan bu yerin bir diğer adı da “Moshos”
Suyun öbür tarafından gelenler “ Yunanistan’da böylesi bir yer yok” deyip, kurtlarını döktükten sonra, geriye dönüyorlarmış.
Taverna kavramı ve müziğinin popüler kültürde önemli bir rolü vardır. Yunanca’dan gelen bir kelime olup Yunan müziğinin ve Yunan eğlence türünün ülkemize gelişi ile Türkiye’de de var olmuştur.
Türkiye’de tavernalar, 70 li yıllarda adını duyurdu. Başı, “Tavernalar Kralı Hayko” çekti.
Memleketimizde de gösterilen M. Theodorakis’e ait “Zorba” film müziği, bütün müzikseverleri bir çatı altında buluşturdu. A. Quinn’ bu müzikle, farkına varmadan Türkiye’de çığır açtı
1970 sonrası tavernalar yozlaştı. Tavernacı piyanist şantörler çıktı piyasaya. İşi sulandırdılar.
Yorgo Vapuradis İzmir’de, uzun yıllar Hayko ile birlikte sahnelerden inmedi. “ Tavernaya gelenler, birbirleriyle müzikle ve sahneye çıkan sanatçıyla iç içedir.Yemeğiyle , içkisiyle , coşkusuyla geceler bir başka güzellikle yaşanır....”
Ümit Besenler, Cengiz Kurdoğlu’lar, Ferdi Özbeğenler, org’ları ile tek başına taverna idiler. Halkımız, bunlarla coştu eğlendi.
Doksanlı yıllarda bayrağı, Fedon aldı. Milyonlara ulaştı bu tür taverna müziği.
Daha sonraları ise bir alem. İki binlerin başında tavernalar yerini Etiler’de yaşanan neo – liberalizmin zenginlerinin yarattığı eğlencelere bıraktı. Eşcinsel kılıklı sanatçılar şarkı söylemeye ve show yapmaya başladı. İşin trajik yönü eşcinsel olmadığı halde bu tarz imajlar kullanan sanatçıların da piyasada var olmasıydı.Yani sırf bu tutuyor gibi delikanlı adam nonoşluk yapıp sahnede şarkı söylüyordu.
İki binli yılların Etiler eğlenceleritelevole kültürü ile birleşince ortaya sosyolojik olarak incelenmesi gereken bozuk psikolojisi olan bir eğlence kültürü çıktı.On yıl kadar süren bu süreçten sonra nonoşlar da popülaritelerini kaybetti ve toplum Kurtlar Vadisi ile beraber delikanlılığını anımsayarak artık onlara prim vermemeye başladı.
Ali Bey Adasının bu taverna binası, ilk bakışta cezbediyor insanı. Yüksek tavanlı taş bina. Ayvalığın eğlencesinin kalbi, burada atıyor. Tabaklar, gece boyu kırıla kıra tükenmiyor. Depodan yenileri çıkıyor ortaya. Tabak kırmak, stres atmakmış. Bunu, tavernanın genç sahibinden öğreniyoruz.
Ali Bey’in her tarafı SİT alanı. Ama, eğlence sonsuz. SİT alanı kapsamında değil.
Berberin solumazı, tellağın terlemezi nasıl makbulse, Rum dans ve ve ezgilerinin güzelliği de o kadar makbul oluyor günümüzde.
Şöyle bir etrafınıza bir bakın. Bu danslarla isim yapmış sanatçılar ve tavernalar görürsünüz İstanbul ve Ege’de. Rumların coşkusunun yanı sıra Yunan mutfağının zenginliği, ezgilerin içtenliği bizi cezbediyor. Bunun için her yerde yaygın olan bu yerlerde.
Ayvalığın karşısında Midilli var. Türkiye’de bu adaya “suyun öteki yakası” der. Ayvalıkta Pazar kurulunca, karşı tarafın irili ufaklı ada sakinleri, soluğu Ayvalık, Alibey Adası pazaryerlerinde alıyor. Üstüne üstlük, bir de geceleyin tavernada kurtlarını döküp öylesi dönüyor memleketine.
Eeee, bu kadar iç içe. Ama bayraklar ayrı, ama, kafa yapısı bir. Yemeklerimiz, içtiklerimiz, adetlerimiz, aşağı yukarı aynı.
Ali Bey Adasında rastladık. Buziki’ler çalıyordu. anladık burasının taverna olduğunu. İsmi “Hoş Kokulu” olan bu yerin bir diğer adı da “Moshos”
Suyun öbür tarafından gelenler “ Yunanistan’da böylesi bir yer yok” deyip, kurtlarını döktükten sonra, geriye dönüyorlarmış.
Taverna kavramı ve müziğinin popüler kültürde önemli bir rolü vardır. Yunanca’dan gelen bir kelime olup Yunan müziğinin ve Yunan eğlence türünün ülkemize gelişi ile Türkiye’de de var olmuştur.
Türkiye’de tavernalar, 70 li yıllarda adını duyurdu. Başı, “Tavernalar Kralı Hayko” çekti.
Memleketimizde de gösterilen M. Theodorakis’e ait “Zorba” film müziği, bütün müzikseverleri bir çatı altında buluşturdu. A. Quinn’ bu müzikle, farkına varmadan Türkiye’de çığır açtı
1970 sonrası tavernalar yozlaştı. Tavernacı piyanist şantörler çıktı piyasaya. İşi sulandırdılar.
Yorgo Vapuradis İzmir’de, uzun yıllar Hayko ile birlikte sahnelerden inmedi. “ Tavernaya gelenler, birbirleriyle müzikle ve sahneye çıkan sanatçıyla iç içedir.Yemeğiyle , içkisiyle , coşkusuyla geceler bir başka güzellikle yaşanır....”
Ümit Besenler, Cengiz Kurdoğlu’lar, Ferdi Özbeğenler, org’ları ile tek başına taverna idiler. Halkımız, bunlarla coştu eğlendi.
Doksanlı yıllarda bayrağı, Fedon aldı. Milyonlara ulaştı bu tür taverna müziği.
Daha sonraları ise bir alem. İki binlerin başında tavernalar yerini Etiler’de yaşanan neo – liberalizmin zenginlerinin yarattığı eğlencelere bıraktı. Eşcinsel kılıklı sanatçılar şarkı söylemeye ve show yapmaya başladı. İşin trajik yönü eşcinsel olmadığı halde bu tarz imajlar kullanan sanatçıların da piyasada var olmasıydı.Yani sırf bu tutuyor gibi delikanlı adam nonoşluk yapıp sahnede şarkı söylüyordu.
İki binli yılların Etiler eğlenceleri televole kültürü ile birleşince ortaya sosyolojik olarak incelenmesi gereken bozuk psikolojisi olan bir eğlence kültürü çıktı.On yıl kadar süren bu süreçten sonra nonoşlar da popülaritelerini kaybetti ve toplum Kurtlar Vadisi ile beraber delikanlılığını anımsayarak artık onlara prim vermemeye başladı.
Ali Bey Adasının bu taverna binası, ilk bakışta cezbediyor insanı. Yüksek tavanlı taş bina. Ayvalığın eğlencesinin kalbi, burada atıyor. Tabaklar, gece boyu kırıla kıra tükenmiyor. Depodan yenileri çıkıyor ortaya. Tabak kırmak, stres atmakmış. Bunu, tavernanın genç sahibinden öğreniyoruz.
Bu taverna yaygın ismi ile sempati topluyor. Samsun'dan tanıdık bir dost gördük. Sahnelerin ünlü solisti Bas Erdem Kapuzsuz. Yeğenleri ile gelmiş Cund'ya .( En alttaki resim) Oradan da biraz ötedeki Fasıl Meyhanesinde sosluğu alıp, kurtları orada da döktüler. Bas sesi ile o gece o meyhaneye damgasını vurdu ünlü bas'cımız.
Ali Bey’in her tarafı SİT alanı. Ama, eğlence sonsuz. SİT alanı kapsamında değil.









ÜNLÜ BAS'CIMIZ ERDEM KAPUSUZ VE YEĞENLERİ.