- Kategori
- Güncel
Tam Gün Yasası'nın iptali Aile Doktorumuzu da götürür mü?

Anayasa Mahkemesi (AYM) bugün (650) sayılı Kanun Hükmündeki Kararname’nin bazı hükümlerini yürürlükten kaldırmış. Basından öğrendiğimize göre: AYM ‘hekimlerin muayenehane açmasını yasaklayan 650 sayılı KHK’nın, devlet, üniversite hastaneleri, TSK, GATA gibi değişik kurumlarda çalışan hekimlere çalışma yasakları getiren maddelerini ‘Yetki Kanunu kapsamına girmediğinden’ iptal etmiş bulunuyor.
Bilindiği gibi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) geçen yıl söz konusu Kararname’nin bazı hükümlerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açmıştı.
Böylece 26 Ağustos 2011 Tarihli ve 28037 Sayılı Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 650 sayılı Kanun Hükmündeki Kararname’nin özellikle doktorlar için Tam Gün çalışmayı zorunlu kılan 38. Maddesi uygulamadan kalkmış bulunuyor. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak demektir. Bu durum Aile Doktorumuzu da götürür mü yakında anlayacağız. Sanırım Hükümet içinde pek çok noksanlıklar olsa da yenice kurulmuş olan yapılanmayı korumaya çalışacaktır.
Ülkemizde sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırmak için uzun yıllardan beri dokorlar ile diş hekimlerinin, günlük resmi görevleri bittikten sonra özel muayenehane açmalarına izin veriliyordu. O günlerde Türk Tabipler Birliği (TTB) bir torba yasa ile uygulanmasına geçilen Tam Gün Yasası için ‘Kölelik düzeni KHK ile geldi’ açıklamasında bulunmuştu.
Bilindiği gibi Hükümet ‘sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması’ için çok içerikli Sağlıkta Dönüşüm Projesi adlı büyük bir sağlık değişimine girişmişti yıllardan bu yana. Bu konuda doktorlar ile diğer yardımcı sağlık görevlilerinin atamaları, görev tanımları ile yeni aylıkları çok titiz bir biçimde düzenlenmişti. Kimi ücra köylere bazı günler gidilse bile bu çark işlemeye başlamıştı son üç yıldan bu yana.
Bu konuda 650 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Torba Yasa da diyebileceğimiz bir yasa yürürlüğe girmişti yaklaşık bir yıl önce. Adalet Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki düzenleme ile birlikte sağlık çalışanlarının ek çalışmaları da yasaklamıştı. İlgili kesimlerde bazı tepkiler doğuran bu yasaklama ne yazık ki Anayasa ile ilgili diğer yasal hükümlere aykırı bulunduğu için AYM tarafından iptal edilmiş bugün. Atalarımızın söylemiş olduğu gibi, 'Yanlış hesap Bağdat'an dönmüş' gibi bir durum çıkmış ortaya.
IMF kaynaklı oldğunu öğrendiğimiz Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin Tam Gün ayağının başına gelen bu durum için bakalım Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ ne diyecek. Bilindiği gibi Bakan Akdağ Tam Gün yasasını da içeren bu proje için ‘adete devrim yaptık’ demişti geçen yıl. Türk Tabipler Birliği (TTB) bir torba yasa ile uygulanmasına geçilen Tam Gün Yasası için ‘Kölelik düzeni KHK ile geldi’ açıklamasında bulunmuştu.
Körolası ‘devrimler’ hep böyle olur; bir yerlerinden yara alırlar. Ortaya çıkışlarında bile, bir değil bir kaç açmaz bulunur hep. Çünkü masa başında düşünmek başka hukuk kuralları içerisinde uygulamak başkadır devrimleri. İşin içine bir de yürürlükteki bütün yasaları gözden geçirmeden ‘ben yaptım oldu’ denildiğinde bu tür Hukuk Devleti kazaları da çıkar ortaya.
Türkiye bu tür nice hukuk kazaları gördü değil mi? Bu durumda çoğu zaman iyi ki Anayasa Mahkemesi var, denildiğni sizler de duymuş olabilirsiniz. AYM bu yönü ile TBMM’nce onaylanan yasaların denetlendiği tek makam. Oysa Başbakanlık’tan TBMM’ne gelen yasa taslakları, muhalefet partilerine gönderildiği gibi AYM de gönderilerek gerekli ön denetimlerin yapılması yoluna gidilebilirdi.
Oysa bence bunca çabalar harcanarak nice atamalar, yer değiştirmeler, makam işgalleri ile adil olmasa da dengesiz maaş uygulamalarına geçilmiş olması gibi işler kim bilir nasıl düzeltilecek. Bence dıştan görünüş olarak her memur gibi doktorların da 09:00-17:00 arasında çalışmaları hiç de fena değildi. Bence çalışma sürelerinde de eşitlik sağlanması bakımından iyi bir uygulamaya geçilmişti. İsteyen doktorlar ile diş hekimleri kamuda göre almadan kendi özel işlerinde ya da özel hastanelerde çalışabiliyor bugün.
Böylece gizli kapaklı ya da kaçak çalışma gibi açmazların da önüne geçilmişti. Özellikle kırsal kesimlerdeki yurttaşlarımızın sağlık hizmetlerinden yaralanmaya başlaması da ayrı bir sevinç kaynağı olmuştu. Bütün bunlara rağmen uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Projesinin koruyucu hekimliği bir yana bırakarak ilaç tüketimini arttırıcağı da ileri sürülmüştü. Böylece uluslararası ilaç sanayiinin ekmeğine yağ sürülmek istendiğini vurgulayan eleştiriler de yapılmıştı.
Keşke yukarıda değindiğim maaş uçurumlarına da yer verilmeseydi değil mi? Bu durumda sanırım Sağlık Çalışanları arasında yeni bir kargaşa başlayacak. Yer değiştirme istekleri yanında adı büyük Aile Hekimliği uygulamaları bakalım nasıl bir gelişme gösterecek. Bu gün Sağlık Ocağı’na tansiyonumu ölçtürmek için gittiğimde kapıdan selamlaştığım doktorumu belki bir ay sonra odasında bulamayacağım diye korkuyorum. Kar bastırdığında ya da doktorumun geç kaldığı durumlarda beni ya da diğer hastaları kabul etmeyen diğer dokorlar bakalım yeni uygulama ile nasıl bir tavır takınacaklara bize karşı.
Şimdi soralım: Hukuk Devleti olmak bile bile lâdes, dercesine gelişigüzel yasalar ya da Kanun Hükmünde Kararnameler çıkartmak mıdır yoksa, her iktidarın işlerini kolaylaştırmak için çıkarttığı kimi KHK ile yasaların AYM tarafından şappadak iptal edilmesi midir? Ya da bu durum, yine atalarımızın söylemiş olduğu gibi, 'tavşan kaç, tazı tut' demek değil de nedir? Bu konudaki müsebbipler için şu serzenişte bulunmak istiyorum : Bunca emek, bunca koşuşturmaca, bunca çekişme ve bunca istismarda bulunmak ayıp değil mi? Yürürlükteki yasaların ruhu bakımından yanlış karalar alınmış olduğuna göre bu kararın sorumluları hakkında ne gibi işlemer uygulanacaktır. Yoksa sorun ‘Hükümet tasarrufu’ çerçevesinde ‘Bir hata yapılmış. Yine eskisi gibi çalışılacak ne yapalım’ mı denilecek? Yoksa Hükümet geçen yıllarda gördüğümüz gibi işi daha sıkı tutarak genel bir Torba Yasa ile sorunu kökünden çözmeye mi çalışacak, göreceğiz.
Peki yaklaşık bir yıllık bu süreçte Sağlık Bakanlığı’nca özellikle doktorlar ile onların üstündeki yöneticileri ile yeni kurulan kimi kurulların yüksek maaşlarını kim sorgulayacak? Bu konuda Başbakanlık Denetleme Kurulu ile Cumhurbaşkanlığı Denetleme Kurulu da umarım bir gün adil bir ücret politikası için harekete geçecektir. Öte yandan BDP, CHP ve MHP’den oluşan muhalefet partileri bir gün topluca; ‘toplumsal barış’ ın en önemli bir dayanağı olan kendinden menkul ‘eşit işe eşit ücret’ için Anayasa Mahkemesi (AYM) kapısına dayansalar ne güzel olur değil mi? (18 Temmuz 2012)