- Kategori
- Aşk - Evlilik
Tanrı yok

Ellerim her zamankinden daha çok üşüyor.
Aslında sağ yanımda buzları eritecek bir bank var, çok önceden bir berenin kuytusunda ellerini tuttuğum...
İnsanların işgalinde şimdi, bense seyirci konumunda iç çekişleriyle fiziki uzaklıklarda...
Fakat gözüm hep bacağının bacağıma ilk değdiği, o bankta...
Bakıyorum da ellerini ovuşturup, nefesiyle ısıtmaya çalışıyor kız olan. Erkekte ellerini bacakları arasına koymuş denizi izliyor.
Elini tutsa aslında kızın, tutuşmazlar mı hemen şimdi?
Ben hiç üşümemiştim hatırlıyorum.
Üstelik takvimde mevsim kıştı.
Şimdi ise parmak uçlarım kalemi hissetmiyor, ezbere yazıyorum sensizliğin soğukluğunu...
Doğruyu söyleyeceğim, şuan seni yüreğimin özlemesine rağmen en çok ellerimin ihtiyacı var.
Hem sensizlik, hem de soğuk, bu kadarı fazla diye isyanın eşiğine geliyorum da bir an..
Kasımın ortasında yaz gelemeyeceğine göre sen gelsen bana, ellerim terlese avuçlarında...
Çok şey istiyorum biliyorum.
Sol elim rüzgarla boğuşan sayfayı tutma uğraşında, sağ elim satırlar arası kural tanımaz bir titreklikle yazı yazıyor derken telefonum çalıyor.
Kalemi bırakıp telefona uzanıyorum mesaj...
İşte o an yaz geliyor...
''Üşütme'' yazıyor ekranda yalnızca.
Ölmem bile sen ''Çok yaşa'' desen diyorum içimden...
Ve hissedişime kırgın bir cümle daha ekleniyor.
''Bir sana kuldum sanki ve Tanrı'yı bu zamana kadar kim görmüştü ki...''