- Kategori
- Futbol
Taraftarın hakkı

Genel görüş Avrupa'daki taraftarın maç izlemeyi bildiği; maçtan sonra yense de yenilse de alkışladığı yönündedir. Türkiye'de ise maçlarda kavganın olduğu, taraftarın takımı az desteklediği ve futbolculara hemen tepki gösterdiği yönündedir.
Biçimsel olarak doğru olan bu görüş derinlere inildiğinde pek de haklı değildir. Gürcan Bilgiç'in bir yazısında taraftara artık bir müşteri gözüyle bakıldığı, bu sebeple para veren, ürün alan, kısacası eskisinden farklı olarak kulübün ihtiyaçlarını başkanın yerine karşılayan insanların hesap sormaya da hakkı olduğunu söylemesiyle yeni bir boyut kazandı bu tartışma.
Acaba taraftarın her şeye hakkı var mı?
Gulit'in yıllar önce Sampdoria'ya transfer olduktan sonra NTV'de izlediğim bir programda söylediği gibi, 'kazansak ta kaybetsek te taraftar bize kızmıyor; yine alkışlıyor' sözleri ne kadar bizim üç büyüklere uygulanır? (Bu sözleri Tugay'dan da duymuştuk). Unutulmamalıdır ki Blackburn Rovers ayarı orta sıra takımları -buna Newcastle, hatta onlardan üst kademe Liverpool da eklenebilir-, lig başladığında şampiyonluk iddiaları yoktur. Asıl amaçları, şampiyonlar ligine katılmaktır. Bu sebeple taraftar, takımından elde etmesi zor başarı isteklerinde bulunmamaktadır.
Türkiye'de ise üç büyükler lige her sene şampiyonluk parolasıyla başlar ve taraftar buna göre konsantre olur; aksi bir sonuçta ise isyan eder. Türkiye'de stada gelen taraftar genelde düşük maddi güce ve eğitime sahip taraftardır. (Fenerbahçe'ye sonra değineceğim).
Neden olarak, stadın kaliteli olmaması, takımın taraftar çekecek futbolcusunun ve oyununun olmaması ve tribünün bazı grupların elinde olması sayılabilir. Düşük maddi gelire sahip taraftar, parasının karşılığını alamadığı için isyan etmekte. Zaten kıt imkanlarıyla maça geliyor; bir de maçın kaybedilmesi adamcağızı daha da sinirlendiriyor.
Avrupa’nın özellikle üst takımlarda, Milan, İnter, Barcelona gibi takımların seyircileri aynı tahammülü göstermeyeceklerdir.
Üç büyüklerin bile az seyirci çektiği ligimizde seyirci sayısı; özellikle kaliteli seyirci sayısı daha da azalmakta. Bu sebeple bilet fiyatları düşmekte; bu daha alt sosyal gruba ait taraftarı stada getirirken getirisi yüksek taraftarı kaçırmaktadır.
Fenerbahçe son senelerde yaptığı atılımlarla kaliteli seyirciyi stada getirmiştir. Son zamanlarda ise tribün kavgası, kötü futbol, Avrupa’ya erken veda gibi sebeplerle Fenerbahçe irtifa kaybetmeye başlamıştır. Bu sene şampiyon olunamaması ve seneye taraftarı memnun edecek transferin olmaması durumunda Fenerbahçe sosyo ekonomik seviyesi yüksek tribün taraftarını kaybedebilir. Bu durum bilet fiyatlarının ve satışların düşmesine neden olacaktır. Yönetim bunun önlemini almalıdır, aksi taktirde bir dahaki istifada kimse geri çağrılmaz…
'Taraftarın hakkı mıdır, değil midir?' konusu... Elbette parayı veren, yani patron istediğini yapar (aşırıya kaçmadıkça); fakat unutulmaması gereken bu tepkilerin zamanlamasının doğru yapılmasıdır. Tepki verilir; fakat şu anda aşırı bir tepki oyuncunun oyundayken daha korkak olmasına, sorumluluktan kaçmasına sebep olacaktır. Teknik direktör ise özgürce karar alamaz duruma gelebilir; bu da takım içerisinde otoritesinin kaybolmasına neden olabilir.
Son söz: Tepkimiz ölçülü ve zamanlaması iyi olmalıdır...