​ Taraftarlık ve vatandaşlık... / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '09

 
Kategori
Futbol
 

Taraftarlık ve vatandaşlık...

Taraftarlık ve vatandaşlık...
 

Yaşamın birçok bölümünde insanların davranış biçimleri, bu davranışları oluşturan sistemler hep aynı. Futbol emperyalistleri inanılmaz karlarının merkezinin seyirci olduğunu bilirler. Bu yüzden de takım nasıl oynarsa oynasın, başarılı olsun veya olmasın seyirciye toz kondurmazlar. Hatta bunu o kadar ileri götürürler ki, saatlerce, hatta medya aracılığı ile günlerce oluşturulan poplu tahrik, veya aşırı motivasyon neticesi, maç sırasında veya sonunda sahaya girip oyunculara veya hakeme saldıran kişi suçludur. O kişiyi o duruma getiren odakların hiç suçu yoktur. Bu kişi hakkında hukuki işlem yapılır mı yapılırsa ne ceza alır? Bu tür şeyler medyaya hiç yansımaz. Yaratılan gerilim medyanın başarısı, emperyalistlerin ekmeğine sürülen yağdır.

Dün akşam Beşiktaş - Wolfsburg maçını biraz da bu gözle izledim. Maç başlamadan tiribünleri dolduran taraftar sözleri pek anlaşılamayan arabesk makamında bir şarkıya başladı. Maçın balamasından sonra da bu şarkı devam edip gitti. Taa ki, seyircinin galibiyetten ümidi kesilene kadar. Arada bir bir kaç dakikalık "Kartal gol gol gol" bağırışları olmasa oraya binlerce kişinin maç seyretmeye, taraftarı oduğu takımı destekleyip yüreklendirmeye değil de, şarkı söylemeye geldiğinin sanırdınız.

O "Kartal gol gol gol" bağırışlarının da takımı ileriye mi ittiği, yoksa oyuncuları strese sokup yanlış ışler mi yapmalarına sebep olduğu ayrı bir inceleme konusudur. İyi bir sonuçtan ümit kesilince de şarkıyı bırakıp kulüp başkanına toplu küfürlere istifa çağrılarına başladılar.

Taraftarlık bu mudur? Evet. Futbol emperyalistlerinin istediği taraftarlık bu. Onların bu durumdan şikayetçi olmadıkları kesin.

Futbol taraftarının büyük çoğunluğu gerçek dünyada yaşamıyor. Takımının kalitesinden, beceri katsayısından, değerinden hiç haberi yok. Hafta boyunca yanlı medyanın dolduruşuna o kadar geliyorlar ki, futbolun da diğer endüstüri branşları gibi bir branş olduğunu unutuyorlar veya hiç bilmiyorlar. Yıllar içinde kendi takımlarından her bakıma üstün bir başka takıma veya takımlara karşı alınan tesadüfi galibiyetleri, kendi kaliteleri, güçlülükleri olarak görüyorlar.
Dün akşam maç başladığında seyircinin şarkısını (tezahürat diyorlar) dinleyen herkes, ki oyuncularda buna dahil, Beşiktaş'ın rahat kazanacağından emin olurdu. Bu havaya ister istemez kendini kaptıran oyuncularında, zaten kendilerinden bir kaç gömlek üstün yeteneklerle donanmış yabancı takıma karşı nasıl galip gelebilirdi ki?

Oysa bilinçli seyirci, arabesk şarkı tutturup takımını uyutmaz, rehavete sokmaz. Ne mi yapar? Dağlara taşlara gitse de kaleye atılan bir şutta, güzel bir pas da, yararlı bir dripling de, futbolcusunu alkışlar. Karşı takım oyuncularının moralini bozacak tezahürat (Küfür değil) yapar.

Maç sonlarında teknik direktörün, oyuncuların verdiği demeçler de ilginçtir. "Elimizden geleni yaptık ama kişisel hatadan yediğimiz bir gol.....Duran toptan....."

Oysa futbol profosyonel bir uğraştır. Bir kamyon şoförünün "karşıdan güneş geldi, o yüzden malı zamanında yetiştiremedim" deme gibi bir lüksü olabilir mi. Seyirci de bu kadar anlamsız maazeretlere pirim verir. Maça gitmeye takıma maddi destek vermeye devam eder.

Bu olgu devam ettikçe, seyirci madden ve mağnen takımın var edeni olduğu bilincine varıp o çizgide taraftarlık yapmadıkça, futboldan çıkar sağlıyanlar her türlü çirkin oyunlarını sergilemeye devam edecektir. Hem de artan bir iştahla.

10:32 04.11.2009

 
Toplam blog
: 1508
: 1688
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..