​ Tartışa, tartışa! / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Aralık '08

 
Kategori
Güncel
 

Tartışa, tartışa!

Özür konusu akşam 32.Günde tartışıldı. Tartışmanın bir yanında iki Emekli Büyükelçi, bir yanında iki gazeteci ve bir Emekli Büyükelçi vardı.

Konu, kavgasız, gürültüsüz; ağız dalaşına girilmeksizin belli bir düzeyde tartışıldı. Türkiyen'nin kendi geçmişi ile yüzleşmekten korkan politikaları, her iki tarafça da teyit edildi.

Özür metni'nin "soykırım" ı çağrıştırdığı iddiasına Cengiz Aktar'ın cevabı tatmin ediciydi. Çünkü, "soykırım" ifadesi, Ermenilerin 1915 olayları için kullandıkları "Büyük Felaket" ifadesinden kırk yıl sonra uluslararası politikaya girmişti.
Yani bu ifade, soykırım demek değildi.

Ancak; aynı katılımcının, 1915 faciasının müsebbibi olan İttihat ve Terakki'nin, Türkiyede sadece sünni İslama dayalı bir toplum oluşturmak istediği iddiası, tarihsel gerçeklerle çelişir nitelikteydi.

İttihat ve Terakki, masonik tandanslı bir örgüt iken ve üyelerinin nerdeyse tamamı dini duyarlılıktan yoksunken, bunların Türkiyede her türlü dini ve etnik azınlığı ortadan kaldırıp sadece Sünni İslamı bırakmak istedikleri tezi eşyanın tabiatına ters düşer.

Nasıl yani, devlet esaslarını İslami temellere dayandıran Osmanlı altıyüz yıl, her türlü dini ve etnik yapılara sonuna kadar özgürlük tanırken, özel hayatlarında da, politik duruşlarında da din sadece bir fon oluşturan İttihatçılar Sünni İslama dayalı bir devlet oluşturmak istiyorlar. Bunu hangi mantık kabul eder?

İttihatçılar şovenistti. Türkçülük esasına dayalı düşünüyor ve her türlü etnisiteden arındırılmış bir ülke peşinde koşuyorlardı. Ama, Anadolu Türklüğünün büyük çoğunluğu Sünni İslam olunca ne yapabilirlerdi? Eğer Sünni İslamı da "tehcir" etselerdi, bu ülkeyi neyle, kiminle dolduracaklardı.

İttihat ve Terakki sonrasındaki gelişmeler de göstermiştir ki, Türkiyedeki "ittihatçı zihniyet" in dine karşı duruşu, ancak Türklüğün bir alt kültür ögesi olarak görmekten ibaret olmuştur. Dinin sosyal hayata yansıması titizlikle engellenmeye çalışılmıştır.

Irkçılık, toplumları sonunda moleküllerine kadar inen ayrıştırmaya götürecek bir hastalıktır. İttihatçılar bu hastalıkla malüldü. Eğer, gerçekten dini duyarlılıkları olsaydı, asla, yaptıklarını yapamazlardı. Çünkü İslam, her türlü inanca ve mezhebe saygıyı emreder. Kim olursa olsun insanlar zülmetmeyi yasaklar. Uzağa gitmeye gerek yok, Osmanlı uygulaması bunun en güzel örneği ve şahididir.

Son günlerde, el değdirilemez "tabu" ların, aydınlar ve toplum nezdinde tartışılır hale gelmesi, Türkiyedeki büyük değişimin olumlu ve umut verici işaretleridir. Olumsuz olan, tartışamamaktır!

Sadece tarihimizle değil, kokmasın diye, sarıp sarmalayıp buzluklara attığımız bütün sorunlarımızla cesaretle yüzleştiğimiz de, bizi kimse tutamayacaktır!

 
Toplam blog
: 1645
: 822
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..