- Kategori
- Siyaset
Tayyip Bey'in arkadaşı

kolay gelsin
Başbakanımız ABD Başkanı Barac Obama’nın davetlisi olarak bu ülkeye gitti. Yapılan ikili görüşmeler sonucunda beklenen açıklamalar da yapıldı.
“Türkiye ve ABD iki yakın müttefiktir. Terörü bir insanlık suçu olarak kabul edip her türlü teröre karşı olduklarını bir kez daha ifade ederler. PKK terör örgütüne karşı da ortak hareket edeceklerdir…”
Yapılan açıklamanın önemli bir bölümü bu ifadeleri içerir. Bu her zaman böyle olmuştur. Dostu-düşmanı, genci-yaşlısı, okumuşu-cahili, herkesler bilir ve de ifade eder ki, dünyada terörün ağababası bizzat Amerika Birleşik Devletleri’dir. PKK terörü de bu ülkenin özellikle Irak’ta varlık göstermesinden sonra güçlenip baskı ve zararlarını arttırmıştır. Hal böyleyken bu türlü açıklamaları dinlemek insana sıkıntı veriyor. Hele ki televizyonlarımızın o ünlü haberci ve yorumcularının her defasında bu lafları yeni bir şeymiş gibi heyecan ve coşkuyla bize aktarmaları…
Bir tiyatro sahnesi ki, dramların en ağırı oynanıyor. İnsanların mal ve can güvenliği tartışılır olmuş. Savaş alanı gibi şehirler, güpegündüz atılan pusular ve gencecik fidanların şehit edilmeleri…
Başbakanımız başkan Obana ile çok yararlı bir görüşme yapmışlar. Teröre karşı birlikte hareket edeceklermiş…
***
Obama Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’a “arkadaşım” demiş.
Ne büyük onur.
Neredeyse bütün televizyonlar ve de gazeteler bunu vurguluyorlar. Bizim yöneticilerimiz bu arkadaşlık muhabbetine bayılıyorlar. Onlar için bizim başbakanla yabancı bir ülke başkanının arkadaşlığı son derece önemli algılanıyor. Bunu büyük bir onur olarak kabul ediyorlar ve ben bu anlayıştan çok rahatsızım. Merak ettiğim, bu arkadaşlığın Türkiye’ye neler getirip, Türkiye’den neler götüreceğidir.
Başbakanımız Berlusconi ile Putin ile ve daha hatırlayamadığım yabancı ülke liderleriyle de arkadaştır ama bu arkadaşlıklardan bu ülkeye ne gibi yararlar sağlanmıştır, bilemiyorum.
Yine, Ermenistan Başkanı Sarkisyan Obama’nın arkadaşı değil ama ABD başkanı Ermenistan için bastırdıkça bastırıyor ve arkadaşı(!) olan Recep Bey’i tavizler konusunda sıkıştırıyor.
Bu satırları yazarken televizyonda ilk arkadaş kazığını da duydum. ABD DTP’nin ülkelerinde temsilcilik açma talebini onaylamış.
***
Kırkbeş dakika diye planlanan görüşme iki saati aşmış. Bizim ulusal medyamız bunu da ABD’nin Türkiye’ye ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına verdiği önem olarak takdim etmeye çalışıyorlar. Halbuki görüşmenin uzaması ABD’nin ihtiyacından kaynaklanmıştır. Biz istediğimiz için değil, onlar istediği için bu görüşme uzamıştır. Uzayan görüşmenin her dakikasında isteklerini kabul ettirmek için çaba göstermişlerdir. O görüşmede Türkiye masaya terörle mücadelede işbirliğinden başka bir talep koyamamıştır ve bu talebine de yirmi yıldır olduğu gibi boş vaatlerle karşılık almıştır. ABD ise kocaman bir istekler listesiyle masaya oturmuştur.
Ermenistan sınır kapısının açılması, ruhban okuluyla ilgili sorunların giderilmesi, ekümeniklik meselesinin halli, Afganistan’a muharip güç gönderilmesi, Kuzey Irakta oluşturulan yeni Kürt Devleti ile ilişkilerin geliştirilmesi, İran’la ilişkilerin ABD politikalarına uygun hale getirilmesi…
Bu istekler daha da uzatılabilir.
Bu konuya devam edeceğim.