Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

TBMM'nin af yetkisi

Değerli dostlar,

Egemenlik kayıtsız şartsız milletin ise, Milletin fikri alınmadan Meclisin Aaf yetkisini kullanması hiçte hoş karşılanacak bir durum değildir diye düşünüyorum.

Öyle ya, birisi sizin kardeşinizi, eşinizi, dostunuzu, evladınızı yada başka bir şekilde bir sevdiğinizi katledecek, kapınızı açıp da içeriye girince, bir katliam manzarası ile karşılaşacaksınız ve sizin adınıza da brileri bunları affedecek.

Ne biçim irade tecellisidir ki benim adıma benim hakkımı birileri affetme yetkisi kullanır?Yani kendi hukukunu kendin yap mı demek istiyorlar?

En yüce bildiğimiz değerler dahi hatta , Allah(cc) dahi benim hakkımla gel ben bilirim, ancak kulumun hakkına ben dahi karışmam demiyor mu?

Peki nasıl oluyor da birileri Allah'ın dahi karışmayacağını beyan ettiği benim hakkımı kendilerini affetmeye muktedir hisediyorlar ?

Akılcı bir izahı var mı bunun? Tamam ülkenin düzenini sağlamak ve yanlışlıkla hüküm giymiş olan kader mahkumları diye tanımladığımız kişiler yok mu? Elbette var. Yanlış yargılama sonucu mahkum olanlar istisnadır elbet. Ancak benim hakkımı açık ve net olarak dahi katleden kişiyi nasıl olur da benim adıma, üstelikte vekillerim olan affedebilir ki?

Bir avukat düşününüz ki sizin adınıza davanıza bakmak için vekaletinizi alıyor ve sizi savunmak yerine haksızmış gibi lanse etme çabalarına gidiyor, ne yaparsınız? En azından azilname ile vekaletine son verirsiniz.

Birkaç duygusal insan, (her kime duygusal oluyor oda belli değil, mazluma mı haine mi) yada birkaç oy avcısı gelecek salt siyasi manevra yapabilmek adına af çıkartacak. Onunla da kalmayacak insan haklarına aykırılık olmasın diye Ggenel Af haline dönüşecek.

Yok, bukadar ucuz olmamalı hak.

On binlerce Şehit verdiğimiz bu topraklarda, teröristler de bu kapsamdan utanmadan yararlanacaklar ve tekrar terör örgütüne katılacak ve daha verimli bir öldürme operasyonu yürütecekler.

Nedir bu Allah aşkına ?

Ülke de birileri tarafından, terörist sayısı azaldıkça onu artırma çabalarına mı girişiliyor. Anlam vermek çok ama çok zor.

Hem yüzde 99, 9 u müslüman diyeceksin, öte yandan da İslam dininin sahibi yüce Allah(cc) nün dahi affetmediği ve hak sahibine bıraktığını bir sistem dahilinde hakkı tecavüze uğramış kişilerin hakkına birde sen tecavüz edeceksin.

İşte görülüyor ki terör örgütleri de nasılsa süreklilik arz eden bir şekilde ortaya konulan af kapsamı , en kısa zamanda tekrar çıkacak umudu ile terör şiddetini pervasızca artırma yoluna gidiyor.

Zaten yapılan araştırmalarda da yüzde 90'ı nın geri döndüğü kesin.Hukuku dahi kullanmaktan geri kalmayan Terör gruplar kadar hukuk bilmiyor mu değerli Vekillerimiz bu da merak konusudur.

Eskiden mayınlarla iş gören teröristler, hukuki antlaşmalardan öylesine haberdar bir hal aldı ki adeta bizlere hukuk dersi veriyorcasına eylem gerçekleşitmektedirler.

ör: Cenevre antlaşmasına göre uzaktan kumanda ile patlatılan düzenekler mayın statüsüne girmiyor.Bunu bilen örgütler de artık uzaktan kumanda yöntemini iyice benimsemiş oluyor.

Bu da bizim Hukuki Af konusunda yetenekli olan siyasilerimizden daha hukuki çalıştıklarını ispatlamıyor mu?

Peki onbinlerce şehidimizin ailelerine ne cevap verebildiler?Hiç.

Bırakın ailelerini, şehitlerimize ne cevap verebilecek müslüman olduğunu idda edenler?Hiç.

Peki bu kadar hiç uğruna yapılan af ların anlamı ne?Hiç.

Sormazlar mı "Bir Hiç uğruna mı feda ediliyor bu topraklar" diye?

Sormazlar mı Kim istiyor bu Afları da Milletten kaçırıyorsunuz cevaplarını sadece hiç diyerek?

Tamam devletin alacaklarını , haklarını affediyorsunuz belki bir yere kadar anlarız, deriz ki o devletin hakkıdır, devleti yönetenler vebalini kabul ederek, vergi, trafik cezalerı vs..leri affediyor ama benim hakkımı nasıl ve neden affediyor demezmiyim.

Hatta devlet için , tüyü bitmemiş yetimin dahi hakkı var, hadi onu da Allah ile aralarındaki bağa ya da iyi niyeti ile affa uğratıyor olabilirsiniz, ama tek tek bireylerin hakkını affetmeye kimin ne hakkı var?Bu sorunun acil cevabı olmalıdır.Aksi halde en azından ben, Asla ve Kat-a HAKKIMI AFFEDENLERE HAKKIMI HELAL ETMİYORUM.

Buradan da, Allah(cc)den ve de Allah(cc)nün adaletinden kuşku duymayanlara iletiyorum.

Diyorum ki;Bir kez daha Milletimin hakkını gaspa uğratmamak için TBMM den af yetkisinin kaldırılması gerekmektedir.Vekillerimize ilanen duyurulur.

Aksi halde Hukuk sistemimizi kaldırıp çöpe atalım.Her gelen iktidar kafasına göre bir Hukuk anlayışı bina etsin ve ona göre de kendimize bir yol çizelim.Aksi halde bu hukuk sistemi varoldukça ve insanlık tarih sahnesinden silinmedikçe hatta , ahirette dahi hakkımı asla helal etmiyorum.

Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan bir vatandaş...

Saygı ile.

Ahmet Dursun

BAZI ÖRNEKLER:

Yüzbaşının katili aramıza dönüyor

SAT komandosu yüzbaşı Zeki Şen’i kalbinden bıçaklayan tinercinin cezası bitti

21.10.2006 09:50

Sualtı Taarruz (SAT) Komandosu Zeki Şen'i 2003 mayısında bıçaklayarak öldüren üç tinerciden biri 20 ay, diğeri 25 ay yatıp çıkmıştı. Bıçağı kalbe saplayan Emrah Eraydın da 3.5 yıl yattıktan sonra çıkıyor.

8.5 YIL CEZA ALMIŞTI
Yaş küçüklüğünden 8.5 yıl hapse mahkûm edilen Eraydın'ın cezası 17 Ekim'de bitti. Eraydın bürokratik işlemler bitince tahliye edilecek ve bayramı dışarıda geçirecek. Yüzbaşı'nın ailesi ise isyanda.

ÇOCUK DİYE AZ CEZA
Baba Şen Dağ gibi evladımı öldürdüler. Çocuk diyerek az ceza verdiler. Karar, katliamı destekledi derken aile avukatı da İçeride daha profesyonel suçlu oldular. Artık aramızdalar dedi.

Bir sigara için öldürdüler
Sigara için yüzbaşı Şen'i öldüren Emrah Aydın cinayeti işlediğinde 16 yaşındaydı. Şimdi 19 yaşında hapisten çıkıyor. Ölen yüzbaşı Zeki Şen 33 yaşındaydı. ABD'de eğitim almıştı, yakın dövüş uzmanıydı. Üç dil biliyor, resim ve heykel yapıyordu.

Yüzbaşının katili aramıza dönüyor

Komando Zeki Şen'i öldüren, 3 madde bağımlısından biri 20 ay, diğeri 25 ay yattı. Bıçağı saplayan ise 3 yıl 5 ay sonra hapisten çıkıyor.

İstanbul Taksim'de yaklaşık 3.5 yıl önce Deniz Kuvvetleri'nde görevli Sualtı Taaruz (SAT) komandosu Yüzbaşı Zeki Şen'i öldüren 3 madde bağımlısı, artık aramızda. Korkunç cinayetin ardından tutuklanarak cezaevine konulan ve olay sırasında 12 ila 16 arasında değişen madde bağımlılarından biri 20, diğeri 25 ay, bıçağı saplayan ise mahkemeden beklenen dosyanın cezaevine ulaşmasıyla 3 yıl 5 ay sonra özgürlüğüne kavuşacak. Mahkemenin yaşlarını gözönüne alarak tahliye ettiği 3 zanlının serbest kalmaları Çanakkale'deki Zeki Şen'in baba ocağını ikinci kez yaktı.

Kardak'ta da vardı
Yüzbaşı Zeki Şen, 12 yaşında askeri okula girmişti. Çok sayıda başarıya imza atan Şen, Kardak Krizi'nde de görev almış, Birleşmiş Milletler programı kapsamında askeri danışman olarak Gürcistan'a gönderilmiş ve 6 aylık görevini tamamlayıp 2003'te İstanbul'a dönmüştü. 5 Mayıs akşamı ise hem bir doğum günü kutlaması hem de özlem gidermek için arkadaşlarıyla buluştu. Sabaha kadar eğlenen Yüzbaşı, evine gitmek için Taksim Meydanı'ndan taksiye binmek istedi. Şen'in bu sırada yanına 3 kişi yaklaştı. Sigara ve para isteyen madde bağımlılarına hayır diyen Şen korkunç bir cinayete kurban gitti.

Üçüncüde durdu
Çıkan arbedede 16 yaşındaki Emrah Eraydın, elindeki bıçağı Şen'in kalbine sapladı. Yaralı olmasına rağmen Zeki Şen olay yerine 700 metre uzaklıktaki Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne yürüyerek gitti. Burada iki kez kalbi duran ve doktorların müdahalesiyle hayata döndürülen Şen, hemen ameliyata alındı. Ancak ameliyat masasında üçüncü kez kalbi duran 33 yaşındaki Yüzbaşı kurtarılamadı.

Güngör KARAKUŞ / SABAH

***

ÖR:Kimlik soran polis bıçaklandı
İzmir'in Karşıyaka ilçesinde, kimlik soran polisler saldırıya uğradı.
21.10.2006 12:39
Emniyet güçleri, Karşıyaka ilçesi 6411/3 Sokak'ta 2 kişiye kimlik sordu. Şüpheli kişiler, iddialara göre polislere, “Siz kim oluyorsunuz da bize kimlik soruyorsunuz?” cevabını verdi. Polisler ve zanlılar arasında bu nedenle tartışma çıktı. Bu arada zanlılardan M.K, yanında bulunan bıçakla polis memuru S.A'yı (34) başından, Ö.Y'yi (32) bacağından ve elinden yaraladı. Diğer zanlı M.Ç de (20), polis memuru H.T'yi (32), yüzüne attığı tekmeyle yaraladı.
Güvenlik güçlerine bıçak çekerek yaralayan M.Z, polislerden birinin açtığı ateş sonucu sol bacağından tabancayla vuruldu. M.Z, arkadaşı M.Ç ile beraber yakalanarak gözaltına alındı.

Zanlı tarafından başından bıçaklanan polis S.A, Karşıyaka Devlet Hastanesi'ne götürüldü. Aynı hastanede tedavi altına alınan ve bacağından tabancayla yaralanan M.K, gözlem altına alındı. Elinden ve bacağından bıçaklanan polis memuru Ö.Y ile yüzünden tekmeyle yaralanan arkadaşı H.T de Karşıyaka Devlet Hastanesi'nde tedavi edildi.

 
Toplam blog
: 30
: 727
Kayıt tarihi
: 14.02.07
 
 

Bazı konular vardır ki, tartışarak, yazışarak da fikir edinilebilir. Bazı konula ise özel çaba sarfe..