- Kategori
- Siyaset
TBMM’nin Onur Ödülü !..

TBMM Onur ödülünün bu yıl Prof. Dr. Kemal Karpat'a verilmesi uygun görüldü.
Çok önemli bir olay olmasa da, geçtiğimiz günler çok hareketli olmadan önce, ortaya bir konu atılmıştı. O da, TBMM’nin onur ödülünü bu yıl kime vereceği konusu idi. TBMM Onur ödülü, uluslar arası alanda gösterdiği üstün başarılar ile Türkiye’nin temsili ve tanıtımına ktkı sağlayan kişilere verilen bir ödül. Daha sonra, ortalıkla birkaç isim dolaşmış ama en çok konuşulan isimler de rahmetli Prof. Türkan Saylan ile Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk olmuştu.
Okuduklarımıza göre her iki aday da başa baş gidiyordu. Ama gönüller Türkan Saylan’dan yanaydı. Bu ödülü onun almasını isteyen çok insan vardı. Bu durum, bu ödülü verecek olan komisyonda da dile getiriliyordu. Yaşananlar ve ortada olan somut gerçekler, Türkan Saylan’ın bu ülkeye verdikleri, arkasında bıraktıkları ve en son Ergenekon soruşturması gereği gözaltına alınmak istenmesi ve evinin ve dernek şubelerinin didik didik aranması ile herkesin sokaklara dökülmesi ve bir birlik mesajının verilmesinin ardından, onun yaptıkları, yapmak istedikleri çok konuşuldu. Türkan Saylan hoca çok hastaydı. Tedavi görüyordu ama kanser illetinden kurtulması zor olsa da tedavi gördüğü için umut vardı. Ama kendisine yapılan haksız muamelelere daha fazla dayanamadı ve vücudu iflas etti. Sonrasında, bu ülkede belki kimseye nasip olmayacak, belki çok az insana nasip olacak bir cenaze töreni ile sonsuzluğu uğurlandı.
Yaptıklarını ve ömrünü bu uğurda harcadığı işleri burada teker teker anlatmaya gerek yok. İşte bu işlerin mimarı ve çağdaş bir Türkiye arzusu ile mücadele eden, kız çocuklarının her fırsatta okutulmasını isteyen ve bunu miras bırakan, öldüğünde 30 küsür bin kız çocuğunu hayata, bu ülkeye ve eğitime kazandırmış olan Türkan Saylan <ı>“100 bini görmeden ölmek istemiyorum”ı> demişti ama yaşanan ayıp gelişmeler bunu görmesine mani oldu. O da bunu kendisinden sonra geleceklere miras bıraktı.
İşte bu Türkan Saylan, TBMM’nin onur ödülüne aday gösterilmişti. Diğer adaylar arasından da sıyrılması an meselesiydi. Fakat bugün öğreniyoruz ki, ilgili komisyon Prof. Türkan Saylan hoca’nın adını ön eleme listesine bile almamış. Bununla da ilgili olarak da <ı>“ı><ı>Yönetmelik gereği ödülün sadece yaşayanlara verildiği gerekçesi”ı> öne sürülmüş. Fakat aynı yönetmelikte <ı>“ı><ı>Aday olan veya aday gösterilen kişinin ölmesi durumunda ödül kanuni mirasçılarına verilir"ı> diyor. Yoksa demiyor mu ? Yoksa yanlış mı aktarıldı kamuoyuna. Ya da komisyon üyeleri yanlış mı biliyor.
Onu bunu bilmem ama, netice itibari ile komisyondaki özellikle CHP’li üyelerin düşüncelerine pek de önem verilmediği ve Türkan Saylan hoca’nın ismine pek itibar edilmediği anlaşılıyor. Ön eleme listesine bile alınmayıp, CHP’li üyelerin önerisi AKP’li oylarla birlikte red ediliyor. Ve bu yıl ki onur ödülünün Prof. Dr. Kemal Karpar’a verilmesi uygun bulunuyor. Bu yazıyı yazarken, bir haber sitesinde, ödülün bu kişiye verildiği belirtiliyordu. Doğrusunu hep birlikte öğreneceğiz. Ancak, şu bir gerçek ki, AKP’nin Türkan Saylan ismi üzerinde ne kadar da mutabık olmadıkları ve frekanslarının tutmadığı görülüyor. Bu sebepten dolayı da, onun hayatta olmadığı bahane edilerek, ödül Türkan Saylan’a dolayısı ile kanuni mirasçılarına verilmiyor. Zaten aklıma da şöyle bir şey geliyor. Hani, kazayla da olsa komisyon bu ödülü Saylan’a verseydi, o da hayatta olsaydı, sanırım bu ödülü AKP’li komisyona iade ederdi.
CHP’liler bu işi idare mahkemesine götüreceklermiş. Komisyon’un tavrını kınayabilirsiniz ya da kabul edebilirsiniz. Ben bunu eleştirmiyorum. Benim eleştirim, komisyondaki AKP’li üyelerin Türkan Saylan ismine karşı aldıkları tavırlardır. Maalesef ki, demokratik bir toplum ve demokratik bir meclis oluncaya kadar, bunlara katlanacağız.
Bu arada, adı geçen Prof. Dr. Kemal Karpat kimdir?
Prof. Dr. Kemal Karpat, Wisconsin Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyelerinden olup, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olduktan sonra, Washington ve Rewington üniversitelerinde siyasal ve sosyal bilimler üzerine master ve doktora yapmıştır. Romanya'da tarih ihtisasının ardından Amerikan tarihi, Rus tarihi, Ortadoğu tarihi ve Osmanlı tarihi konularında çeşitli kurslara katılmış, 20 ülkede yayımlanmış 130 makalesi, 16 kitabı bulunan ve Amerika'daki Türk Araştırmaları Cemiyeti'nin kurucusu ve başkanı, Orta Asya Cemiyeti'nin (ACAS) kurucusu bir bilim adamıdır. Onun bir konuşmadaki sözlerini alıntı yaparak, bu yazıyı bitirelim.
<ı>`Demokrasi insanın hür doğduğuna, eşit olduğuna inanan bir sistemdir. Orta sınıfların rejimidir. Demokratik bir hayat tarzı insana yakışır bir tarz olduğu tatbikatta belirmiştir. Bu çok büyük bir kazançtır ve güdümlü idareye karşı en büyük araç budur. Bundan sonra yapılması gereken demokrasiyi güçlendirip, beslemek ve halkın temel kültürü arasına sokmaktır`
ı><ı>
../..ı>