- Kategori
- Siyaset
Tehdit mi ediyorsunuz?

Aslına bakarsanız bugün benim (Kendime göre) spor yazmam gerekiyor, öyle sıralıyorum. Lakin bazen konular sıkıştırıyor, spordan çıkıp güncek meselelere değinmek zorunda kalıyoruz.
Aynen bugün olduğu gibi..
Türkiye’n, yedi bölgesine dağılan “Akil adamlar” toplantılar yapmaya başladılar. Toplantılarda genellikle, daha doğrusu sadece “Barışı getirelim” teması üzerinde duruluyor.
Elbette toplantıya katılanlar da soruyorlar “Tamam… Getirelim barışı da nasıl olacak bu iş?”
Hükümetin toparladığı “Akil adamlar” bu soruya net cevap veremiyorlar, geveleyip duruyorlar. Dahası, soruyu soranı “Sürece karşı” diyerek susturuyorlar. Çalışmanın adına da Barış sürecinde demokratik çözümler” diyorlar…
Arkadaş, sen sorduğum soruya cevap vermeyeceksen niye geldin, ne anlatıyorsun? Cevabını bilmiyorsan “Benim o konuda bilgim yok, biz verilen talimat doğrultusunda konuşuyoruz” de, olsun bitsin…
Defalarca yazıyoruz, anlatıyoruz…
Hiç kimse dövüşten yana olmaz, hiç kimse savaştan yana olmaz, hiç kimse insanların ölümünden yana olmaz. Bunlardan yana olanların, insanlıktan nasibini almadıkları ortadadır. PKK terör örgütü de bu nasipsizler grubundan biridir.
Bakın…
Bu toplantılardan biri de Karaman’da üniversitede öğretim görevlileri ile gerçekleştirilmiş. Toplantıda Celalettin Can isimli “Akil” Diyarbakır cezaevinde ve bölgede Kürtlere yapılan baskıları anlatmış ve cezaevinden çıkanların dağa çıktığını anlatmış. PKK da o tarihten bu yana “Kitleselleşmiş” hale gelmiş.
Celalettin Can, aslında “Kürt politikası” yürütenlerin başında gelen biri… Kişinin barış ile filan ilgisi yok. Amacı PKK politikasını güçlendirmek ve o yolda siyaset yapmak olan birisi.
Öğretim görevlilerinden biri sorumuş: “Diyarbakır Cezaevi’ne götürülen insanlar, camiden mi toplanmış. Bunların hiç devlete, millete karşı suçu yok mu?” sorusu üzerine Celalettin Can cevap vermiş…
“Çalışma yaparken şundan kaygıya kapıldık biz, ben kendim önerdim. Kendimde Kürt olduğum için Türklerle-Kürtler arasındaki yanılma beni çok rahatsız etti. Biliyordum yani. Sınırlar önemli değil. Kalpler yarılmasın. Gönüller yarılanmasın. Duygular yarılmasın. Bir kere yarıldı mı, sınırlar uygun tarihi konjektörde yeniden şekillenir. Bir savaş çıkar sınırlar yeniden şekillenir”
Lafa dikkat eder misiniz?
Yani, “Kürt kökenlilerin” değil, “Kürt Politikacıların” dedikleri gibi bir çözüm olmaz ise “Savaş” çıkar ve sınırlar yeniden belirlenir miş…
Şimdi söyler misiniz bana, bu kafa ile “Barış” nasıl tesis edilecek?
O Celalettin Can şunu çok iyi bilmelidir ki eğer “Savaş” çıkacaksa çıkar, dünyanın sınırı yeniden yapılanır ve İsmet Paşa’nın dediği gibi “…yeni şartlarla yeni bir sistem ve dünya kurulur, Türkiye de bu yeni dünya içinde yerini bulur!” merak etmesin. Ama o sistem içinde PKK, KCK v.s. olur mu orasını bilemem.
İşin bir tarafı bu…
Diğer tarafına gelince…
Ortaya salınan ve “Akil adamlar” diye tanımlanan, başbakanın söylemi ile 75 milyonu temsil ettiği iddia edilen ve beni temsil etmedikleri kesin olan guruplarla millet tehdit mi ediliyor?
Yapılan toplantılardan görüntüler, bizi bu yönde endişeye sevk ediyor.
Millete düşüncelerinizi “Dikte” mi ettiriyorsunuz, yoksa milletin düşüncelerini mi almak istiyorsunuz? Ya da milletin bu konudaki eğilimini mi ölçmek istiyorsunuz?
Hangisi?
Toplantılarda genellikle iktidarın ve “Kürt siyasetinin” propagandasının yapıldığını görüyoruz. Böyle “Barış süreci” sunulmaz insanlara, yanıştasınız…
Ufaktan ufaktan tehditlerle bir yere varamaz ve milleti korkutamazsınız. Ne gelecekse, hepsine hazırız. Barış ise, barış… Savaş ise savaş. Ancak öncelikle tercihimiz PKK terör örgütünün ortadan kaldırılmasıdır.
Haberiniz bir kez daha olsun, çok uyardık bugüne kadar çünkü…
Bugün “Spor yazma” günüm idi, içine ettiniz ya neyse… Yarın yazarım artık…
17 Nisan 2013
İBRAHİM PEKBAY