- Kategori
- Gündelik Yaşam
Tehlikeli Gidiş

Bu kavga, bu kan, bu kin niye? (Resim Güz Sancısı filminden)
"Yaşamakta olduğumuz olaylar, yaşayacağımız etnik çatışma felaketinin milyonda bir ölçekteki örnekleridir!
Günde 20 kişinin öldürüldüğü 12 Eylül öncesinin felaketi bile solda sıfır kalacaktır! Çünkü o zaman az çok örgütlü gruplar vuruşuyordu. Bu defa kitleler vuruşacak!
Birkaç gün içinde İstanbul Tarlabaşı’nda yaşanan olaylar, Muş’un Bulanık ilçesinde yaşanan olaylar... Önümüzdeki felaketin milyonda bir ölçeğindeki küçük örnekleridir!
Sadece “etnik husumet” yüzünden değil, “öteki”nin evine, dükkânına, bağına bahçesine el koymak için de kitleler kendi çevresindeki “ötekilere” saldıracak!
Etnik bakımdan “öteki” olduğu için veya “hain” sayıldığı için milyonlarca insan Doğu illerinden Batı illerine, Batı illerinden Doğu illerine kaçacak, kaçırtılacak!
Oluk oluk kan akacak..." böyle diyor Taha Akyol Milliyet Gazetesi 16 Aralık Çarşamba 2009 tarihli http://www.milliyet.com.tr/Yazar.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1174390&AuthorID=62&Date=16.12.2009&b=Felaketin milyonda biri&a=Taha Akyol&ver=32 linkinde yayınlanan yazısında.
Taha Akyol'un yazısı bana "Güz Sancısı" filminde anlatılan 6–7 Eylül olaylarını anımsattı. Gettolaşan Kürt Mahalleleri şehirlerin varoşlarını oluşturuyor neredeyse. Milyonlarca insanın göçünü düşünebiliyor musunuz? Doğudan batıya; batıdan doğuya. Beğensek de beğenmesek de, doğrusuyla yanlışıyla demokratik açılımların sonucunda güzel yurdumuzu bekleyen son böyle olmamalı. Bu açılımı istemeyen; silah, eroin ve kan kokusundan oluşan pastadan pay alan çıkar çevrelerinin oyununa gelmemeliyiz. Salihlimizde bile küçük yaşta çocuklar araba tekeri yakmak için Molotof kokteylleriyle yol kenarına gönderiliyorsa çok dikkat etmemiz gerekmekte. http://www.sektorgazetesi.com/video/index.php?video=9 Bu oyun bozulamaz mı? Elbette bozulur: — Sağduyu. — Siyasilerin ağızlarından çıkanları kulaklarının da duyması. — “Bu güzel yurdu, birlikte yaşanabilir hale getiririz, çünkü burası bizim vatanımız” düşüncesinin geliştirilmesi. — Karşımızdakine "öteki" gözüyle bakmamak. ( "Biz" demek çok zor olmasa gerek.) —Ulusalcı söylemlerden ve davranışlardan işte bu dönemde olabildiğince uzak durulması. (Şehrin girişlerine en büyük bayrağı dikerek sorunun çözümünü beklemek hayalcilikten öte ne olabilir?) —Elbette hukukun üstünlüğü. (Burada hukukçularımıza çok büyük sorumluluklar düşmekte. Yerel yöneticileriyle, hâkimiyle, savcısıyla, avukatıyla, polisiyle...) Kolay değil yaşanan bunca acıdan sonra bunları gerçekleştirebilmek.
Yurdumuzu seviyorsak, daha çok acılar yaşamak istemiyorsak, bu oyunu bozmak istiyorsak "ama"lı düşüncelerden, önyargılarımızdan vaz geçmemiz gerekiyor.