- Kategori
- Eğitim
Tek sorunumuz yarım bırakılan Mustafa Kemal Atatürk aydınlanmasıdır

Eğitimde OECD Ülkeleri arasında, bir basamak gerileyerek, 57. sıraya ulaştığımızın müjdesini okuduk gazetelerde!!! Gözümüz aydın!!!
Ekonomik büyüklük olarak ilk 10’a yaklaştığını iddia eden ülkemizi, eğitimdeki bu durum ile beraber değerlendirirsek, gelinen noktanın, Özalizm’in, tarikatların ve 100 yıllık bir proje olan BOP’un (tabiî ki Mustafa Kemal Atatürk dönemindeki zorunlu aralarını bir kenara yazıyoruz) ülkeyi ulaştırdığı nokta olduğunu kolaylıkla görürüz.
Yani, aynen Arap ülkeleri gibi eğitimsiziz ama ekonomimiz büyüyor… Zavallı halk yığınlarını gütmek için ne kadar da uygun bir ortam değil mi?
Amaç da zaten bu değil miydi? Büyüyen bir pazar olmamızla gurur duydurulması… Gereksiz bir sürü kafa karıştırıcı projelerle Türk insanının asıl sorunlarının üzerinin örtülmesi…
Türk insanının asıl sorununun eğitim ve aydınlanma eksikliği olduğu unutturularak, üzerleri örtülerek gereksiz bir sürü ufak ayrıntıyla boğuşturulması ve sonrasında da kocaman bir pazar haline gelmesi…
Zaten eğitilmemiş ve aydınlanmaları da eksik olduğundan, batılı ülkelerin kendi ülkelerinde dahi sahip olmadıkları tüketim hastalığını da kolaylıkla yerleştirebileceklerdi bu zavallı insanların hayatlarına…
O nedenle zaten, batılı ülkeler kredi verirken ya da kredi kartı limitlerini belirlerken makul seviyeleri hedef alırlarken, ülkemizde bu limitler, sıcak paradan kazanç sağlayan ve bankaların %60’ına, İstanbul Borsasının %70’ine sahip olan dış sermayeye daha yardımcı olacak seviyelere çıkarılır…
Hâlâ görmez misiniz, Türkiye’nin asıl sorununun Türkiye’ye çağ atlatacağını söyleyen Özal’ın aracılığıyla ülkede zirve yapan eğitimsizleştirme, Mustafa Kemal Atatürk aydınlığını yarıda kesme takıntısı olduğunu? Bu rakamlar da mı yetmiyor yoksa size?
Benzer sorun Almanya’daki Türk öğrenciler arasında da yaygın, yani, yıllardır Avrupa’nın göbeğinde yaşayan ve beslenme şartları Anadolu’da yaşayan Türklerden kat be kat iyi olduğu halde…
Oradaki öğrenciler de öğrenme zorluğu çekerlermiş, ben oradayken yayınlanan bir rapora göre…
Önceleri kızmıştım bu rapora, Türkleri geri zekâlı göstermeye çalışıyorlar düşüncesiyle…
Sonradan ise Türklerin geri zekâlı olmadıklarını canı gönülden kabul etmekle beraber, sorunun orada ve Türkiye’de yaşayan insanlarımızın aile yapılarından, dinin onların beyinleri ve akılları üzerindeki gücünden kaynaklanan aydınlanma eksikliği olduğuna karar verdim…
Evet, sevgili dostlar, asıl sorun ne yazık ki batılıların gelişmişliğinin sırlarını çözerek, önce özgürleşme, sonra da aydınlanma mücadelesi veren Mustafa Kemal Atatürk’ün aydınlanma hareketine karşı yıllardır yürütülen kampanyalar…
Öyle olmasaydı eğer, ülkeye çağ atlatacağını söyleyen ve bugünkü iktidarın da yol gösterici feneri olan Özal, eğitimi bu kadar dışlayıp, sistemi allak-bullak eder miydi?
Özal döneminin ortaya çıkardığı en büyük aydın!!! olan Orhan Pamuk dahi “AB’yi sırf ekonomik nedenlerden dolayı istiyorum” diye demeçler veriyorsa, kimse bana Türk insanının zekasından şüphe etmemi beklemesin…
Sevgili dostlar, bunun lamı-cimi yok; bu ülkenin kurtuluşu ister kabul edin, ister etmeyin Mustafa Kemal Atatürk’ün doğrularını tam olarak uygulamakta…
Hayatta hep şunu gördüm ben, dar muhafazakâr aile yapısından ya da çevreden çıkan ve kendisini kurtarabilen her insan aklını çok rahatlıkla kullanabilmekte, doğrulara daha kolay ulaşabilmekte ve başkalarının başarılarıyla övünmeyi bırakmakta ve onlar tarafından kolaylıkla kullanılma riskini ortadan kaldırmaktadır…
Bunu da sağlayacak olan tek şey, bu toplumda yer alan Özalizm kalıntılarının dibini kazımak ve onların altına sokulan Mustafa Kemal Atatürk doğrularını açığa çıkarmaktır… Bundan gerisi boş bir çaba ve züğürt tesellisidir…