- Kategori
- Aşk - Evlilik
Temalı Boşanma Organizasyonu: geleceğin mesleği

ellen.warnerbros.com
Bir dergi aldım geçenlerde... boş boş bakarken bir sayfa açılıvermesin mi karşıma!!
”Düğün Mevsimi” ne girmişiz meğerse...
Sünnet mevsimi vardı eskiden, hani “okullar açılmadan ya da kapanır kapanmaz” gibi de bir tarihi vardı...
Başlık o ki, Mayıs ve Eylül arası düğünler tercih edilir olmuş. Herkesler, bütün hanım kızlarımız “yaz gelini” olabilme stresindeymiş.
Bu hezeyanla da İstanbul’ un ne kadar yıldızlı oteli, havuzlu bahçesi, kırsal alanı varsa hepsi şimdiden tarihlenmiş. Misal, bir "yıldırım nikahı "yapalım desen hiç şansın yok.
Bu alertle başlayan yazı 20 sayfa falan sürüyor. Kusursuz olması için neler olması lazımmış, gelinlik seçerken şuna buna dikkat, efendime söyleyeyim pastan, bilmem neyin. Hadi bunlar faydalı bilgi gibi birşey olsun, ama bir konu başlığı var ki, ardından Ajda Pekkan’ ın “Ya Sonra”sını söyletecek cinsten...
Düğün organizatörü (!!!) üç- beş “eskiden ev kadınıydım, canım sıkıldı kocam bana bu işi açtı” kadını da şahane fikirlerini ve dahi laboratuar testleri sonucu onaylattıkları bilimsel tespitlerini, kendilerini çalışma masalarında!!!fotoğraflattırarak dillere getirmişler....
Demişler ki: Artıkın konsept ( concept) düğünler revaçta. Yok öyle gelin, damat, ilk dans, arkadan el öp, sonra pasta kes, üstüne göbek at, bu arada burma bilezik taksınlar geline modası geçeli çok oldu. Çok oldu da, daha bir basınç odasında ortama alışamamışken biz, birden “masalsı”, konseptimsi” düğünler organizatörler eşliğinde organize olmaya başlandı.
Konsept denilen hadiseyi daha da mıncıklamak istemiş olacak ki röportajı yapan kızımız;
” Nası yaaani mesela neler konseptler, siz nasııı bir konsept düğün yapmak istersiniz müşterinize?” gibi ego patlatıcı sorular yöneltmiş.
Gelen cevaplardan ikisi çok şahane. Bir tanesi “çölde vaha “ konseptli düğün yapmak istiyormuş en çok, diğeri de “Peter Pan”lar, uçuşan melekler konseptli düğün !!! Hatta konuklar bile buna uygun giyineceklermiş....
-Bir daha konsept yazarsam ne olayım; bir yazının içinde en fazla ne kadar geçebilir ki bu sevimsiz ve de hiç bir Türkçe karşılığı olmayan kelime...
İnsanlar, üç yaşında uykuya dalarken dinledikleri masalları “düğün alayı” haline getirebilmeyi “ yaratıcılık” sayıp döktürüyorlar gibi sanki. Hayır bunu akıl edebilmek için Nişantaşı’nda ya da Bebek’ te bir ofis tutup binlerce dolar kira vermeye ve bu dairenin bir odasını otrişlerle, şamdanlarla, tüllerle, aynalı masalarla ve de absürd olacağım diye –atıyorum- tahta mandallarla doldurmaya gerek var mı?
Bütün organizatörler “ama biz çok farklıyız”diyor yazıda. Siz farklısınz da 30 tane masal var zaten topu topu.
İleride (tabi hala evli kalmışlarsa) bu organizatörlere düğün yaptıran kadıncıklarımızın muhabbeti çok hoş olur sanırım.
- Ben Lora İngıls’tım düğünümde ya sen???
- Ay biz çok şeker bir çifttik sorma, Rüknettin Tom olmuştu, (iki tane T var ya isminde oradan aklımıza gelmişti, süper di mi?) ben de Jerry... Konsept gereği ( ben demedim, kız söyledi) beni bütün gece süpürgeyle dövdü...hoş hala dövüyor ya !!!!!
Aslında AKM de sergilenen opera ve balelerin, Mesela Saraydan Kız Kaçırma, Carmina Burana gibi, fuayelerine açık büfe attırıp, 15 dakikalık arada da nikah memurunu sahneye davet edip nikah kıydırıp çok da ucuz yollu halledilebilir bu işler. Al sana kons.....( bak yazmıyorum)....
Daha neler neler... Bilirkişi raporlarında daha neler var....
Bir düğünde olmazsa olmaz neymiş ?
Cevap:Müzik.
Başka başka?
Cevap: Konuklar.
E daha başka?
Cevap: Birbirini seven gelinle damat !
Bu sorular ve cevaplar “ciddi”!!!!
İstanbul’ un organizasyon firmalarının ortak görüşleri; bizlerle paylaştıkları...
Geçenlerde Mardin' de ”Vahşi Batı” temalı bir düğüne şahit olduk. Mizansen gereği 40 küsur kişi öldü. Peter Pan’lar uçuşmadı havada ama melekler vardı kanımca. Buradaki düğünün olmazsa olmazı “birbirini seven gelinle damat”tı. İşte olsa da olmuyor demek ki.
Şimdi Ajda girer ortama ve sorar “ Ya sonra?” ...
Sonrası, halanın kızının anaokulundan sınıf arkadaşını da dahil edip 1500 kişi yaptığın konuk listene, dilimi 18 TL. den düğün pastası ikram ederek, Mezopotamya’ dan şamdanlar, Yeni Gine’ den orjinal kabile reisi boncukları getirterek yaptığın düğün iki yıl sonra trilyonluk tazminat davaları eşiliğinde boşanmayla sonuçlanır...ve Kahramanlarımız -Tom ve Jerry olsun, Hansel le Gretel olsun, Dede Korkutla Tepegöz olsun- başka başka kahramanlarla “yeni bir aşka yelken açarlar”...
Ve böylelikle genetik problemli ilişkiler son hızla çoğalır....
Aslında "bize ne" değil mi bunlardan ? doğru bize ne....
Yakında bir aklı evvel çıkıp da “Temalı Boşanma Organizatörü” yüm deyip yeni bir akım başlatabilir.
Mesela “Temel İçgüdü” temalı, kadının kocasını buz kıracağı ile öldürüp mirasına konma senaryosu ; ya da “ Kara Dul” olabilir ; olmadı “Töre Cinayeti “ stili.... hem trendy de bu aralar... Havada kurşunlar uçuşur....!!!!
Neyse Allah bu La Fontaine lere kolaylık versin, malum “düğün mevsimi”. Koştura koştura otriş asılacak Sarayların trabzanlarına...!!! E daha bunun önümüzdeki senesi var; düğününü yaptıkları kızlarımızın bebekleri olacak, onların “ *baby shower” ları var....!!!
Organizatörler bildiğimiz çöp şişlerin ucuna kurabiye takıp tanesini 20 liradan satacaklaaaar, patik şeklinde karpuzlar, çocuk bezi şeklinde pastalar tasarlayıp konukların beğenisine sunacaklar.... her bir şeyi ilk onlar düşünecekler
Bu arada farkındaysanız konsepte tema demeye başladım bir kaçtır.... Ki o da Türkçe değil....
* Bebeğin doğmasına yakın bir tarihte, tercihen üniversiteden kız arkadaşlarının sözüm ona sürpriz düzenledikleri “Hoşgeleceksin Dünyamıza” partisi tadında bir şeyin New York cası.