- Kategori
- Felsefe
Tesadüf
Bir kaç yıl kadar önce karıştırdığım bir dergide gözüm, duru yüzlü güzel bir kızın gülümsemesine takıldı tesadüfen. Bu gülümsemeyi yıllar sonra bile bu kadar net hatırlamamın nedeni fotoğrafın altındaki makalede gizliydi. Bu kız güzelliğinin yanında son derece nazik, düşünceli, zeki ve başarılı bir editördü ve evlenme planları yaptığı harika bir erkek arkadaşı vardı. Tüm bunlar yetmezmiş gibi altı figürlü maaşından bahsediliyordu. Görünürde herkesin sahip olmayı dileyeceği şeylere sahipti ama yakalandığı göğüs kanseri ile mücadelesi ve malesef yenilgisi ile ilgiliydi onun hikayesi.
Onun gülümsemesine takılmış ve hikayesini sanki benimmiş gibi sahiplenmiştim ve ölümüne o kadar üzülmüş ve sinirlenmiştim ki, neden herşey harika giderken o ölmek zorundaydı, neden bu illet hayatının o en mutlu anlarında onu bulmak zorundaydı! Hayatında sahip olduğu dünyevi şeyler birçok kişinin uğrunda çabaladığı şeyler o’na NEDEN bu kadar cömertce verilmişti? Bu diyardan erken gideceksin o yüzden bu da sana teselli hediyemiz mi diyorlardı, bu ne biçim bir şaka diye soru ve sinir yumakları içinde bıraktı beni o duru yüzlü harika gülümsemeli güzel kızın ölümü...
İlk defa duyuyor yada okuyor değildim bu tür bir hikayeyi ama demek ki ilk defa o gün tüm hücrelerimle okumuş ve her hücremde hissetmiştim o herkesin bildiği ama bahsetmekten hoşlanmadığı adı ölüm olan gerçeği. İsminin ilgimi çekmesi sonucu aldığım ama birtürlü fırsat bulupda okuyamadığım kitaplığımın rafında tozlanmaya yüz tutmuş ‘ölümün ötesi’ isimli kitap geldi tesadüfen aklıma... Bu kitabı ertesi akşam bitirmiş ve ölümle ilgili o kadar çok sorumu cevaplamış ve bakış açım o kadar genişlemişti ki, dünkü iki gözü çeşme ama niye o ölmek zorundaydı diye ağlayan benle kitabı bitiren ben bir daha aynı kişi olmadılar.
Kaçımız açılan fırsat pencerelerini, dikkatimizi çekmeye çalışan ayrıntıları tesadüf diye geçiştiriyor ve biricik bize gelen özel mesajları dikkate alıyoruz. Eğer o gün o gülümseme ilgimi çekmeseydi bugün bu farkındalıkla bu satırları yazabilecek miydim diye düşünürüm bazen. Benim uyanışımda editörün hikayesi sadece bir fırsat penceresiydi, o gün onu okumayı seçmemişde olabilirdim, aynı dergiyi alıpda o editörden haberi olmayan yüzlerce kişide olmuş olabilir. Biz hazır olana kadar böyle ufak tesadüfler zinciri gibi gözüken birçok uyanış fırsat penceresi hayatımızda farkındalık getirmek için seslerini duyurmaya çalışacaklar, ta ki biz onları duymayı ve görmeyi seçene kadar. Siz hangisisiniz, bilgisayarınıza bu aniden açılan fırsat pencerelerini açmadan kapatma talimatı mı verdiniz yoksa...