- Kategori
- Voleybol
Teşekkürler...

Ani bir gelişme olmaz ise bu sezon adına son yazımda sezon içerisinde yürüttüğüm tahminler ve sonuçlarını değerlendirmek ve haberdar olamayanlarla paylaşmak adına bir yazı yazmak istedim. Umarım bu yazımı kendimi büyük görmek ya da ismi geçen şahısları küçük görmek olarak algılamazsınız. Voleybola hizmet edip, bir yararım olduysa ne mutlu bana.
Sezon içerisinde değinmek istediğim ilk konu adımı camiada beni tanımayanların bile duymasını sağlayan, Eczacıbaşı – Fenerbahçe voleybol ligi ikinci maçından önce, Mef Okulları – Fenerbahçe maçında ilk kez görüşüp tanıştığım ve elimden tutup bana her zaman destek olan Kamil ÇALPALA’nın bu maçta bana yönelttiği, “Eczacıbaşı – Fenerbahçe maçı sence ne olur?” sorusuna verdiğim cevap ve akabinde olacaklarla ilgili. Soruya “ Çiğdem Can Rasna oynamazsa kazanırız. “ yanıtı verdim. Konuyla ilgili yüzümü kara çıkartmayanlara teşekkürlerimi sunarken 3 – 0 kazanmamız sanırım verdiğim net cevabın haklılığını gözler önüne serdi. Çok tepki gördüm, çok zor günler geçirdim. Novarro maçı gelip çatana kadar da bu tepkiler dinmedi. Ama o gün herkes benle aynı fikirdeydi. Hatta Eczacı maçındaki yorumumu desteklemeyip bana karşı olanlar, o gün arayıp haklılığımı dile getirip kusura bakma dediler. Teşekkürler…
İkinci olay Oksana konusuna nokta koymak olacak. Sezon başından beri çok eleştirdim. Ama eleştirilerim hep günü birlik ve maçlar bazında oldu. İnsanların anlamak istemediği buydu. Eleştirilerimden sonra hep şu lafı duydum. “Oksana dünyanın en iyi 5 pasörü arasında, sen Oksana’nın kariyerini biliyor musun? “, insanlar her ne kadar anlamak istemeseler de hep şu yanıtı verdim. “ Ben kariyerini değil, sahada oynadığı oyunu eleştiriyorum. “ Günü geldi tebrik ettiğimde oldu. Ama eleştirdiğimde tepki gösterenler, telefonlarımı susturmayanlar, üstüme yürüyüp kupaları cevap olarak bana armağan edenler, arayıp teşekkürler demediler. Ama ben onlara teşekkürü bir borç biliyorum. Çünkü savundukları, benim eleştirilerimi haksız buldukları, yere göğe sığdıramayıp dünyanın en iyi 5 pasörü arasına soktukları, sevgili Oksana PARKHOMENKO’yu sezon sonunda takımdan göndererek benim söylediklerimin haklılığını gözler önüne serdiler. Teşekkürler…
Üçüncü olay ise Galatasaray – Vakıfbank çeyrek final sersinin ilk maçından sonra yazdığım yazının sonunda, Galatasaray 3 – 2 hakemlerin yoğun çabasıyla kaybedilmiş bir zafer almıştır. Ancak kazanılacak zaferler yakında ve bu Galatasaray, Vakıfbank’ı eleyecek diye bir yorumum oldu. Gelen telefonlarda yazıma gülmeyenler mi dersiniz, hadi canım ya daha neler diyenler mi dersiniz… Hatta yapılan yorumlarda şunları görmek mümkün. “ Senin voleybol kariyerin ne? “ “ Kaç yıldır voleybol takip ediyorsun? “ “ Sen ne biliyorsun ki? “ v.s. yorumlar oldu. Voleybol kariyerim yok, 2 sezondur haftada en az 2 maça gidiyorum, ben voleybolu teknik açıdan voleybol altyapılı insanlara göre daha az bilmiyorum. Bu konularda haklısınız. Ama ben çok iyi bir voleybol takipçisiyim ve dürüstçe gördüğünü yazabilecek, yada söyleyebilecek birisiyim. Seriden sonra arayıp sezon başından beri herkesin gizlediği gerçeklere mumu yaklaştırıp aydınlattığım için tebrik edenlere… Teşekkürler…
Pasörün uzun boylusu makbuldür, pas atmasa da blok tutar diyenleri gördük. Orta oyuncudur manşet almasa da olur diyenleri gördük. Vakıf silahları çok kuvvetli ezer geçer diyenleri gördük. Yorumlarıma, görüşlerime saygı göstermeyenleri gördük. Aslında o eleştirileri tepki alacağımı bildiğim halde yazdım. Tebrikleri de teşekkür almayacağımı bildiğim halde yazdım. Ama sezon sonunda bir şey beni mutlu etti. Yapılan transferler, gönderilen oyuncular, takımların gösterdiği performanslar, yaşanan tarihi başarılar. Tek bir şeyi öğretti. 50 yıldır voleybolun içinde olup gördüklerini saklamakla olmuyor, 2 yıldır voleybolun içinde olup dürüstçe yazmakla oluyor. Beni haklı çıkaran, üzerimde emeği olan herkese… Teşekkürler…
Saygılarımla…
Metin Timur TÜFEKÇİLER
tanisyarielf@gmail.com
Evladıma miras bu sevda…!
Sezon içerisinde değinmek istediğim ilk konu adımı camiada beni tanımayanların bile duymasını sağlayan, Eczacıbaşı – Fenerbahçe voleybol ligi ikinci maçından önce, Mef Okulları – Fenerbahçe maçında ilk kez görüşüp tanıştığım ve elimden tutup bana her zaman destek olan Kamil ÇALPALA’nın bu maçta bana yönelttiği, “Eczacıbaşı – Fenerbahçe maçı sence ne olur?” sorusuna verdiğim cevap ve akabinde olacaklarla ilgili. Soruya “ Çiğdem Can Rasna oynamazsa kazanırız. “ yanıtı verdim. Konuyla ilgili yüzümü kara çıkartmayanlara teşekkürlerimi sunarken 3 – 0 kazanmamız sanırım verdiğim net cevabın haklılığını gözler önüne serdi. Çok tepki gördüm, çok zor günler geçirdim. Novarro maçı gelip çatana kadar da bu tepkiler dinmedi. Ama o gün herkes benle aynı fikirdeydi. Hatta Eczacı maçındaki yorumumu desteklemeyip bana karşı olanlar, o gün arayıp haklılığımı dile getirip kusura bakma dediler. Teşekkürler…
İkinci olay Oksana konusuna nokta koymak olacak. Sezon başından beri çok eleştirdim. Ama eleştirilerim hep günü birlik ve maçlar bazında oldu. İnsanların anlamak istemediği buydu. Eleştirilerimden sonra hep şu lafı duydum. “Oksana dünyanın en iyi 5 pasörü arasında, sen Oksana’nın kariyerini biliyor musun? “, insanlar her ne kadar anlamak istemeseler de hep şu yanıtı verdim. “ Ben kariyerini değil, sahada oynadığı oyunu eleştiriyorum. “ Günü geldi tebrik ettiğimde oldu. Ama eleştirdiğimde tepki gösterenler, telefonlarımı susturmayanlar, üstüme yürüyüp kupaları cevap olarak bana armağan edenler, arayıp teşekkürler demediler. Ama ben onlara teşekkürü bir borç biliyorum. Çünkü savundukları, benim eleştirilerimi haksız buldukları, yere göğe sığdıramayıp dünyanın en iyi 5 pasörü arasına soktukları, sevgili Oksana PARKHOMENKO’yu sezon sonunda takımdan göndererek benim söylediklerimin haklılığını gözler önüne serdiler. Teşekkürler…
Üçüncü olay ise Galatasaray – Vakıfbank çeyrek final sersinin ilk maçından sonra yazdığım yazının sonunda, Galatasaray 3 – 2 hakemlerin yoğun çabasıyla kaybedilmiş bir zafer almıştır. Ancak kazanılacak zaferler yakında ve bu Galatasaray, Vakıfbank’ı eleyecek diye bir yorumum oldu. Gelen telefonlarda yazıma gülmeyenler mi dersiniz, hadi canım ya daha neler diyenler mi dersiniz… Hatta yapılan yorumlarda şunları görmek mümkün. “ Senin voleybol kariyerin ne? “ “ Kaç yıldır voleybol takip ediyorsun? “ “ Sen ne biliyorsun ki? “ v.s. yorumlar oldu. Voleybol kariyerim yok, 2 sezondur haftada en az 2 maça gidiyorum, ben voleybolu teknik açıdan voleybol altyapılı insanlara göre daha az bilmiyorum. Bu konularda haklısınız. Ama ben çok iyi bir voleybol takipçisiyim ve dürüstçe gördüğünü yazabilecek, yada söyleyebilecek birisiyim. Seriden sonra arayıp sezon başından beri herkesin gizlediği gerçeklere mumu yaklaştırıp aydınlattığım için tebrik edenlere… Teşekkürler…
Pasörün uzun boylusu makbuldür, pas atmasa da blok tutar diyenleri gördük. Orta oyuncudur manşet almasa da olur diyenleri gördük. Vakıf silahları çok kuvvetli ezer geçer diyenleri gördük. Yorumlarıma, görüşlerime saygı göstermeyenleri gördük. Aslında o eleştirileri tepki alacağımı bildiğim halde yazdım. Tebrikleri de teşekkür almayacağımı bildiğim halde yazdım. Ama sezon sonunda bir şey beni mutlu etti. Yapılan transferler, gönderilen oyuncular, takımların gösterdiği performanslar, yaşanan tarihi başarılar. Tek bir şeyi öğretti. 50 yıldır voleybolun içinde olup gördüklerini saklamakla olmuyor, 2 yıldır voleybolun içinde olup dürüstçe yazmakla oluyor. Beni haklı çıkaran, üzerimde emeği olan herkese… Teşekkürler…
Saygılarımla…
Metin Timur TÜFEKÇİLER
tanisyarielf@gmail.com
Evladıma miras bu sevda…!