- Kategori
- Kültür - Sanat
Thomas Ott'un fantastik ve tekinsiz dünyası: grafik sanatlardan ve çizgi romandan çok daha fazlası

İsviçreli çok yönlü sanatçı Thomas Ott, en çok da 'scratch art' denen çok zor bir teknikle yaptığı desenleriyle tanınmakta.
Grafik sanatlar, resim ve çizgi romanın yanı sıra, edebiyatın gerilim, korku ve fantastik kurmaca alanlarına da meraklıysanız, size iyi, hatta, iyinin de ötesinde, harikulâde bir haberim var.
Kısa bir süre önce Türkiye çizgi roman piyasasına giren ve bağımsız, öncü, avangard, undergroud, ‘butik’ kavramlarının içini hakkıyla doldurmak için adeta yeminliymişçesine yayıncılık yapan Flaneur Comics şimdi de Thomas Ott’un üç kitabını birden meraklısıyla buluşturdu.
Bunlara değinmeden önce, Flaneur Comics’in, yukarıda kimi baskın karakterlerine değindiğim yayın çizgisiyle, bunun şekillendirdiği yayın skalası hakkındaki görselli, informatif ve de neşeli bazı internet adreslerini paylaşıyorum:
http://pelerinli.com/tag/flaneur/
http://frpnet.net/frpnet-edebiyat/flaneur-comics-ten-erteleyis
http://www.futuristika.org/flaneur-comics-sunar-cash-bir-efsane-ve-gibrat/
Paylaştığım linkler, Flaneur Comics hakkında bilgisi olmayan okurun, konuya dair azımsanmayacak bilgi ve kanaat sahibi olmasını sağlayacaktır.
Neredeyse tamamen tercüme temelli bir sektör olan Türkiye çizgi roman endüstrisi; süper kahramanlar (ABD), Frankofon (Fransız ve Belçika), manga (Japon) ve fumetti (İtalyan) janrlarından yaptığı tercümelerde çok ‘sağlamcı’ davranmakta, bunu da, küresel anlamda satış başarısı elde etmiş çizgi romanları yayın skalalarına ekleyerek gerçekleştirmektedirler. Nispeten köklü ve finansal olarak da görece iyi durumdaki çizgi roman yayıncılarının, Türkiye Toplumsal Formasyonundaki çizgi roman meraklılarıyla kurduğu ilişki işte böyle bir şeydir.
Küçücük çizgi roman pazarımızın tirajdan başka bir şeyi gözetmeyen bahse konu ‘büyük’ aktörlerinin eleştiriye konu ettiğim tercihi, sektörün, yukarıda bahsettiğim dünyanın en önemli ve trend koyucu mahiyetteki çizgi roman havzalarının ana akım zihniyetlerine teslim olmasına; yanı sıra da, yerli üretimin önünü kesen zihni bariyerlerin ortaya çıkmasının teşvik edilmesine yol açmaktadır.
Flaneur Comics, son 20 yılda çizgi roman yayıncılığına girmiş olan (bunların bazıları kapanmış, ya da çizgi roman alanını terk etmişlerdir) Remzi, İnkılâp, İthaki, Oğlak, Lâl, Altın Kitaplar, Milliyet, Yapı Kredi, NTV, Arka Bahçe, Gerekli Şeyler, Çizgi Düşler, Büyülü Çizgi Roman, Marmara Çizgi, Hoz, 1001 Kitap, Akılçelen, Doğan Kitap, Aksoy, Karacan, Rodeo, Parantez gibi yayınevlerinin aksine olarak; Türkiye’deki hakim piyasa ilişkilerinin nabzına göre şerbet vermemekte, ‘ortalama çizgi roman okuru’nun beğenilerine teslim olmamaktadır. Bir diğer deyişle Flaneur Comics, hakim küresel rüzgârlara tabî olan bir yayın politikası izlememektedir.
Burada bir parantez açarak, yukarıda zikrettiğim bütün yayın evlerinin aynı çuvala sokulamayacağını, aynı başlık altında değerlendirilemeyeceğini belirtmek durumundayım. Yukarıda vurgu yapılan yayıncıların bazıları, özellikle de Arka Bahçe, Gerekli Şeyler, Çizgi Düşler, Marmara Çizgi ve Büyülü Çizgi Roman müesseseleri; her ne kadar sektörün satış şansı yüksek olan uluslar arası markalarını basmayı esas almalarıyla yukarıdaki eleştiriye muhatap olmayı hak etmiş olsalar da; bunların kurucu felsefeleri ve verili performansları, onlara açılmış olan bu parantezi zaruri ve meşru kılmaktadır.
Bağımsız çizgi roman yayıncısı diye vasıflandırabileceğimiz finansal güçleri mütevazi, ancak, çizgi romana adadıkları ruhları ve benlikleri koskocaman olan bu yayıncılara, çizgi roman işini salt kâr amacıyla yapan yüksek finans gücüne sahip diğer yayıncılardan farklı olarak, işlerine gerçekten gönül veren, adeta bastıkları eserlerle nefes alan iflah olmaz bu çizgi roman fanatiklerine kuvvetlice vurgu yapmanın, olabildiğince nesnel ölçütler içerisinde analiz yapabilmeyi gözeten bir çizgi roman analizinin hem ‘sine qua non’u, ve hem, kendisi de bir çizgi roman tutkunu olan bu satırların yazarının mezkûr yayıncılara olan vefa borcunun vazgeçilemez bir gereği olduğuna inanıyorum.
Flanuer Comics, yukarıda şükranla yad ettiğim bağımsız çizgi romancılar dairesinin hem bir bileşeni, hem de, aşağıda altını çizeceğim hususlar yüzünden, onlarla paylaştığı popüler kültür uzayının farklı koordinatlarında pozisyon almış ‘ayrıksı’ (butik) bir komponentidir.
Flaneur Comics’i diğer bağımsız yayıncılardan ayıran nedenleri, onun, ABD ve Avrupa’nın bağımsız, felsefi, muhalif ve de ‘yer altı’ndan konuşan senarist ve grafik sanatçılarının sıra dışı eserlerinden oluşan bir yayın entervalini inşa etmeye soyunmasında aramak icap eder. Flaneur Comics’in kurucusu ve sahibi olan Servet İnandı’nın görüşleri, aslında, bahse konu yayınevini güdüleyen mantalite ve ruh halini bütün açıklığıyla koymaktadır ortaya.
Ne demeye çalıştığımın muhtasar ifadesini barındıran, meseleye ‘damardan’ girmek isteyenlere ‘ilaç gibi gelecek’ gerekli malûmatı barındırması bakımından da ‘ağyarını mani, efradını camî’ deyişini doğrulayan 2 enteresan linki paylaşıyorum:
http://frpnet.net/kultur-sanat/mekanlar/hobi-dukkanlari/248-flaneur-hobi-dukkani
http://www.tersninja.com/flaneur-comicsin-sahibi-servet-inandi-ezber-bozmaya-niyetlendik
Evet, Flaneur Comics ve onun gerisindeki kurmaylık işte böyle bir şey.
Gelelim bu yazının yazılma nedeni olan Thomas Ott’a ve ‘dilimize kazandırılan’ eserlerine. Dilimize kazandırılmayı tırnak içinde verişim, Ott’un Flaneur Comics tarafından yayınlanan her üç kitabının da sadece desenlerden oluşuyor olması. Anlayacağınız, Thomas Ott’un bahse konu kitaplarını, onlar dilimize ‘çevrilmemiş’ olsalardı bile, yabancı dil bilmeyen çizgi roman meraklıları da rahatlıkla ‘okuyabilirler’di.
Gelelim eserlerin yaratıcısına….
İsviçreli olan Thomas Ott’un yapıp ettiklerine şöyle kabataslak ve kuş bakışı baktığınızda bile, onun adeta ‘on parmağında on marifet’ deyimini doğrulamak için dünyaya geldiğine hükmetmeniz mümkündür. Zirâ o; bestekâr, söz yazarı, aranjör, solist, enstrüman icracısı, tiyatrocu, sinemacı, ressam, yazar, grafik sanatçısı, kitap illüstratörü, afişçi, reklâmcı, çizgi romancı olarak ortaya serdiği eserleriyle, bir nevi hezarfen (binfenli) performansı sergilemektedir uzun süredir.
Çok sayıda alanda sıra dışı kalitede ve nitelikte eserler vermeyi başarmış böylesine ‘multipotential’ bir sanatçının, bana göre, eleştirilecek en önemli yanıysa, onun, bir ‘yer altı sanatçısı’ olmasının zorunlu bir sonucu olarak, edindiği bazı zararlı alışkanlıklar yüzünden, kendisine (ve belki de yaratma potansiyeline) sistematik olarak zarar vermesidir.
Değiştirmeye muktedir olduklarımızı değiştirecek kudret, değiştirmeye ehil olmadıklarımızı ise kabullenecek basiret sahibi olmak‘ şeklindeki arifane ilke gereği, müdahil olamayacağımız bu olumsuzluğu ‘bu kadarcık kusur kadı kızında da bulunur!’ diyerek sineye çektikten sonra, Thomas Ott’un ülkemizde basılan eserlerinin ayırt edici bir grafik vasfına işaret ederek devam edelim.
Thomas Ott’un her üç eseri de değişik bir grafik teknikle, ‘scratch art’ denen, siyah zeminlerin (bistüri vb) özel aparatlarla kazınması yoluyla yapılmış desenlerden oluşmaktadır. Bahse konu grafik tarzın küresel ölçekteki en önemli icracılarından olan Thomas Ott’un eserleri, az sayıda sanatçı tarafından tercih edilen bu çok zahmetli stilin en seçkin örnekleri arasında kendilerine yer bulmayı başarmıştır.
Flaneur Comics’in kitaplarını çok özenli bir anlayışla ve sınırlı sayıda piyasaya verdiğini eklemeden geçemeyeceğim. Orijinalleriyle birebir aynı formatta yayınlandığını söyleyebileceğimiz her üç kitap da, lüks kâğıda, özel mürekkep kullanılarak basılmış ve çok özenli ciltler içerisinde muhafaza edilerek almış kitapçı raflarındaki yerlerini.
Ah bir de, ciltleri yapan usta, kitapların sırt dikişlerinden gelen örgü ayraçları ihmal etmeymiş ne güzel olacakmış!
Bahse konu hususun çok da hayati bir eksik olmadığını teslim edip, bu da ‘nazar boncuğu’ olsun dedikten sonra, kitapların formel ve tematik kimi niteliklerinin tartışma alanına davet ettiği bazı ‘fırsat pencereleri’yle, ortaya çıkmasına neden olduğu ‘problem alanları’na işaret etmeye geldi sıra.
Kitapların sınırlı sayıda basıldığından bahsetmiştim. Her üçü de 666’lık bir tiraja sahip olan kitapların ön kapaklarının içine, o nüshanın, bahse konu 666 eserin kaçıncısı olduğunu belgeleyen sıra numarasını havi bir sertifika yapıştırılmış.
Kitaplar tükendiğinde (666 gibi mütevazi bir adetin çok kısa zamanda bitmesi şaşırtıcı olmayacaktır), yeni baskısının yapılmayacak oluşu, onların çok yakın bir zamanda koleksiyonerlerin gözdesi olacağına ve kitap müzayedelerinde, şu andaki fiyatlarının çok üstünde rakamlarla el değiştireceğine işaret etmekte.
Şimdi, sıra, kitabın imâ ve vaat ettiği anlamlar küresinin en kritik ve en muhataralı yanına dair fikir istimal etmeye geldi işte. Onlara karşı geliştirdiğim argümanların, yeterince ikna edici bulunacağını umarak devam ediyorum.
Ne her üç kitabın baskı adedinin, Batı Kültürü’nde ‘Şeytanın Sayısı’ olarak kabul edilen ‘666’ olması; ne eserlerin siyah zeminlere basılıp, siyah ciltler içinde satışa arz edilmesi; ne öykülerin çoğunlukla karamsarlık, klostrofobi, nedensiz kötülük, yüksek dozlu şiddet, derin kaygı, extrem belirsizlik, amansız korku, köklü çaresizlik ve ölüm temalarına yaslanması; ve, en önemlisi, ne de, kitapların içerdiği kısa tanıcı metinlerle, yayınevinin dağıttığı basın bültenlerinde, yazara ve eserlerine dair olarak dillendirilen kimi ifadelerin ‘aşırı yorum’u, bahse konu kitapların bazen hedenonizm ilmühaberi, zaman zaman da nihilizm manifestosu olarak ‘okunması’na neden olmamalıdır.
Hedenonizm ve nihilizm yaftalarına olan karşı çıkışımdan daha da şiddetli olan bir itirazı , bahsedilen ‘aşırı yorum’lamaların en uç ifadesi olan, ‘satanist’ etiketinin oluşturduğu olumsuzluğu izale etmek için inşa etmeye çalışacağım.
Thomas Ott’un ‘dilimize kazandırılan’ eserlerinin ‘Satanist alt metinler’ içerdiği şeklinde olan ‘aşırı yorum’un; kendi varoluşunu ve bekasını garantiye alma sorunsalını, varlık alanındaki diğer bazı unsurları demonize edecek denli ötekileştirme üzerine bina etmeye teşne bir ideolojik ve teolojik bagaja sahip olan kişi ve çevrelerce kullanılan bir retorik ve pratik olduğunu teslim etmek şarttır bana kalırsa.
Mercek altına almaya çalıştığım bu üç kitabı, müellifinin râğmına, ve illâ, kimi mihrak ve mahfillerle irtibatlandırmak istiyorsak, bunlar, Beelzebup ya da Satan’ı mürşit belleyen Aleister Crowley’in meşrebinden ve itikadından olanlar değil; Howard Phillips Lovecraft, Edgar Allan Poe, Robert Ervin Howard, Jorge Luis Borges, Stephen King, Ray Bradbury, John Ronald Reuel Tolkien, Philip Kindred Dick, Neil Gaiman, Ursula Kroeber Le Guin, Robert Dennis Crumb, William Erwin Eisner….ve de, bunlarla aynı kumaştan dokunmuş olan, aynı kimyaya sahip olan fantastik kurgu, bilim kurgu, korku ve gerilim janrlarında şaheserler yaratmış diğer edebiyat ustalar olabilir ancak.
Dolayısıyla da, yukarıdaki yazarlardan zevk alanların, Thomas Ott’un eserlerinden de çok büyük keyif alacağından adım gibi eminim.
Yazımı, Flaneur Comics’e ve sahibi Servet İnandı’ya, yaptıkları bu gerçekten sıra dışı ve öncü yayıncılık yüzünden teşekkür ederek, ve de, bir çizgi roman tutkunu olarak, yer altı edebiyatının diğer önemli uç beylerinin, meselâ Robert Dennis Crumb’la William Erwin Eisner’ın külliyatını da bir an önce yayın skalalarına katmalarını dileyerek tamamlıyorum.
Flaneur Comics’in yayınladığı Thomas Ott eserleri için:
http://cizgiromanokurlariplatformu.blogspot.com/2013/08/thomas-ott-kitaplar-flaneur-comicsden.html
Thomas Ott’un resmi internet sitesi:
…ve de, sanatçının fanlarınca hazırlanan facebook sayfası: