- Kategori
- Güncel
Tivitır- aldatma beni. İstemiyorum belki de pilav yapmak?

Bu bir şans mı, şanssızlık mı karar veremedim. Sosyal medya denen yeni arkadaşın, herkesin kendini bu kadar çok ifade edebilmesinin günün sonunda bize faydalı mı zararlı mı olduğunu bilemedim. Sosyal medya denince akla artık ilk Facebook bile değil; Twitter geliyor... Artık herkes moda editörü. Herkes köşe yazarı. Herkes fikir öncüsü. Herkes her şeyi çok biliyor... Kimbilir bazıları için bu gruba ben de dahilimdir. Kabul ediyorum, boynumu büküyorum. Haklılardır onlar da mutlaka.Ama öyle ya da böyle, bence ortada müthiş haksız bir rekabet var. Önemimizin Twitter’daki takipçi sayımızla ölçülüyor olması normal mi?
Yazıyla beraber dinlenmeli:
Bülent Ortaçgil- Çoktular ama hiç yoktular
( Ne şarkıdır. Hem de ne... Üstelik şarkı ismiyle çok fena laf soktum sosyal medya alemine, herkesi ağlattım, perişan ettim biliyorum. Ama Burak Kut'un da yıllar önce dile getirdiği gibi; benimle oynama. Heyecanlıyım, çok çılgınım bebeğim. Fazla uzatma. Ben delikanlıyım. Gözüm görmez hiçbir şeyi.)
Takipçin kadar mı önemli/popüler/elde edilesi/sözü geçen bir insansın? Bu hesaba göre, şu an en önemli insanlar Hilal Cebeci veya Murat Boz mu? Yarın başka bir pampiş / zampiş / tontiş çıkarsa da bunlar yerine o mu? Hemen ona mı verilecek bu kez gazetedeki köşe? Hemen ona mı sunulacak bir programın sunuculuğu? Emek, kalite, birikim, tecrübe, çalışkanlık... Hepsi çöpe mi? Bundan kim ne öğrenecek? Geriye ne kalacak? Bence bu hak değil. Yemin ediyorum Davos'a gelmem bi daha.
Bir kere en büyük hata şurada: Herkes bu sanal alemde kral olma meselesine aynı enerjiyi harcamıyor ki. Neden hepimizin Twitter veya sosyal medya delisi olduğu var sayılıyor? Kimisi gün boyu attığı her adımı twitlemek isterken, kimisi sadece okumayı tercih ediyor, haftada bir iki kere twit yazıyor. Bu yüzden takipçi sayısı diğerlerine göre çok daha az oluyor. Diyelim bu kişi aynı zamanda önemli bir reklam ajansında metin yazarı... Veya yayınevi sahibi... Veya dünya çapında işler yapan bir mimar... Bu durum şimdi onu twitter’da 9 bin takipçisi olan, 17 yaşındaki bir genç kızdan daha mı az etkin ve önemli yapacak? Hooopp. Akıllar başa lütfen. Fes başıma, fes başıma, püskülü ben olayım.

Misal... Bir işe gireceksiniz veya yeni bir projeye başlayacaksınız. Mutlaka sizin Twitter’daki takipçi sayınıza bakıyorlar. Mesela ben şahsen...etrafımdakilerden hep ‘tam bir Twitter insanı’ olduğumu duydum. Burada bir hesabım olmadığını duyanlar benden çığlık atarak kaçıyorlardı. Yahu diyordum evladım, ihtiyaç duymuyorum. Aaaa. Ama iş öyle bir noktaya geldi ki...direnemedim. Sanki Twitter kullanmayan biri gerçekliklerden kopuk, geri kafalı domuzun tekiydi. Ondan bir cacık olmazdı. Mecburen patlattım ben de bir hesap.
Ama çok aldatıcı geliyor buradaki popülerlikler bana. Bir insanın bir işte iyi olduğuna inanmak için takipçi sayısı, tıklanma sayısı, arkadaş sayısı, bobisi, pampişi, kuçusu, cicisi gibi verilere bakmak yalan geliyor bana. Dayanağı sağlam olmayan veriler gibi... Çok değil, daha üç sene önce bile, bir insanı dikkate alıp önemsemek için çok daha farklı sebeplerimiz vardı ve ben onlardan yanayım galiba.
Hepinize hayırlı günler dilerim kınalı kekliklerim.
