​ Tiyatro seyircisi- Arap Mabel -çiğnemelidir. / Mizah / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '11

 
Kategori
Mizah
 

Tiyatro seyircisi- Arap Mabel -çiğnemelidir.

Tiyatro seyircisi- Arap Mabel -çiğnemelidir.
 

Tiyatro hayatın aynasıdır...

Tiyatro,toplumu eğiten bir okuldur...

Ölümsüz sanatların biri de insanın kendisini oynadığı tiyatro sanatıdır...

Vs...vs...

Tiyatro dediğiniz nedir ki...Sıralanmış koltuklar üzerinde hareketsiz ,aynı noktaya bakan insanlar...

Sahne denen daracık ve metruk bir yerde dolaşan, asgari ücretli ,erkek ve dişi insanlar...

Üstelik karanlıkta oturarak ve en az 45 dakika sahnedeki oyuncuya bakmak zorunda kalmak...

Birisi aniden alkışlarsa,onun peşinden alkış yağmuru yaratmak...Özellikle ilk alkışlayan olabilmek...

Tahta-tarabadan yapılmış olduğu belli ve adına dekor denen cansız varlıkların ,size ekmek küleği gibi cansız bakmaları...

Tanrım ...Ne büyük bir azap bu...

Hele ki aynı sahnede Senfoni izleyip dinlemek...Rahmetlik dedemin emekli öncesi,Cumhurbaşkanlığında katip olduğu için kontenjandan ,bedava Senfoni dinlemelerim olurdu...Çok can sıkıcıydı...Çıkardığım sivilcelerin çoğu ,can sıkıntısından idi...

İlk kez dinlediği -izlediği senfoniden çıkan Maraşlının dediği gibi...

-Valla Maraş,Maraş olalı böyle işkence görmedi...

.........

Bir gün sahnede rol kesen baş aktör aniden bağırmıştı:

-Atımı getirin...

Sarhoş olduğu leş gibi içki kokusundan belli olan çelebi seyirci de aniden irkilerek uyanarak bağırmıştı...

-Eşek olsa olmaz mı...

Baş aktör,sarhoşa yaklaşıp şöyle haykırmıştı:

- Olur tabi ,at yoksa eşek de olur ...Buyrun o halde...

Sarhoş adam,dayanamamış cebinden çıkardığı hıyarı aktörün ayaklarının dibine atıverince.,aktör hıyarı alıp adama uzatarak:

-Kartvizitinizi düşürdünüz beyefendi...Buyrun demişti...

İşte,böylece,seyirciyle bütünleştiğini sanan tiyatro aktörleri,aynı oyunu her gece oynamalarına rağmen,adına doğaçlama dedikleri tavırlarla ,bazı rollerini, ezberlerini istedikleri gibi değiştiriveriyorlarmış.

Ne ayıp...Ezber bozan bunlar...

Günlerden bir gün ,Başvekilin kızı ,payitahtta ,bir gece,tiyatroya gitmiş...Ağzında sakız varmış...Farkedememiş...

Tadını çıkararak ,Şakır şukur sakız çiğnemeye devam etmiş...Tarihi ve seciyyeli bir oyun izlemekten başka suçu ve niyyeti yok imiş.

Yıllarca Frenk illerinde teratoralara,operiyalara gitmiş olan biricik başvekilimizin biricik kızı, ilk defa teratora izlemiyormuş tabi...

Teratoryaya,operiyaya nasıl girilir-çıkılır;oyun sırasında ne yenir,ne içilir helbette ki biliyormuş.

Oyunda dans eden bir oyuncu, bizim hanımefendünün ağzındaki sakıza takmış kafayı...

Hem oynuyormuş;hemi de göbek atar iken bir yandan da Başvekilin türbanlı kızı hanımefendiye, kaş ile,göz ile bedeni dili ile işaretler çaktırıp ağzındaki şapırdatarak çiğnediği sakızı çıkarmasını istiyor imiş...

Hatta,senaryo gereği de olsa danslı şarkılarının içinde geçen -AÇ lar-TOKlar sözlerini ,özellikle Zümeyye Ablamızın ağzının içine bakarak vurguluyormuş...

Eh...Pes vallahi...Diyerek hanımefendimiz bu hakeretlere tehammül edemeyerekten teratora salonunu terk-i Diyar eylemiş...Hemencek terketmiş binayı...

Haklı...Ben olsam...Ben de terkederdim...Hem de payitahtı bırakır, yadellere giderdim...

Ta uzaklardan gelen ve şeref veren devlet-i alimizin biricik evladına bu yapılmamalıydı...

Ayıp...

Adab-ı Muaşeret kuralları diye bi şiy var...Devlet-i Alimizin mahdumları salonu şeref yab eylemişler...Önünde diz çöküp elini öpüp başınıza koymanız gerekirkene artistlerin yaptığına bakındı hele...

Hanımefendünün suçu,başvekil kızı mı olmak...Türbanı mı dokundu size...Nazar etmeyin... Siz isteyin sizin de ipekten türbanlarınız olur ...

Hem kızımız,patlamış mısır yememiş,çekirdek,çiğdem çıtlamamış;ekmek arası dürümle girmemiş...Çiğ küfte getirmemiş...

Nihayet Arap Mabel Sakızı çiğniyormuş...Ne var bunda...Nazar etmeyin sizin de Mabeliniz olur...

Rahatsız etmeseydiniz kızımızı,ben bir kutu Arap Mabel alır gelirdim kulise...Dağıtırdım artistlere ..

Vah...Vaaahh...

Siz açıkhava sinemalarına heç gitmediniz mi...Adam arkamızda çekirdek-çiğdem yer...Kabuğun kulağınızın yanından süratle üfler...Hem de yüzlerce yapardı ,bunu ...Tık demezdik...

Hatta gazoz şişesinin içine leblebi doldurur ,içerkene şapırdataraktan leblebimizi de yer idük...

Bazıları,işi biten gazoz şişesini ayağının altında yuvarlamaya başlardı...

Takıırrt...Tukuurrtt...

Film izliyoruz güya...Gel de adamı boğma...Biraz sabreden,sonra elimizde uslu uslu duran gazoz şişesini adamın kafasına geçirivirirdük....Bir daha aynı naneyi yemeye tööööbeee iderdü...

Sen kalk Fahriye Ablamızı kıskandıracak biçimde çıtlatarak,çatlatarak,hatta ara sıra patlatarak sakız çiğneyen mübarek velinimetin olan seyirciye kaş-göz neyim yap...Vaah vaah. ne günlere kaldık...

Valla bi daa seçilirsek eğer...Muktedir olursak iktidara,Gültür Bakanımıza reca edeceğim...Teratora başlamadan önce,gıcığına, tüm seyircilere kutu kutu pense, Arap Mabel Sakızlarından hedaye ettireceğim...Bu böyle biline...

..........

İLHAM KAYNAĞI HABER: http://haber.gazetevatan.com/o-geceyi-anlatti/370446/1/Gundem

 
Toplam blog
: 1521
: 1639
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..