- Kategori
- Siyaset
TMMOB rant projelerine karşı çıktığı için yetkileri budandı...

TMMOB
TMMOB’nin vize ve onay yetkilerini kaldırarak Çevre Ve Şehircilik Bakanlığına veren Torba yasa Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı.
Gezi Direnişi ile son aylarda kamuoyunun gündemine gelen TMMOB, iktidarın kamu yararını yok sayan politikalarına, özelleştirme uygulamalarına karşı çıkması ile demokratik kamu oyununda saygın bir yere sahip.
Türkiye Mimarlar Mühendisler Odaları Birliği’nin kamu yararı gözeten mücadelesi 1Aralık 2012’de Sabah Gazetesinde "150 milyarlık neşter"başlığı ile haber olmuştu. Haberde “Tüp geçit projesi, 3‘üncü köprü, nükleer santral, Dubai Şeyhi El-Maktum‘un Levent projesi, İzmir otoyolu, Galataport ve kentsel dönüşüm başta olmak üzere 150 milyarı geçen yatırımlara engel olmak amacıyla dava üstüne dava açan TMMOB‘un yapısı değişiyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, TMMOB Kanunu‘nun değiştirilmesi için harekete geçti.” Deniliyordu. Habere göre TMMOB AKP’nin 150 milyar liralık rant projesini engellemişti.
Bu projelerin ederi özetle şöyleydi:
-Gebze-Orhangazi-İzmir otoyolu (Körfez geçiş projesi),12 milyar TL (Çekeceği yatırımlarla birlikte 30 milyar TL)
Kartal kentsel dönüşüm projesi: 20 milyar TL
-3‘üncü köprü projesi: 6 milyar TL
-Marmaray tüp geçiş projesi: 12 milyar TL
-Akkuyu nükleer santrali: 20 milyar dolar
-Galataport projesi: 5 milyar dolar
-Taksim Topçu Kışlası ve cami projesi: 3 milyar TL
-Levent garajı ihalesi: 1.1 milyar dolar.
***
Köprünün altından çok sular aktı. TBMM’de TMMOB yöneticileri 2011 Şubatında hükümet çevreleri ile görüştüler ve iktidardan TMMOB’ne dokunulmayacağına dair söz aldılar. Ne var ki AKP iktidarı, TMMOB’nin Gezi Parkı Direnişi’ndeki rolünden sonra, verdikleri sözleri unutarak torba yasa ile TMMOB’nin yetkilerini budamaya karar verdiler.
TMMOB yöneticileri TBMM’den geçen yasayı Cumhurbaşkanı’nın onaylamaması için çağrıda bulundular. Yaptıkları açıklamada:
“Bilindiği üzere 09.07.2013 tarihinde TBMM Genel Kurulunda kabul edilen "torba yasa" içindeki 3194 sayılı İmar Yasası‘nın 8. maddesine eklenen (ı), (i) ve (j) bendleri ile, TMMOB ve biz bağlı Odalarına yönelik kapsamlı bir operasyon daha yapılmıştır.
Yine AKP iktidarı tarafından üç yıl önce ve yine bir gece yarısı operasyonuyla ve yine bir "torba yasa" içinde yapılan değişiklikle, yabancı mühendisler ülkemiz mühendislerinden ayrıcalıklı kılınmıştır. İktidar, iki yıl önce de Kanun Hükmünde Kararnamelerle TMMOB‘yi otoriter bir tarzda vesayet altına alma yönünde adımlar atmış, bütün ülkeyi ranta dayalı bir şekilde imara açma politikaları kapsamında yeni yasa ve yönetmelik değişiklikleri yapmıştır.
6235 sayılı TMMOB Yasası‘nın bütününü değiştirme girişimi ise TMMOB ve Odalarımızın yürüttüğü kampanya üzerine bizzat Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ertelenir gibi gösterilmiş ancak çok önemli bir düzenleme, Gezi Parkı direnişinin ardından intikamcı bir tarzda, İmar Yasası içinde yapılan bir değişiklikle gündeme gelmiştir.
İmar Yasası‘nın 8. maddesine eklenen (ı) bendi, biz Odaların çok önemli bazı yasal yetkilerini ortadan kaldırmakta; (i) bendinde, ilim ve edebiyat eseri sayılan imar planlarının değiştirilmesinde plan müellifinin izninin alınmaması getirilmekte; (j) bendi ise Fikir ve Sanat Eserleri Yasası‘nda bilim eseri olarak tanımlanan mimari projelerin eser olup olmadığını Bakanlık bünyesindeki bir Estetik Kurul‘un keyfiyetine bırakmaktadır. Bu kurulun kimlerden oluşacağı, hangi kriterlere bağlı olarak çalışmalarını yürüteceğinin belirlenmemiş olması ise hukuk devleti ilkesine aykırıdır. Belirlilik ve öngörülebilirlik özellikleri taşımayan, hukuki güvenlik sağlamayan bu gibi kurallar Anayasa‘nın 2. maddesi ile bağdaşmamaktadır.
Söz konusu (i) ve (j) bendlerindeki düzenlemelerin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasası, 4117 sayılı Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına Dair Bern Sözleşmesi‘nin Kabulüne Dair Yasa ile Anayasa‘ya aykırı olarak; mimarların İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinden de kaynaklanan en doğal ve evrensel bir hak olan eser sahipliği hakkını, İmar Yasası yoluyla ortadan kaldırmaya yönelik olduğu görülmektedir.
İmar Yasası‘nın 8. maddesine eklenen (ı) bendi ise tam olarak şöyledir: "Harita, plan, etüt ve projeler; idare ve ilgili kanunlarında açıkça belirtilen yetkili kuruluşlar dışında meslek odaları dahil başka bir kurum veya kuruluşun vize veya onayına tabi tutulamaz, tutulması istenemez. Vize veya onay yaptırılmaması ve benzeri nedenlerle müelliflikler veya bunlara ait kuruluşların büro tescilleri iptal edilemez veya yenilenmesi hiçbir şekilde geciktirilemez. Müelliflerden bu hükmü ortadan kaldıracak şekilde taahhütname talep edilemez."
Bu bend, öncelikle, Anayasa‘da tanımlanan kamu kurum ve kuruluşu niteliğindeki, kamu tüzelkişiliği bulunan, yerinden yönetim özerk kuruluşları olarak tanımlanan ve bu nitelikleriyle Türkiye‘nin kamu idari yapısı içinde yeri bulunan, kamu adına üyelerinin ve kamunun yetki devri ile verdiği hizmetlerin mesleki denetimini yapan biz Odaların ve üst Birliğimiz TMMOB‘nin Anayasal-yasal dayanaklarının hukuk dışı bir şekilde ihlali anlamına gelmektedir.
İmar Yasası‘nın 8. maddesine eklenen bendlerle yapılan değişiklikler, özetle;
•· Ülke kaynaklarının talanına karşı çıkan Meslek Odalarını ve TMMOB‘yi işlevsizleştirmeyi,
•· Odaların üyeleriyle ilişkisini zayıflatmayı, giderek ortadan kaldırmayı,
•· Odaların gelirlerine el koymayı,
•· Kamusal-toplumsal yeraltı-yerüstü kaynak ve varlıkların talanını iktidarın elinde merkezileştirerek piyasaya açmayı, metalaştırmayı,
•· Kentsel dönüşüm, kentsel rant programlarının önündeki bilimsel, teknik mesleki denetimi ve toplumcu engelleri ortadan kaldırmayı,
•· Birbirinden farklı özerk yerinden yönetim kuruşları olan Meslek Odaları ve Belediyelerin Anayasal hak, yetki ve görevlerini ellerinden almayı,
•· Mimarların Fikir ve Sanat Eserleri Yasası kapsamındaki mimari projelerini eser olmaktan çıkarmayı, telif haklarına el koymayı,
amaçlamakta ve ele geçirilemeyen, rant politikalarına karşı duran TMMOB‘yi etkisizleştirmeyi amaçlamaktadır.
Bilindiği gibi bugünkü iktidar, sermaye birikim ve rant sürecini, büyük oranda, kentsel-kırsal alanlar ve koruma altındaki alanların dönüşüm programlarına bağlamıştır. AKP iktidarı her şeyi metalaştırma, piyasalaştırma peşindedir. TMMOB ve bağlı Odaları ise söz konusu yasa bendinde anılan "harita, plan, etüt ve projeleri", mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı disiplinlerinin bilimsel-teknik gerekleri ve kamu-toplum yararını gözeterek denetlemektedir. Ancak bu son operasyonla Odalar ve TMMOB‘nin Anayasal ve yasal mesleki denetim yetkileri elinden alınmakta, sınırsız bir talanın önü açılmaktadır.
Kentsel, kırsal, yeraltı ve yerüstü doğal kaynakların talanına karşı çıkan meslek odalarını işlevsizleştirmenin, Odalar ile üyelerini, üyelerin projelerini mesleki denetim ilişkisi dışına çıkarmanın sonucu, bilim dışı piyasa keyfiyeti ve serbestisini egemen kılmak olacaktır.
Ayrıca Odalarımızca gerçekleştirilen mesleki denetim uygulamaları sonucunda, sahte lisans diplomaları ve/veya sahte diploma denklik belgeleriyle kayıt olan, kayıt olmak üzere başvuran birçok sahte mimar-mühendis olduğu tespit edilmiştir. Bugüne kadar tespit edilen bu kişiler hakkında sahte resmi belge düzenlemek ve kullanmak ile 3458 sayılı Yasaya muhalefetten dolayı suç duyurusunda bulunulmuş, yapılan yargılamalar sonucunda 21 kişi hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş olup, diğerleri ile ilgili takibat devam etmektedir.
İmar Yasası‘nda yapılan değişiklikle Meslek Odalarının denetim yetkilerinin budanması, böylesi sahteciliklerin tespit edilmesini de engelleyerek, kamusal denetimin önünü tıkayacak ve halkımızı sahte mimar ve mühendislerle karşı karşıya bırakacaktır.
Bu değişiklik, iki yıl önceki, TMMOB‘yi ve yerinden yönetim özerk kuruluşları olan meslek kuruluşlarını otoriter bir tarzda vesayet altına almaya yönelik Kanun Hükmünde Kararnamelerle yapılan düzenlemelerin devamı niteliğindedir ve Anayasa‘nın başta 135. maddesi olmak üzere 2, 5, 123, 124, 138. maddelerine açık bir şekilde aykırılık oluşturmaktadır.
Söz konusu değişiklik önergesinin TBMM Genel Kuruluna sunuluş biçimi de yanlıştır. Zira 6235 sayılı TMMOB Yasası, İmar Yasası‘nda değişiklik kapsamında ele alınamaz. Bu husus Meclis İçtüzüğü‘nün 87. maddesine açıkça aykırılık oluşturmuştur. Ayrıca 6235 sayılı TMMOB Yasası‘nı ilgilendiren bir konuda TMMOB ve bağlı Odaların görüşlerinin alınmamış olması da mevzuat hazırlama usul ve esaslarına aykırıdır.
Değerli Basın Mensupları,
Biz Odalar ve TMMOB, tam bir birlik içinde, ülke, kamu, halk çıkarları, mühendislik, mimarlık, şehir plancılığının bilimsel teknik gerekleri doğrultusundaki çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bunu hiçbir antidemokratik güç ve düzenleme engelleyemeyecek, durduramayacaktır.
Yukarıda belirttiğimiz nedenlerle Anayasal tabanı bulunmayan bu düzenlemenin Cumhurbaşkanınca onaylanmaması, reddedilmesi gerektiği açıktır.
Kuvvetler ayrılığı ile özerk kamusal, mesleki ve toplumsal yapıları ortadan kaldıran antidemokratik düzenlemelerin devamı olan bu konunun Cumhurbaşkanınca ele alınışı, AKP‘nin uyguladığı neoliberal politikaların ulaştığı nokta açısından, duyarlı herkese yeni bir değerlendirme olanağı da sunacaktır.
Demokrasi, kuvvetler ayrılığı, yerinden yönetim özerk kuruluşlarının görev ve yetkileri, Türkiye‘nin imarında mühendislik, mimarlık, şehir plancılığının yeri ve rant politikaları gibi, kamuoyunun önem verdiği son derece önemli konular, Cumhurbaşkanını bu konu özgülünde önemli bir karar vermenin eşiğine getirmiştir.
Cumhurbaşkanı‘nı, TBMM‘nin 09.07.2013 tarihli 135. birleşiminde görüşülen "Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" içindeki 3194 sayılı İmar Yasası‘nda değişiklik yapılmasına dair düzenlemeyi, Cumhurbaşkanı‘nın görev ve yetkileri kapsamında onaylamaması yönünde kamuoyu önünde duyarlılığa davet ediyoruz.(30.07.2013)” denildi.Yapılan açıklamalr karşılık bulmadı, Cumhurbaşkanı’nı “Çankaya noteri” rolünden alıkoyamadı.
Jeoloji Mühendisleri Odası Cumhurbaşkanı’nın yasayı onaylaması üzerine yaptığı açıklamada, “..bu yasal düzenleme, Anayasa`nın 123, 124 ve 135 inci maddelerine 6235 sayılı TMMOB Yasası`na, İmar Kanunu‘nun 28 inci maddesine, Anayasa Mahkemesinin ve Danıştay‘ın kesinleşmiş kararlarına aykırıdır, bu nedenle de hukuki ve meşru değildir.”dedi.
Aynı açıklamada “Bu yasa maddesini önerenler, oylayanlar, kabul edenler, yayımlayanlar bilsinler ki; mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı mesleği; bu mesleği yapan mühendis, mimar, şehir plancıları ve onların Anayasa‘nın 135. maddesine dayanarak 6235 Sayılı Yasa ile kurulmuş örgütü TMMOB bu yasa maddesi ile dizayn edilemez.
"TMMOB‘nin hak ve yetkilerini kısıtladık" diyenler, "TMMOB‘den rövanşı aldık" diyenler, bilmelidir ki; bu meslek ve bu örgüt, bu ülkenin mühendisleri, mimarları, şehir plancıları sizin torbanıza sığmaz.
Herkes şunu çok iyi bilmelidir: Hiçbir güç; TMMOB ve bağlı Odalarını halkçı, toplumcu, kamucu değerlerinden uzaklaştıramayacaktır. TMMOB; dimdik ayakta kalacak, AKP faşizmine boyun eğmeyecektir.” ifadeleri yer aldı.
AKP iktidarının uyguladığı kamu yararı gözetmeyen politikaların karşısında halkın çıkarlarını gözeten TMMOB’nin vize ve onay yetkisi oldubitti ile anayasaya aykırı olarak budandı.
CHP Grup Başkanvekili Akif Hamzaçebi, Cumhurbaşkanı Gül tarafından onaylanan Torba Yasayı, Anayasa Mahkemesine götüreceklerini açıkladı.
AKP iktidarının politikalarına boyun eğmeyen sivil toplum örgütlerini etkisizleştirme, ele geçirme, ele geçirmeyi beceremeyince yetkilerini budayarak işlevsiz kılmaya dönük siyasi ayak oyunlarına Anayasa Mahkemesi bakalım ne diyecek?
İyi seyirler…