Toplu Mezarlar Ülkesi / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Şubat '11

 
Kategori
Deneme
 

Toplu Mezarlar Ülkesi

Kimse kendini kandırmasın, gördünüz olan biteni. Söz konusu olan kardeşlerimiz olunca susardınız ya, yine öyle yapıyordunuz. Hani, zalimin etrafında dört dönüyordunuz ya, başınızı onların omzuna sürüyordunuz ya uysal bir kedi gibi, ola ki gözünüz onlara ilişmişse hemen bakışlarınızı kaçırıyordunuz ya, işte o zamanlardan söz ediyorum. Bıyıklarınızın sizin hakkınızda konuşmasına bile izin vermediğiniz, jiletlere tutuğunuz yüzünüzün (yüzsüzlüğünüz deniliyor şimdi) arkasına yerleştirdiğiniz saklı niyetlerin olduğu çağdan bahsediyorum. Sahi hafızanız yok mu sizin kardeşlerim? 

Zalim bir zamandı. Zamanın kendisinin zalim olduğu bilinir. Ondan söz etmiyorum. Oraya çekmeyin diyeceklerimi. Alınlarını siper etmişken hakları için, enselerindeki namludan bahsediyorum, o zamanlardan… Havaya uçurulan köprülerden, tarumar edilmiş hayatlardan, bir de ağlara takılan cesetlerden söz ediyorum. Köy meydanında toplanmış ahalinin yüzüne haykırılan hakaretlerden, kurtulanların ardından süzülen duman bulutundan, alevlerin kendinden utanmasından, ateşe atılan kardeşlerinizden söz ediyorum. Kentlerin varoşlarına sığınarak kurtulmaya çalışan, orada da yoksulluğun ve bin rezilliğin yakalarına yapıştığı, savaş ve ölüm bulutlarının soluksuz sürdüğü o sürek avı zamanlarından söz ediyorum. Sahi duymuyor musunuz kardeşlerinizin sızlanmalarını? 

Haykırışlar duyulmaz kimi zaman bilirim. Ama acı dolu bir suskunluktu o dönemler. Suskunlukları da mı duymadınız? Uzak bir çağ değil ki sözünü ettiğim. Dündü. Yüzlerini, bedenlerini seçemedikleri, bunca kanın içinde kokusundan tanıdıkları tarumar cesetlere mahkûm bırakılmış annelerin, olan biten karşısında hep soğukkanlı davranmaya çalışarak yaslanacak bir duvar arayan babaların yaşadığı rezil zamandan söz ediyorum. Duymadınız o anneleri, o babaları. Yerinden yurdundan koparılarak köksüz bırakılmış küçükleri de mi görmediniz? Şimdiki anlayışsızlıktan, öfkeden yakınıyorsunuz. Bir kez bile anlamak için çaba sarf etmediğiniz koca bir güruhun size bakarken sertleşen, öfkelenen suratlarından mı hoşnut değilsiniz? Sahi vicdanınız yok mu sizin kardeşlerim? 

Bitti o zulüm, dediniz. Sınırsız bir kardeşlik başladı, dediniz. İnandılar, yanınızda yer aldılar. Şimdi anlıyorlar ne büyük yanıldıklarını, kandırılmış olduklarını fark ettiler. Çünkü dün elinde namlu tutanlara göz yumanlar yine aynı yerdeler. Ortaya dökülen yakın tarihin rezilliğini bile görmüyorsunuz. Bağırılınca kulaklarınızı, gösterilince gözlerinizi kapatıyorsunuz. Nasıl anlatılır bir anneye, nasıl yok sayılması istenir bir babadan, mezarsız ölüler ülkesi. Gidip gözyaşı akıtacak bir mezar bırakılmadığı içindir gözleri her yükseltiye takılınca kilitlenmeleri annelerin. Bunların hepsini unutun ve biz kardeşiz diyorsunuz, değil. Bunların hiç biri unutulmayacaksa, ortada bırakılmış günahları sahiplenecekse birileri, evet kardeşiz. Ama siz o havada değilsiniz. Bir elinizde zeytin dalı diğerinde sopa. Sahi siz hiç utanmaz mısınız? 

Murat suyundan ölüler toplandı, cesetler araçların arkasında sürüklendi, kimisinin kafasına ayakla basılarak fotoğraflar çekildi afili pozlar vererek, ocaklar viran edildi, milyonlarca insan muhacir edildi, topluca açılan çukurlara tıkıldı cesetler, yakılan evinin alevleri ile tutuşturuldu insanlar, çocuklarını arayan anne, babalar ortadan kayboldu. Bunların hiç birini görmediniz, duymadınız. Buna da amenna. Peki, Bitlis Mutki’de ortaya çıkarılan yakın tarih vesikaları. Güvenliğimizi sağlasın diye oluşturulan yerlerde ortaya çıkan insan kemikleri. Bunları da mı görmüyorsunuz Allah aşkına? Sahi siz Allah’tan da mı korkmazsınız? 

 
Toplam blog
: 6
: 405
Kayıt tarihi
: 17.06.08
 
 

Edebiyatla ilgileniyorum. Daha çok öyküyle. Bir çok dergide öykülerim yayınlandı. Fazla konuşan biri..