- Kategori
- Haber
Trabzon'da işten atılan işçi kendini yaktı. Taşeron cehennemi analizi

Trabzon'da Belediye için çalışan Taşeron firmada çalışırken işten atılan Mustafa Canbakkal belediye binasının çatısına çıkıp kendini yaktı. 40 yaşındaki Mustafa Canbakkal'ın zaten kölelik maaşına çalıştırılan bir işçi olmasına mı üzülelim, yoksa bir daha 40 yaşından sonra iş bulamayacak oluşunun verdiği umutsuzluğa mı üzülelim?
Türkiye son yıllarda Taşeron firmaların cenneti ve bu firmalara çalışan asgari ücretlilerin cehennemi haline geldi.
Heryerde taşeron firmalar var ve hepside asgari ücretle köle gibi insanları çalıştırmaktadırlar. Asgari ücret 750-800 TL zaten bir kira en az 400-500 TL, eletirik, su, gaz, telefon derken asgari ücretin yetmesi mümkün değil.
Yıllar önce KÖLE ISAURA vardı, o dizide çiftlik kahyaları vardı köleleri çalıştıran ve acımasız, çiftlik sahiplerinin goygoycusu ama çalışanlara gelince sert ve acımasız. Taşeronlar, belediyeler ve işçiler arasında bu kahyalara benziyorlar, işçilere acımasız ve duyarsız asgari ücret vermekteler çoğu.
Yıllar önce belediyede ve KİT'lerde çalışan işçiler şimdi hesaba göre 3-4 bin TL alırken şimdiki işçiler ise sadece 700-800 TL alıyor, aradaki farkı emek sömürücüsü taşeronlar almakta. Belediye artık işçilerin grev ve haklarıyla uğraşmak zorunda kalmıyor.
Bir devlet bakanı kalkmış 800 TL'yi iyi bir maaş olarak anlatıyor. 800'le kendi makam aracının 2 haftalık benzin masrafı değil. 800 TL kendi maaşının %5'i bile değil. Madem asgari ücret iyi ve güzel, madem bu maaşla geçiniliyor neden kendisi bu maaşı almıyor.
Türkiye'de şu an en çok ihtiyaç duyulan şey İslami Sosyal Demokrat bir partidir. Muhafazakarlık ve sağcı kapitalist düzen kendisini İslam diye şimdiye kadar yutturdu. Şu anki sağcı, kapitalist, ezen ve acımasız partilerin önünde asla CHP gibi partiler duramaz ve duramadılar. Sağcı partiler ellerine aldıkları KURANLarla halkı sömürdüler. Askerin halktan kopuk olması ve halkın değerlerinden uzak olarak ikide bir kendi halkının değerlerine darbe yapması halkı denize düşen ve yılana sarılan insan konumuna düşürmüş, yıllarca Demirel'i, Çiller'i, Yılmaz'ı islamcı muhafazakar diye tutmuş durumda halk.
AK Parti göreve geldiğinde İslamcı özelliklere vurgu yapıyordu zamanla doğru yaptığı açılımlar, özgürlüklerin yayılması, darbecilere darbe, ihracatın artması gibi şeyler olsada en çok işçi sömürüsü ve köleliğin yayıldığı dönemlerden birine sahiptir. Halk, 28 Şubat darbecilerinden kurtulmak babında AK Partiye tıpkı Demirel'e sarıldığı gibi sarıldı.
Oysa taşeron cehenneminin en çok olduğu dönemlerden biri bu dönem. Vergi artışları korkunç boyuta ulaştı. İşletmeler Devletin acımasız vergi politikasının acısını asgari ücretli işçisinden çıkartmakta.
Trafik cezalarının hiç Allahı yok. 7 binliralık 1993 model Renault Broadway bir araba sürenle 70 binliralık bir BMW'yi sürene aynı Trafik cezası ve adaletsiz vergilerin uygulandığı kaç ülke var? (Finlandiya'da Trafif cezaları ceza yazılanın gelirine göre, Nokia'nın müdürü 100 bin Avro ceza ödedi, Türkiye'de Ağaoğlu'na ceza yazabilecek bir memur kendini merede buluverir acaba?)
Yakın gelecekte tıpkı Türktelekom gibi Devlet Hastaneleri, THY ve YHT'lerinde elden çıkacağını görmek zor değil. Otoban ve Köprüler daha yeni satıldı. Doktorların Amerikalı şirkete çalışan taşeronlara çalıştığını düşünün bir. İmkansız gibi geliyor ama daha bunlarda olacak.
Hastane önlerinde kendini yakan doktorları ve hemşireleride göreceğimiz günler olacağını düşünmekteyim.
Sahi madem yollara para ödeyeceğiz, çocuğumuzu özel okula yollamak zorunda kalıyoruz, hastanede muayene ücreti ödüyoruz öyleyse vergiler niçin toplanıyor?