​ Trabzonspor’a Alkış ve Bir Anımsatma! / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '11

 
Kategori
Futbol
 

Trabzonspor’a Alkış ve Bir Anımsatma!

Trabzonspor’a Alkış ve Bir Anımsatma!
 


2010-2011 Spor Toto Süper Lig şampiyonluğu için, Fenerbahçe ile Trabzonspor arasında atbaşı giden yarış sonuçlandı. Puanlar 82’e, Fenerbahçe mutlu sona ulaştı.

Bu mutlu sona ulaşmayı, futbol diliyle anlatmak istersek, “ikili averaj” belirledi. Anımsanacağı gibi, Trabzonspor’daki maçı Trabzonspor 3-2, Kadıköy’dekini ise Fenerbahçe 2-0 kazanmıştı. Puanlar eşit olunca, tek gol üstünlüğü, Fenerbahçe’yi birinciliğe/ şampiyonluğa taşıdı.

Bu gerçek ortadayken kalkıp da “gönüllerin şampiyonu” diye “teselli” aramanın, “başarı”yı küçümsemenin, karalar bağlamanın, kendinden kaynaklanan olumsuzlukları/ eksiklikleri göz ardı etmenin gereği yok. Yapılması gereken yarışı atbaşı götüren iki takımın futbol emekçilerini kutlamak, alkışlamaktır. Çünkü futbol emekçileri, görevlerini hakkıyla yaptılar.

Ya, yan yollara sapanlar, “patron”um diye caka satanlar; onlara ne demeli?

İzninizle gülüp geçelim!

*****

İlk yarıyı Fenerbahçe’den 9 puan önde kapatan Trabzonspor ikinci yarıda ne yaptı?

Deplasmanda Fenerbahçe’ye 2-0 yenildi, Eskişehirspor’la 0-0 berabere kaldı. İçeride ise, Antalyaspor (1-1), Ankaragücü (0-0) ve Kayserispor’a (3-3) takıldı, toplam 6 puan yitirdi.

Fenerbahçe, sadece Bursaspor’a (0-0) takıldı. Böyle olunca da, aradaki 9 puanlık fark kapandı, sonucunu “ikili averaj” belirledi.

Böylesi bir şampiyonluk, sadece maçı kazanmanın önemli olduğunu dile getirenlerine bir “uyarı” olmalı.

Şampiyonluğu, Fenerbahçe’nin puan yitirmesi beklentisi üzerine kurma, Trabzonspor’u başkalarından “medet” umma durumuna soktu. Gerçek şu ki, son ana kadar başkasından "medet" ummak, insanı/ çevresini beklenti içine sokar, umutsuzluğa düşürebilir. Bunların doğal sonucu da, bunalımdır!

Trabzonspor’un son maçı, zorlu sayılması gereken bir deplasmanda, 4-0 kazanmasına karşın, Fenerbahçe de kazandığı için ikincilikte kalması, futbolcuları derin bir hüzne boğması, bu “medet” ummanın getirdiği bunalım sonucudur. Oysa ikincilik de bir başarıdır.

*****

Trabzonspor, geçen yıl son maçta, daha çok, kendisinden “medet” umanları sevindirmişti. Mücadele etmemiş, yenilmemek için sadece direnmişti.

O zaman üzülenler, bugün kendi güçleriyle, deplasmanda sevindiler. Fenerbahçe, sonda maçta “el yardımı”yla sevinseydi, Trabzonspor’un üzülmesinin bir anlamı olurdu.

Son maçta sevindiren, bir başka son maçta başkası tarafından sevindirilmeyi bekliyor, bu gerçekleşmeyince üzülüyorsa, bir “muhasebe” yapılmalıdır.

Bir takım, yenilgi ya da beraberlik gibi sonuçların kendi konumunu etkilemediğinde, yenmek düşünmesiyle oynamıyor, dolaylı olarak başkaları için oynuyorsa, ancak kendi için oynadığı günlerde sevinmeyi hak eder. “Büyüklük” de, ancak bununla ölçülür, anlatılabilir.

*****

Rakibini, üstelik de, deplasmanda 4-0 yenen bir takım, sevinmeli!

Alkış almalı; biz de alkışlayalım.

Bu arada, fazla ileri gitmeden, bir de “yuh” çekelim:

Kamuoyu karşısına “söz”le ya da “laf”la çıkma olanağı olan, şu ya da bu nedenle güttükleri kine başkalarını eklemek isteyen, “onurlu” ile “on urlu” arasındaki ayrımı gizleyen, düşmanlık tohumu eken, futbol emekçilerinin başarılarına konan, ama başarısızlıklara kılıf arayanlara...

Alkışlarımız, özellikle futbol emekçilerine, takımlarını destekleyen, kafasıyla düşünen, yüreğiyle hüznü/ sevinci yaşayan, “fedakâr” taraftara...

TURGUT ÇELİK/ Mersin

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..