- Kategori
- Futbol
Trabzonspor-Beşiktaş maçından notlar ve arkaplan

Ntvspor.net
Rijkaard etkisi mi, düzlük bilinci mi, kabul edilebilir yenilgi hedefi mi?
Beşiktaş tam bir "en iyi ihtimalle" beraberlik kadrosuyla oyuna başladı. Bobo ya da Yusuf beklenirken Uğur sahadaydı. Rijkaard etkisi olabilir. Rijkaard kötü gidişatın ardından çözüm olarak, bir forvet kullandığı bölgede Barış'ı kullanma yoluna gitmişti. Denizli de forvetlerden birinin yerine Barış'ın Beşiktaş muadili olan Uğur'u kullanmış. CSKA maçında da Rijkaard etksiyle Tello'yu Rijkaard'ın Arda'yı kullandığı gibi kullanmak istemişti. Bobo’yu oynatmaması "sonuç itibariyle" doğruydu; ama Denizli’nin onu oyuna sonradan dahil etmesi, oynatmama gerekçesinin, bu seçimi doğru yapan gerekçe olmadığını açığa çıkardı. Bobo, oyuna girdikten sonra kaçırdığıyla konsantrasyon durumuna ilişkin fikir verdi. Oyunun son bölümlerinde takım halinde Beşiktaş’ın üzerine gelen Trabzonspor’a karşı Ekrem de benzer bir golü atış olmayı sağlayabilirdi. Denizli 11 savunmacıyla oynamak istemiş. Tek hücumcunun varlığını bile istememiş. Nobre yaslanarak oynadığınız oyunda sadece bir savunmacı; çünkü klasik ceza sahası oyuncusu, dışında hücuma sağlayacağı katkı Sivok’tan bile zayıf. Bir forvet yerine Uğur’u tercih etmesinin nedeni, Denizli'nin "görece ilkel" oyunun Beşiktaş'ın yapısına daha uygun olduğu ve düz oyuncularla düz oynanması halinde daha kolay sonuca gidilebileceğinin bilincine varmış olması olabilir. Bu seçeneğin geçerli olduğu kanısına varmak için bu maç doğru maç değil; ama bu maç, bu seçeneğin geçerliliğini Denizli'ye göstermiş olabiir ve önümüzdeki maçlar için bu seçenek etkin olabilir. Beşiktaş'ta Kewell, Alex yok; ama Ernst, Holosko var; yani iyi düzler. (bkz. Beşiktaş-Ankaragücü maç öncesi yorum) Bu nedenle Wolsfburg maçının "inceci Beşiktaş"ı yerine Trabzonspor maçının "görece ilkel Beşiktaş"ı takımı daha kolay sonuç alır kılabilir. Denizli'nin düzlük içeren bu hamlesinin bu maçla sınırlı olup olmadığını birkaç maç sonra anlayacağız. Fenerbahçe maçında da benzer oyuncu grubunu seçmesi yüksek olasılık. İçerideki maçlarda da, özellikle kendinden zayıflara karşı oynanacak maçlarda, komplike oyun yerine "görece ilkel" oyun benimsenirse Beşiktaş'ın şampiyonluk iddiası taşıyacağını düşünüyorum. Tigana son haftalara kadar bu anlayışla şampiyonluk kovalamıştı. Bu maç özelinde Denizli seçimlerinde belirleyici olması olası unsurlardan birinin de kabul edilebilir bir yenilgi alma düşüncesi olduğunu düşünüyorum. Takımın farklı mağlup olma seçeneği maç öncesi hiç de yabana atılır durmuyordu; bu nedenle söz konusu seçimler görevde kalma savunmasına dönük de olabilir. Bu fikrin doğruluğunu olası görmemi sağlayan unsurlardan biri, oyuncu seçimlerini ayırıyorum, takımın hücuma dönük en ufak bir plan içermeyen oyun ve geçmiş maçlarda denge halinde süren oyunların son bölümlerinde bile kazanma düşüncesine dayalı seçimler yerine denge halinde süren oyunu sürdürmüş olmaya dayalı seçimler.
9 kişi Trabzonspor!
Skor oynanan oyunu yansıtmıyor. Beşiktaş her zaman olduğu gibi ne savunma oyununda ne de hücum oyununda etkindi. Skorun lehine olmasını sağlayan Trabzonspor’un ön alanda iki kişi eksik oynaması olabilir. Bu maç özelinde tek gol silahı uzaktan Ernst-Fink şutları olan bir takım gol atmayı başarabildi. Colman'ın ön savunmadaki varlığı bu unsurun etkisini beslemeye dönük bir seçimdi. Colman'ın Ernst'e kaptırdığı top gol topu oldu. Trabzonspor, ön alanda iki eksiğe karşın kazanmayı sağlamaya yetecek kadar pozisyon buldu. Sivok'un bu pozisyonların ikisinde boşa çıkarak başrol oynadığını da belirtmek gerekir. Kayserispor maçının ilk bölümleri ve Galatasaray maçında da oyuncu seçimleri takımı eksik kılmıştı. Colman bir oyun kurucu değil, Selçuk ise ön alan için yeterince yaratıcı değil. Selçuk ön alanda belli ölçüde idare etse de Colman arkada takımı bozuyor. Rakibin önde oynadığı oyunda Colman takımı bozmayabilir; ama rakip bekliyorsa Colman kayboluyor. Bu, Bursaspor maçından beri gözleniyor; ama Trabzonspor’un en büyük sorunu teşhis. Mesela, Broos maçın başında baskı düşünse Beşiktaş savunmasını çok zorlayabilirdi. Gökhan Ünal vuruş sıkıntısı yaşayan bir oyuncu. Vuruş dışında bir görev ile Gökhan'ın oyuna daha aktif katılım göstermiş olması sağlanmış olabilirdi. Mesela, ön alanda baskı işiyle görevlendirilse, diğer oyuncular da bu baskıya arkadan katılsa, yani Eskişehirspor'un Galatasaray'a özellikle oyunun ilk bölümlerinde korkmadan oynamayı başardığı klasik baskı oyunu oynansa, savunmanın arkasına sarkacak Gabriç, Umut(Serkan), Colman gibi oyuncularla da gol düşünülse Gökhan bu maçı hat trick ile bile tamamlayabilirdi. Bu görev, bir başka ifadeyle gol atma görevi dışında bir görev, Gökhan'ın üzerindeki gol baskısını alacağı gibi, takımı Beşiktaş’ın kalesine daha da itecek bir hamle olurdu ve gol kendine bir kılıf mutlak bulurdu ya da Gökhan hiç oynatılmamalıydı. Yerine kanat Serkan ile başlanabilirdi, bence takım Serkan ile ön alanda daha üretken olabilirdi. Beşiktaş'ın Trabzonspor'un arkada açtığı boşlukların cezasını kemeye müsait bir oyuncu grubuyla oynamadığını da düşündüğümüzde Broos'un fazla temkinli oldğu söylenebilir. Broos’un savunmaya yönelik teşhiste de zayıf kaldığını söyleyebilirim. Ernst ve Fink’e vuruş imkanı vermemenin gol yemiş olmamak için yeterli olacağı bir maçta takımı gol yedi. Sadece ön savunmada gol düşünceli oyuncu kullanmayarak bu sağlanabilidi. Colman, Galatasaray maçının birinci dakikasında da benzer bir top kaybı yapmış, Galatasaray bu vesileyle girmiş olduğu mutlak gol pozisyonunu değerlendirememişti. Gol düşünceli oyuncu kendi kalene değil, rakip kaleye yakın oynamalı. Bu maç özelinde savunulması bu kadar kolay olan rakibin tek gol silahıyla maçın kaybedilmiş olması Broos’un teknik direktörlük sınırıyla ilgili fikir veriyor.
Son maç korkusu!
İki teknik direktörün de son maçı olabilecek bir maça çıkmış olması da onları temkinli kılmış olabilir. Hücum etkinliği yüksek kanat Serkan yerine ön savunmaya Ceyhun takviyesi bu zihniyetin sonucu olabilir. Geçen sezonun başlarında, yine Trabzon'da oynanan Sağlam-Yanal maçında Yattara'nın yokluğunda Serkan, Yattara'nın görevini üstlenmiş, yorulup oyundan çıkana kadar ki bölümde de oyunun hücum yönüne etkin katılım gösteren tek oyuncu olmuştu. Serkan yerine ön savunmacı Ceyhun seçimi oyunu görece sıkıştıran bir unsurdu. Beşiktaş ise sadece Köybaşı ile hücum etmeyi düşündü. Serkan’ın varlığı hem bu unsurun rakibin hücumuna olan etkisini en aza indirebilir hem de Köybaşı’nın olası çıkışları Serkan’a imkan sunabilirdi. Bu, oyunun orta sahada görece az sıkışmış olmasını da sağlayabilirdi. Broos’un Wolsfburg gazisi rakibinden çekinmesi beni şaşırttı. Bu maçı kendini ve takımını ispat maçı olarak algılaması onun için çok daha akılcıydı. Bu durumda oyun ilk yarıda kopmuş olabilirdi. İlk yarıda birkaç kez baskı yiyen Beşiktaş savunmacılarının baskı sırasında yaşadığı çaresizlik Broos’un anlayış hatasını açığa çıkardı.
Şener yanılgı!
Sadri Şener ise hafta arası bir programda Gökhan Ünal’ı kast ederek aldığı parayı hak etmediğini ve hak etmediği kısmını iade etmesi gerektiğini ima ediyordu. Gökhan’ın sorunu kendine güven. Vuruş için öncelikli olarak ihtiyaç duyulan unsur. Bu açıklama Gökhan’ın sorununu derinleştirmeye yönelik olarak iş görmekten başka bir işe yaramaz, yaramadı da. Var olan sorunun derinleşmesine bu açıklamasıyla katkı sağlayan Şener, Gökhan'ın maçın bir an önce bitmesini istediği bir maç oynamasına zemin hazırlamış oldu. Trabzonspor’un en büyük sorunu teşhis; hem teknik hem idari. Yanlış teşhisten doğan ön alanda iki eksik oyuncuyla oyunun doğal sonucu Trabzonspor’un gol atmak için Umut’un etkinliğine muhtaç olmasıydı; bu da Hakan Arıkan’ı yıldız yaptı.
"Düzlük"te bir Maradona!
İkinci yarıya Tabata-Yusuf değişikliği ile başlanması Beşiktaş’ı görece itti. Tabata "ne et ne balık” görüntüsünde. Beşiktaş’ın oynadığına benzer bir oyun karakteri var. İki yönlü gibi görünse de oyunun iki yönünde de yok. Yusuf tam bir forvet oyuncusu. Yusuf’un varlığı nedeniyle Trabzonspor’lu oyuncular Beşiktaş’ın üzerine ilk yarıdaki kadar rahat gelemedi. Aynı zamanda bu topun takımın ayağında kalmasına yönelik olarak katkı sağladı. İlk yarı boyunca Trabzonspor tek kale oyun oynamış, gol için yeterince pozisyona da girmişti. İkinci yarı oyun biraz daha normal bir seyir aldı. Bunda Trabzonspor’lu oyuncuların iki eksik oynamaya bağlı olarak yaşadığı fiziki düşüşün de etkili olmuş olabileceğini düşünüyorum. Alanzinho önemli katkı sağladı, bunun nedeni Beşiktaş’ın çok düz takım olması. Bu düzlüğün içinde Alanzinho Maradona gibi durdu. Selçuk’un çıkması ise hataydı. Trabzonspor’un Ernst’i Selçuk. Bir uzaktan şut da ondan izleyebilirdik. Takım yenik durumda, seyirci aleyhte iş görür duruma gelmek üzere. Oyundan soğuklar çıkıyor, sıcaklar giriyor. Girenler Baytar, Serkan; çıkanlar Cale, Selçuk. Yusuf değişikliğinden sonra yumuşayan Beşiktaş daha kolay pozisyon vermeye başladı. İlk yarıda ağırlıklı olarak şişirme toplarla etkili olmuş Trabzonspor ikinci yarı daha organize gelme imkanı buldu; ama iki eksik oyun ancak gol için çabalamalarına yetti.
Bu blog Canlı Maç Anlatımı sayfamızda da yayınlanmaktadır